Türkiye orman yangını riski 2025’te alanı büyüttü
Türkiye orman yangını riski 2025’te 3.224 yangın ve 81.473 hektar kayıpla öne çıktı; daha az olay, daha büyük alan kaybı yarattı.
Ayla Demirhan ·

Türkiye’de orman yangını riski 2025’te yalnızca olay sayısıyla değil, yanan alanın büyümesiyle öne çıktı. Resmi verilere göre 2025’te 3.224 orman yangını çıktı ve 81.473 hektar ormanlık alan zarar gördü. Bu tablo, yangın yönetiminde “daha az olay” görünümünün tek başına yeterli bir gösterge olmadığını ve birkaç büyük yangının toplam kaybı hızla büyütebildiğini ortaya koydu.
Uzman değerlendirmeleri, 2025’te yangın sayısının bir önceki yıla göre yaklaşık %15 gerilemesine rağmen, yanan toplam alanın yaklaşık üç katına çıktığına işaret ediyor. Bu ayrışma, riskin kıyı kuşağıyla sınırlı kalmayıp iç bölgelere doğru genişleyen bir profil sergilediği yönündeki uyarıları güçlendirdi. Ayrıca 1988-2025 dönemi dikkate alındığında 2025’in, 2021’den sonraki en ağır kayıpların yaşandığı yıllardan biri olarak öne çıktığı belirtiliyor.
2024-2025 karşılaştırması ne söylüyor
2024-2025 karşılaştırması ne söylüyor?
2024’te 3
2024’te 3.797 yangında 27.500 hektar alan zarar görmüştü. 2025’te yangın sayısı düşerken zarar gören alanın 81.473 hektara çıkması, operasyonel kapasite kadar risk azaltma ve önleme araçlarının da yeniden tasarlanması gerektiğine işaret ediyor. Kurumsal açıdan bakıldığında, performans ölçümünün yalnızca “çıkan yangın sayısı” yerine “yanan alan, yangın şiddeti, müdahale süresi ve yeniden kazanım maliyeti” gibi göstergelerle birlikte ele alınması önem kazanıyor. Uzmanlar, bazı yıllarda toplam zararın birkaç büyük yangın tarafından belirlendiğini vurguluyor. Bu durum, kaynak planlamasında “ortalama senaryo” yerine “uç olay” senaryolarının daha fazla yer tutmasını gerektiriyor. Özellikle rüzgâr, düşük nem ve yüksek sıcaklık gibi koşulların bir araya geldiği dönemlerde, yangınların hızlı büyüme eğilimi risk yönetiminin merkezine yerleşiyor.
İklim değişikliği ve ekosistem kayıpları
İklim değişikliğiyle birlikte yüksek hava sıcaklıkları, düşük nem ve şiddetli rüzgârlar, yangınların çıkış ve yayılım dinamiklerini hızlandırıyor. Bu meteorolojik çerçeve, yangın sezonunun daha uzun sürmesi ve daha geniş coğrafyaya yayılması ihtimalini gündeme taşıyor. Ormanların yalnızca ağaç sayısı veya yüzölçümüyle değil; su döngüsü, toprak koruma, yerel iklimi düzenleme ve biyoçeşitliliği destekleme gibi işlevleriyle “yaşayan ekosistem” olarak değerlendirilmesi, kayıpların ekonomik ve sosyal etkisini genişletiyor. Bu nedenle Bu nedenle, yangın sonrası toparlanma yalnızca ağaçlandırma faaliyeti olarak görülmüyor; havza yönetimi, erozyon riski, su kaynaklarının sürekliliği ve habitat bütünlüğü gibi başlıklarda uzun dönemli maliyetler yaratabiliyor. Kamu kurumları ve yerel yönetimler açısından bu maliyetler, altyapı güvenliği, su yönetimi ve afet dayanıklılığı planlarıyla kesişiyor. İnsan kaynaklı risk ve yönetişim ihtiyacı Türkiye’deki orman yangınlarının yaklaşık %90’ının insan kaynaklı ihmal ve kazalardan doğduğu tahmin ediliyor. Kontrolsüz ateş kullanımı ve tarımsal faaliyetler sırasında yapılan hatalar, meteorolojik riskin yükseldiği günlerde büyük alan kayıplarına dönüşebiliyor. Bu tablo, orman yönetimi stratejilerinin yalnızca müdahale kapasitesine değil, davranışsal risklerin denetimi ve yerel düzeyde önleme mekanizmalarına da odaklanmasını gerektiriyor. Önümüzdeki dönemde stratejilerin bölgesel iklim ve topografya özelliklerine göre yeniden yapılandırılması, erken uyarı ve saha denetimi gibi önleyici araçların güçlendirilmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması kritik başlıklar olarak öne çıkıyor. Kurumsal risk yönetimi açısından hedef, “yangın çıktıktan sonra söndürme” yaklaşımını, “yangın çıkmadan önce risk azaltma” araçlarıyla dengelemek olarak şekilleniyor. Ülke Etkisi Ülke Etkisi: Artan yanan alan, afet yönetimi bütçeleri ve orman-ekosistem restorasyonu üzerinden kamu maliyesi ve yerel idarelerin planlamasını etkileyebilir. İnsan kaynaklı nedenlerin yüksek payı, denetim, yaptırım ve eğitim gibi düzenleyici araçların politika gündemindeki ağırlığını artırabilir.
Sektör Etkisi: Tarım, ormancılık, sigorta ve altyapı işletmecileri, yangın sezonu uzadıkça operasyon sürekliliği ve varlık koruma maliyetlerini yeniden fiyatlayabilir. Orman yönetiminde bölgesel iklim-topografya temelli uygulamalar, teknoloji tedariki ve saha hizmetleri pazarında talep kompozisyonunu değiştirebilir.
Piyasa Etkisi: Yangın riskinin büyümesi, sigorta primleri ve reasürans maliyetleri üzerinden finansal koşulları etkileyebilir. Kamu harcamalarının afet müdahalesi ve restorasyona kayması, belirli sektörlerde nakit akışı ve yatırım takvimleri kanalıyla piyasa fiyatlamalarına yansıyabilir.