Suriye yönetimi ekonomik toparlanma için askeri gerilimi düşük tutuyor
Suriye, ekonomik kalkınmaya odaklanmak amacıyla İsrail'in askeri saldırılarına karşı temkinli bir duruş sergileyerek uluslararası yaptırımların etkisini azaltmayı hedefliyor.
Lauren Collins ·

Ekonomik öncelikler ve askeri strateji
Şam yönetimi, sınır ötesi operasyonlara ve askeri tesislere yönelik saldırılara rağmen doğrudan bir çatışmadan kaçınan bir politika izliyor. Ahmed el-Şaraa liderliğindeki hükümet, askeri karşılık vermek yerine devlet kapasitesini yeniden inşa etmeye ve ekonomik toparlanmaya odaklanmayı tercih ediyor. Bu yaklaşım, ülkenin uzun süredir devam eden iç karışıklıklar sonrası ihtiyaç duyduğu istikrarı sağlama çabasının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Suriye'nin bu stratejisi, özellikle uluslararası finansal sisteme yeniden entegre olma arzusuyla doğrudan bağlantılı. Dünya Bankası verilerine göre, ülkenin fiziksel altyapısının onarılması için yaklaşık 216 milyar dolarlık bir kaynağa ihtiyaç duyuluyor. Hükümet, enerji arzını stabilize ederek ve bankacılık kanallarını açarak bu devasa maliyeti karşılayacak yatırımları çekmeyi amaçlıyor.
Yaptırımların kalkması ve diplomatik süreç
2025 yılında Washington'ın kapsamlı yaptırım programını sonlandırması ve Avrupa Birliği'nin benzer adımlar atması, Şam için yeni bir dönemin kapısını araladı. Özellikle 24 Ağustos'ta Suriye'nin ABD'nin terör destekçisi ülkeler listesinden çıkarılması, ülkenin uluslararası meşruiyet arayışında önemli bir dönüm noktası oldu. Yine de, bazı hedefe yönelik kısıtlamaların hala yürürlükte olduğu belirtiliyor.
Bu diplomatik normalleşme süreci, Şam'ın elini güçlendirse de beraberinde yeni riskler getiriyor. İsrail, Suriye'nin askeri kapasitesini yeniden inşa etme çabalarını kendi ulusal güvenliği için bir tehdit olarak görüyor. Bu nedenle, özellikle Kuneytra, Dera ve Süveyda gibi güney bölgelerinde askerden arındırılmış alanlar oluşturulması yönündeki taleplerini sürdürüyor.
Stratejik belirsizlik ve egemenlik riski
İsrail'in askeri operasyonlarına karşı sessiz kalmak, Şam yönetimi için ciddi bir siyasi ikilem yaratıyor. Bir yandan ekonomik iyileşme için gerekli olan güvenli ortam korunmaya çalışılırken, diğer yandan İsrail'in askeri varlıklara yönelik saldırıları devam ediyor. Bu durum, Suriye'nin egemenlik haklarının sürekli olarak ihlal edilmesi riskini beraberinde getiriyor.
Uzmanlar, hükümetin askeri saldırılara yanıt verememesinin uzun vadede iç kamuoyundaki desteği zayıflatabileceğine dikkat çekiyor. Ulusal güvenlik mimarisini işlevsiz kurumlardan yeniden inşa etmeye çalışan yönetimin, halkın beklentileri ile dış politika gerçekleri arasında nasıl bir denge kuracağı belirsizliğini koruyor. Gelecek dönemde, bu stratejinin ülkenin toprak bütünlüğü ve siyasi meşruiyeti üzerinde nasıl bir etki yaratacağı yakından izleniyor.