Ilıcak ve Altan'a hapis cezası verildi.
Suçlama "silahlı terör örgütüne yardım".
Karar, Yargıtay bozması sonrası çıktı.

Atlas AI
İstanbul'da görülen davada gazeteciler Nazlı Ilıcak ve Ahmet Altan'a, "silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan hapis cezaları verildi. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, 12 Mart 2026 tarihinde Ilıcak'a 3 yıl 9 ay, Altan'a ise 4 yıl 6 ay hapis cezası kararı aldı. Bu karar, Yargıtay'ın önceki hükümleri iki kez bozmasının ardından yeniden yapılan yargılamanın sonucunu oluşturuyor.
Dava süreci, 2016 yılındaki darbe girişimi sonrası başlatılan soruşturmalar kapsamında gelişti. Ilıcak ve Altan, başlangıçta "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçlamasıyla yargılandı. Bu suçlama, Türk Ceza Kanunu'nda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını öngören ciddi bir maddeyi içeriyordu. İlk yargılamanın ardından, 2018 yılında her iki gazeteciye de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Bu karar, kamuoyunda ve uluslararası alanda geniş yankı uyandırdı.
Ancak Yargıtay, ilk kararı bozarak suçun niteliğinin "silahlı terör örgütüne yardım" olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Yargıtay'ın bu bozma kararı üzerine dosya yeniden yerel mahkemeye döndü. Yeniden yargılama sonucunda, 2019 yılında Ahmet Altan'a 10 yıl 6 ay, Nazlı Ilıcak'a ise 8 yıl 9 ay hapis cezası verildi. Bu kararın ardından her iki gazeteci de tahliye edildi.
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, ikinci kez verilen bu cezaları da yetersiz bularak tekrar bozdu. Yargıtay, indirim oranlarının ve ceza tayinindeki gerekçelerin hukuka uygun olmadığını ifade etti. Bu ikinci bozma kararı, davanın üçüncü kez yerel mahkemede görülmesine neden oldu. Son olarak, 12 Mart 2026 tarihinde İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay'ın bozma ilamları doğrultusunda yeniden yargılama yaparak Ilıcak ve Altan hakkında yeni hapis cezaları verdi.
Bu süreç, Türkiye'deki yargılamaların karmaşıklığını ve uzunluğunu gösteren bir örnek teşkil ediyor. Davanın bu son kararı ile birlikte, hukuki süreçteki belirsizliklerin bir kısmı giderilmiş oldu.
Ülke Etkisi: Bu karar, Türkiye'deki yargı süreçlerinin uzunluğunu ve karmaşıklığını göstermektedir. Hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma ilkeleri üzerindeki tartışmaları yeniden gündeme getirebilir. Yargı kararlarının istikrarı konusunda kamuoyunda farklı görüşler oluşabilir.
Sektör Etkisi: Gazetecilik mesleği üzerindeki baskı algısını artırabilir ve otosansür eğilimlerini güçlendirebilir. Medya kuruluşlarının yayın politikalarını gözden geçirmelerine neden olabilir. Uluslararası medya kuruluşlarının Türkiye'deki faaliyetlerine yönelik değerlendirmelerini etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Yargı bağımsızlığına ilişkin algılar, ülkeye yönelik yatırımcı güvenini etkileyebilir. Hukuki belirsizliklerin devam etmesi, uzun vadeli sermaye akışları üzerinde baskı oluşturabilir. Ülke risk primlerinin değerlendirilmesinde bu tür davaların etkisi göz önünde bulundurulabilir.
İlgili Haberler

Çoğu Yeşil Kart Başvurusu Artık Yurt Dışından Yapılacak
22 May, 18:41·yaklaşık 11 saat önce
Gabbard'ın İstifası Trump'ın Güvenlik Çevresindeki Ayrılıkları Ortaya Koydu
22 May, 18:31·yaklaşık 11 saat önce