Şırnak Rektörü Cumhuriyet'e meydan okudu

Şırnak Üniversitesi atama tartışması, rektörün sadakat vurgusu ve yargı/TBMM’ye yönelik ifadeleriyle yönetişim ve hukuk uyumu riskini büyüttü.

Cuneyd Erdogan ·

Şırnak Rektörü Cumhuriyet'e meydan okudu

Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdurrahim Alkış’ın akademik atama ve yükseltmelerde “sadakat” ölçütünü öne çıkaran açıklamaları, üniversitede yönetişim, hukuka uyum ve kurumsal itibar başlıklarında risk tartışmasını büyüttü. Alkış, sosyal medya hesabından 2 Nisan’da paylaştığı metinde, kadro süreçlerinin “gösterilen sadakate göre” ve “rektörün rızası doğrultusunda” yürüdüğünü ifade etti. Açıklama, yükseköğretimde liyakat ve şeffaflık ilkeleriyle uyum konusunda soru işaretleri doğurdu.

Paylaşımda dikkat çeken bir diğer unsur, Alkış’ın Yükseköğretim Kurulu’nun (YÖK) kendisine “tam ve koşulsuz destek” verdiğini ileri sürmesi oldu. Bu ifade, rektörlük kararlarının arkasında kurumsal bir destek bulunduğu mesajı olarak okundu ve olası denetim mekanizmalarının etkinliği tartışmasını tetikledi. Ayrıca Alkış’ın, henüz resmi ilan süreci tamamlanmamış ve Resmî Gazete’de yayımlanmamış kadrolar için isim telaffuz ettiği belirtildi.

Bu durum, kadro ilanı, değerlendirme ve atama aşamalarında eşit erişim ve usul güvenceleri açısından risk algısını artırdı.

Alkış, üniversitedeki uygulamalar nedeniyle TBMM’ye sunulan soru önergelerine de sert ifadelerle yanıt verdi. Paylaşımında milletvekillerini hedef alan sözler kullandı ve üniversiteyi “sadakat” vurgusuyla yönetmeye devam edeceğini söyledi. Bu dil, kamu kurumlarında hesap verebilirlik ve yasama denetimiyle ilişki açısından yeni bir gerilim alanı oluşturdu.

Rektörün açıklamaları yargı kararlarıyla görevlerine iade edilen iki akademisyeni hedef almasıyla daha da büyüdü. Alkış, bu kişilerin mahkeme kararıyla dönüşünü eleştirdi ve akademisyenlerden birinin görev süresi dolduğunda mayıs ayında yeniden üniversiteden uzaklaştırılacağını belirtti. Bu beyan, yargı kararlarına uyum, idarenin takdir yetkisinin sınırları ve olası yeni dava süreçleri açısından kurumsal risk başlığına girdi.

Metinde yer alan “Ben, eski Cumhuriyet’in … düzeninin Rektörü değilim” ifadesi, tartışmayı yalnızca personel politikası olmaktan çıkarıp ideolojik bir çerçeveye taşıdı. Alkış’ın benzer bir yaklaşımı daha önce de kullandığı, Aralık 2023’te yaptığı bir paylaşımda üniversiteye atayacağı kişilerin “kendisine biat eden sadakatli kişiler” olacağını söylediği ve yine ilan süresi dolmadan isim açıkladığı aktarıldı.

Süreçte YÖK veya diğer yetkili kurumların nasıl bir adım atacağına dair resmi bir açıklama bilgisi yer almadı.

Türkiye’de devlet üniversitelerinde kadro ilanı, jüri değerlendirmesi ve atama süreçleri mevzuatla çerçeveleniyor ve idari işlemler yargı denetimine açık kalıyor. Bu nedenle, kamuoyuna yansıyan “sadakat” temelli yaklaşım iddiası, hem iç denetim hem de dış denetim kanallarında inceleme ve itirazların artmasına yol açabilecek bir zemin oluşturuyor.

Kurumsal yönetim açısından tartışma, üniversitenin akademik çekim gücü, insan kaynağı kalitesi ve paydaş güveni gibi alanlara da taşma potansiyeli taşıyor.

Olası Etkiler

Ülke Etkisi: Tartışma, yükseköğretimde liyakat, şeffaflık ve yargı kararlarına uyum başlıklarını yeniden gündeme taşıyabilir. TBMM denetimi ve idari yargı süreçleri üzerinden kamu kurumlarında hesap verebilirlik tartışmasını etkileyebilir.

Sektör Etkisi: Üniversitelerde kadro süreçlerine ilişkin algı, akademik personel hareketliliğini ve kurumların araştırma/öğretim kapasitesini etkileyebilir. Benzer örnekler, yükseköğretimde yönetişim standartları ve iç denetim uygulamalarına yönelik baskıyı artırabilir.

Piyasa Etkisi: Kamu kurumlarında yönetişim ve hukuk devleti algısındaki değişimler, ülke risk primi ve yatırımcı duyarlılığı kanalıyla fiyatlamalara yansıyabilir. Eğitim ve kamu harcamalarıyla ilişkili tedarik ve hizmet sağlayıcılarında sözleşme ve itibar riskleri daha görünür hale gelebilir.

More stories