Silivri’deki gemi kazasında bilirkişi ön raporu: “Çift taraflı köprüüstü disiplinsizliği”
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi ön raporunda, Marmara Denizi’ndeki gemi kazasının temel nedeni “Çift Taraflı Köprüüstü Disiplinsizliği, Vardiya Standartlarının Tamamen Terk Edilmesi ve Durumsal Farkındalık Kaybı” olarak tanımlandı.
Atlas Newsdesk ·

Marmara gemi kazası ön raporu, 03.13’teki çarpışmada AIS, son manevra ve Alsu’daki vardiya düzenini ana başlık yaptı.
03.13 kaydı ve batma
Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi ön raporu, Alsu ile Tuğberk İmamoğlu gemilerinin karıştığı kazaya ilişkin ilk teknik çerçeveyi ortaya koydu. Rapor, olayın nihai kusur dağılımından çok çarpışmaya giden seyir, vardiya ve görüntü kayıtları üzerinde durdu.
Ön rapora göre temas saat 03.13’te gerçekleşti. Tuğberk İmamoğlu, iskele tarafında oluşan yırtılma sonrası kısa sürede battı; Alsu’da ise sancak bordadaki hafif sıyrıklar dışında seyri engelleyen veya su almaya yol açan majör hasar kaydedilmedi.
Raporda olayın ana teknik nedeni, iki gemide de köprüüstü disiplininin ve vardiya standartlarının terk edilmesiyle açıklanan bir farkındalık kaybı olarak tanımlandı. Bu değerlendirme, kazayı tek bir manevraya bağlamak yerine iki tarafın seyir yönetimini birlikte inceleyen bir çerçeve kurdu.
AIS kapalı, ECDIS açık
Bilirkişi ön raporu, Tuğberk İmamoğlu’nun AIS cihazı kapalı şekilde seyrettiğini ve telsiz mutabakatına aykırı olarak son 0,5 milde sancağa döndüğünü belirtti. Raporda bu hareket, çarpışma zincirini başlatan aktif unsur olarak değerlendirildi.
Alsu tarafındaki tespitler ise kazanın sonucunun neden ağırlaştığına odaklandı. Rapora göre M/T Alsu’da kontrol tecrübesiz 3. kaptandaydı; köprüüstünde tecrübeli kaptan ve ek gözcü bulunsa risk daha erken fark edilebilirdi.
Belgede, Alsu’nun kendi emniyet kılavuzundaki Watch Condition B kuralına uyması halinde Tuğberk İmamoğlu’nun sancağa dönüşünün 0,5 mil yerine 1,5 ila 1,8 mil mesafede görülebileceği değerlendirildi. Bu mesafe, rapora göre makinelerin durdurulması veya acil tornistan için daha geniş bir zaman penceresi sağlayabilirdi.
Bu teknik ayrım dosyanın merkezinde duruyor: bir tarafta AIS kapalı seyir ve son manevra, diğer tarafta Alsu’nun köprüüstü düzeni. Ön rapor, çarpışmanın önlenmesi veya darbe şiddetinin azaltılması ihtimalini özellikle bu ikinci başlık üzerinden tartıştı.
VTS kaydı dosyada yok
Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü Gemi Trafik Hizmetleri tarafından dosyaya sunulan VTS görüntülerinde Tuğberk İmamoğlu’na ait kayıt bulunmadığı belirtildi. Buna karşılık rapor, geminin Alsu’nun ECDIS ekranında görüldüğü bilgisini içerdi.
Bu ayrım, soruşturmanın bundan sonraki aşamasında delillerin ağırlığını etkileyebilecek açık bir teknik başlık oluşturuyor. VTS kaydının yokluğu ile ECDIS görüntüsünün varlığı birlikte değerlendirildiğinde, seyir ekranlarının ve gemi içi kayıtların doğrulanması önem kazanıyor.
Ön raporun korunması halinde dosya, AIS kullanımı ve köprüüstü vardiya disiplininin aynı olay içinde nasıl birleştiğine dair bir emsal olarak ele alınabilir. Bu durumda küresel makro tabloya doğrudan etki sınırlı kalır; M/T Alsu bakımından vardiya ve eğitim prosedürleri, Marmara’daki denizcilik sektörü bakımından ise denetim ve kayıt standartları öne çıkar.
Kesin rapor farklı bir teknik ağırlık kurarsa sorumluluk tartışması son manevra, görüntü kayıtları veya Alsu’daki vardiya düzeni arasında yeniden şekillenebilir. Böyle bir senaryoda makro etki yine yerel deniz trafiğiyle sınırlı kalır; gemiler ve işletmeciler için sigorta, ceza soruşturması ve operasyonel uyum başlıkları daha belirleyici hale gelir.