AB sanayi desteklerinde Türkiye menşeli girdiler için karar bekleniyor

AB sanayi desteklerinde Türkiye’nin menşe statüsünün korunup korunmayacağı, Fransa ve Almanya arasındaki kapsam tartışmaları nedeniyle belirsizliğini koruyor.

Cuneyd Erdogan ·

AB sanayi desteklerinde Türkiye menşeli girdiler için karar bekleniyor

Avrupa Birliği’nin sanayi desteklerinde Türkiye menşeli girdilerin statüsü, 4 Mart tarihli yasa taslağı üzerindeki müzakerelerde şirketlerin tedarik avantajını belirleyecek. Avrupa Komisyonu’nun Sanayi Hızlandırma Yasası taslağı, mevcut haliyle AB ile Gümrük Birliği bulunan ülkelerden gelen bazı içerikleri Birlik menşeli içerikle eşdeğer kabul ediyor.

Bu hükmün nihai metinde korunup korunmayacağı, Türkiye’de üretim yapan sanayi şirketlerinin Avrupa’daki destekli projelere parça ve girdi sağlama kapasitesi açısından izleniyor.

Müzakerelerde Fransa, kamu alımları ve devlet desteklerinde kapsamın AB içinde üretim yapan şirketlerle sınırlı tutulmasını savunuyor. Almanya ise Gümrük Birliği veya serbest ticaret anlaşması bulunan ortakların da belirli şartlarla sisteme dahil edilmesini öneriyor. İspanya’nın da daha esnek formüllere açık olduğu belirtiliyor.

Taslakta yer alan hüküm, Türkiye’yi AB Tek Pazarı’nın parçası haline getirmiyor ve Gümrük Birliği’nin kapsamını değiştirmiyor. Ancak belirli kamu alımları ve sanayi desteklerinde yerli içerik hesabı yapılırken Türkiye’de üretilen bazı parçaların AB menşeli içerikle aynı değerlendirmeye alınmasına imkan tanıyor. Bu ayrım, özellikle Avrupa tedarik zincirine parça ve ara malı sağlayan Türk üreticiler için önem taşıyor.

Fransa dar kapsam istiyor

Fransa’nın yaklaşımı, “Made in Europe” tanımının AB sınırları içinde üretim yapan şirketleri merkeze alması üzerine kurulu. Bu çizgi nihai metne girerse, AB dışındaki yakın ticaret ortaklarının destek mekanizmalarına erişimi daha sınırlı hale gelebilir. Kaynak metinde tartışmanın otomotiv, batarya, çelik, alüminyum ve temiz teknoloji gibi stratejik sektörleri kapsadığı belirtiliyor.

Avrupa Birliği

Almanya’nın savunduğu daha geniş model ise “Made with Europe” yaklaşımıyla, Avrupa ile güçlü ticaret bağı olan ülkeleri dışarıda bırakmamayı hedefliyor. Bu modelde, karşılıklı pazar erişimi sağlayan serbest ticaret anlaşmaları veya Gümrük Birliği ilişkileri belirleyici ölçütlerden biri olabilir. Türkiye, AB ile yaklaşık 30 yıldır yürürlükte bulunan Gümrük Birliği nedeniyle bu tartışmanın doğrudan içinde yer alıyor.

Türkiye açısından ayrım sadece menşe tanımıyla sınırlı değil. Avrupa’daki sanayi desteklerinin kapsamı, Türk tedarikçilerin AB merkezli üreticilerle kurduğu sözleşmelerde fiyatlama, teslimat ve yatırım planlamasını etkileyebilir. Kamu destekli projelerde kullanılacak yerli içerik hesapları daralırsa, Türkiye’den sağlanan parçaların rekabet konumu zayıflayabilir.

Otomotivde montaj ayrımı sürüyor

Otomotiv sektörü dosyanın en hassas başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Mevcut teklif, Türk menşeli parça ve girdiler için avantaj yaratabilecek hükümler içeriyor; ancak Türkiye’de monte edilen bir aracın otomatik olarak AB’de monte edilmiş araç sayılması anlamına gelmiyor. Bu nedenle otomotiv ana sanayi ile yan sanayi üzerindeki etki aynı düzeyde olmayabilir.

Batarya ve temiz teknoloji tarafında kararın etkisi, AB’nin tedarik güvenliği ve Çin rekabeti karşısında geliştirdiği sanayi politikasıyla bağlantılı olacak. Türkiye’de üretim yapan şirketler için asıl mesele, parçaların ve ara girdilerin Avrupa’daki destekli üretim programlarında hangi oranda kabul edileceği. Nihai metin dar kapsamlı çıkarsa, yatırım kararlarında AB içi üretim opsiyonları daha fazla ağırlık kazanabilir.

Geniş modelin korunması halinde Türkiye’nin Avrupa sanayi tedarik zincirindeki konumu desteklenebilir. Bu senaryoda otomotiv yan sanayi, metal işleme, batarya bileşenleri ve temiz teknoloji tedarikçileri için AB müşterileriyle mevcut üretim bağlantılarını sürdürmek daha kolay olur. Küresel ölçekte bu tercih, AB’nin yakın tedarik ağlarını kullanarak sanayi kapasitesini artırma arayışına hizmet eder.

Dar modelin kabul edilmesi halinde ise Türk şirketleri için Avrupa projelerinde yerli içerik hesabına girme alanı daralabilir. Bu, belirli sektörlerde yatırımın AB içine kayması, Türkiye’deki üreticilerin fiyat rekabetine daha fazla yaslanması ve tedarik sözleşmelerinde menşe şartlarının daha ayrıntılı müzakere edilmesi sonucunu doğurabilir. İzlenecek ana eşik, Komisyon taslağındaki Gümrük Birliği eşdeğerliği hükmünün yasalaşma sürecinde aynı kapsamla korunup korunmayacağı olacak.

More stories

Son haberler