ABD, Hizbullah'ın yeniden yapılanma sürecini yakından izliyor
Hasan Nasrallah'ın ölümünden iki yıl sonra Hizbullah'ın toparlanma çabaları, Washington'da yeni bir caydırıcılık ve güvenlik stratejisi tartışması başlattı.
Lauren Collins ·

Hizbullah'ın toparlanma süreci
Hasan Nasrallah'ın Beyrut'ta hayatını kaybetmesinin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen, Hizbullah'ın askeri ve örgütsel kapasitesini yeniden inşa etmeye çalıştığına dair bilgiler Washington'da dikkatle takip ediliyor. Yetkililer, örgütün eski liderinin İsrail'in geniş çaplı bir savaştan kaçınacağı yönündeki varsayımının, mevcut sınır güvenliği denkleminin merkezinde yer aldığını belirtiyor.
ABD yönetimi için temel endişe, sadece kaybedilen liderlerin veya silah sistemlerinin yerinin doldurulması değil. Zayıflamış ancak yeniden organize olmaya çalışan bir yapının, taraflar arasında yanlış hesaplamalara yol açabilecek öngörülemez bir aktöre dönüşme riski taşımasıdır.
Stratejik politika araçları
Hizbullah, Lübnan iç siyasetindeki rolünün yanı sıra İran destekli bir askeri ağ olarak faaliyet gösteriyor. ABD, bu yapının finansal kaynaklarını ve lojistik destek hatlarını kısıtlamak amacıyla yaptırımlar, diplomatik baskı ve kolluk kuvvetleri operasyonlarını içeren çok katmanlı bir strateji yürütüyor. Hazine ve Dışişleri Bakanlıkları finansal kanallara odaklanırken, Pentagon İsrail ile askeri koordinasyon ve güvenlik yardımları üzerinden süreci yönetiyor.
Nasrallah'ın geçmişteki caydırıcılık hesapları, İsrail'in geniş çaplı bir çatışmanın maliyetini göze alamayacağı fikrine dayanıyordu. Bugün ise Washington ve Tel Aviv, örgütün bu toparlanma çabasını bir direnç göstergesi mi yoksa yeni bir çatışma riskini tetiklemeyen bir güç kazanma girişimi mi olarak değerlendirmeleri gerektiği konusunda bir yol ayrımında bulunuyor.
Karar mekanizmaları ve riskler
Washington'daki politika yapıcılar için her aracın farklı bir işleyiş süreci bulunuyor. Yaptırımlar finansal ağları hedef alsa da sınır hattındaki gerçekleri anında değiştirme kapasitesine sahip değil. Diplomatik kanallar gerilimi düşürmek için kullanılsa da, bu durum tarafların itidalin kendi çıkarlarına uygun olduğuna inanmalarına bağlı kalıyor.
Kongre'nin Hizbullah konusundaki iki partili yaklaşımı, yönetimin üzerindeki baskıyı artırıyor. Bazı milletvekilleri daha sert yaptırımlar ve Lübnan'a yönelik yardımların daha sıkı denetlenmesi çağrısında bulunuyor. Bu durum, yönetimi hem diplomatik esnekliği koruma hem de güvenlik endişelerini giderme konusunda zorlu bir denge arayışına itiyor.
Gelecek projeksiyonu
Hizbullah'ın yeniden yapılanma seviyesine dair belirsizlikler, ABD politikasının önündeki en büyük engel olarak duruyor. Eğer örgütün sadece finansal kanallar üzerinden güçlendiği sonucuna varılırsa, yaptırımların ön plana çıktığı bir süreç beklenebilir. Ancak sınır hattında yakın vadeli bir tırmanma riski öngörülürse, askeri koordinasyon ve caydırıcılık mesajlarının ağırlık kazanması muhtemel görünüyor.
Aralık 2026 sonuna kadar gözlemlenecek olan temel gösterge, ABD'nin Hizbullah bağlantılı yapılara karşı yeni bir yaptırım veya güvenlik koordinasyonu kararı alıp almayacağıdır. Bu tür adımların atılması, örgütün faaliyetlerinin sınır bölgesinde ciddi bir risk oluşturduğuna dair resmi bir değerlendirmenin yapıldığını gösterecektir.