14-17 yaş grubunda eğitim sistemi dışına çıkan gençlerin sayısındaki artış, ortaöğretimde ciddi bir terk sorunu yaşandığına işaret ediyor.
Türkiye'nin eğitim harcamaları OECD ortalamasının altında kalarak, kaynak yetersizliğinin eğitim kalitesini olumsuz etkilediğini gösteriyor.
Öğretmen atamalarındaki yavaşlama, mevcut kadroların iş yükünü artırmakta ve özellikle dezavantajlı bölgelerde eğitim açığını derinleştirmektedir.

Atlas AI
Okullaşma Oranları Düşüyor, Gençler Sistem Dışında Kalıyor
Eğitim-Bir-Sen tarafından yayımlanan “Eğitime Bakış 2025 İzleme ve Değerlendirme Raporu”, Türkiye eğitim sisteminde bazı kritik alanlarda yaşanan gerilemelere işaret etti. Rapora göre, özellikle 14-17 yaş aralığındaki gençlerin eğitim sistemi dışında kalma oranında endişe verici bir artış gözlemleniyor. Bu durum, ortaöğretim kademesinde okulu terk etme riskinin yükseldiğini gösteriyor.
Okullaşma oranlarındaki düşüş, ülkenin gelecekteki iş gücü niteliği ve sosyal kalkınma hedefleri açısından önemli bir sorun teşkil ediyor. Eğitimden kopan gençlerin ne istihdamda ne de eğitimde yer alması (NEET), uzun vadede ekonomik ve sosyal problemlere zemin hazırlayabilir. Rapordaki veriler, genel öğrenci sayılarındaki değişimlerin de dikkatle izlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Eğitim Harcamaları OECD Ortalamasının Altında
Raporun altını çizdiği bir diğer önemli başlık ise Türkiye’nin eğitime ayırdığı kamu harcamaları oldu. Verilere göre, Türkiye'nin eğitim harcamalarının Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri ortalamasının altında kaldığı belirtiliyor. Bu durum, eğitim altyapısı, teknolojik donanım ve materyal kalitesi gibi alanlarda yaşanan eksikliklerin temel nedenlerinden biri olarak görülüyor.
Eğitim finansmanındaki yetersizlik, okullar arasındaki imkan farklılıklarını derinleştirerek eğitimde fırsat eşitliği ilkesini zedeliyor. Uzmanlar, sürdürülebilir bir kalkınma için eğitime yapılan yatırımların artırılmasının stratejik bir zorunluluk olduğunu vurguluyor. Düşük harcamalar, öğretmenlerin mesleki gelişim imkanlarından derslik başına düşen öğrenci sayısına kadar birçok kalite göstergesini olumsuz etkiliyor.
Öğretmen Atamalarındaki Gerileme ve Etkileri
Rapor, son yıllarda öğretmen atama sayılarında gözlemlenen azalmaya da dikkat çekti. Atamaların yavaşlaması, bir yandan eğitim fakültesi mezunlarının istihdam sorunlarını derinleştirirken, diğer yandan mevcut öğretmenlerin üzerindeki iş yükünü artırıyor. Yeterli sayıda öğretmen atamasının yapılmaması, özellikle kırsal ve dezavantajlı bölgelerde öğretmen açığı sorununu büyütüyor.
Sınıf mevcutlarının kalabalıklaşması ve öğretmenlerin bireysel olarak öğrencilerle yeterince ilgilenememesi, eğitim kalitesini doğrudan etkileyen faktörler arasında yer alıyor. Eğitim sendikaları, sistemin sağlıklı işleyişi için öngörülebilir ve ihtiyaca dayalı bir atama takviminin oluşturulması gerektiğini uzun süredir dile getiriyor. Raporun bulguları, bu taleplerin ne kadar acil olduğunu bir kez daha teyit ediyor. Sistemin geleceği, bu temel sorunlara yönelik atılacak somut adımlara bağlı olacak.


