Lee Kun-Hee koleksiyonu Londra'da sanatseverlerle buluşuyor

Samsung destekli Lee Kun-Hee koleksiyonu, Avrupa'da ilk kez British Museum'da sergileniyor.

Ayla Demirhan ·

Lee Kun-Hee koleksiyonu Londra'da sanatseverlerle buluşuyor

Kore sanatının Avrupa'daki ilk büyük durağı

Londra'daki British Museum, 30 Eylül 2026 tarihinde kapılarını açan kapsamlı bir Kore sanatı sergisine ev sahipliği yapmaya başladı. Etkinlik, merhum Lee Kun-Hee'ye ait özel koleksiyonun Avrupa kıtasındaki ilk gösterimi olma özelliğini taşıyor. Müze yönetimi, bu serginin son kırk yılda gerçekleştirilen en önemli Kore sanatı sunumu olduğunu belirtti.

Sergi, 31 Ocak 2027 tarihine kadar ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek. Joseph Hotung Great Court Galerisi'nde yer alan seçkide, Kore tarihinin iki bin yıllık sanatsal gelişimini yansıtan 100 farklı eser bulunuyor. Bu parçalar arasında 10 adet ulusal hazine ve 13 adet tescilli hazine yer alırken, 20'den fazla eser ilk kez uluslararası bir platformda sergileniyor.

Tarihi eserlerden modern sanat örneklerine

Koleksiyonun kökeni, Lee Kun-Hee'nin 2021 yılında Kore'deki ulusal kurumlara bağışladığı 23 binden fazla sanat eserine dayanıyor. Sergilenen parçalar arasında Bisan-dong bölgesinden çıkarılan antik bronz objeler ile Nam June Paik'in Brahms isimli modern çalışması gibi zıt dönemleri temsil eden eserler dikkat çekiyor. Yetkililer, bu çeşitliliğin Kore estetiğinin evrimini göstermek açısından kritik olduğunu vurguluyor.

Açılış galasına katılan Samsung Yönetim Kurulu Başkanı Jay Y. Lee, ailesinin kültürel mirası koruma konusundaki kararlılığını yineledi. Etkinlikte İngiliz Kraliyet ailesinden temsilcilerin yanı sıra üst düzey siyasi figürler ve diplomatlar da hazır bulundu. British Museum Başkanı George Osborne, bu tür iş birliklerinin ülkeler arasındaki kültürel bağları güçlendirdiğini ifade etti.

Kurumsal destek ve kültürel diplomasi

Daha önce Washington ve Chicago'da büyük ilgi gören koleksiyon, toplamda 200 bine yakın ziyaretçiye ulaşarak dikkat çekmişti. Samsung'un bu girişimi, şirketin küresel marka imajını güçlendirme ve yumuşak güç diplomasisi yoluyla uluslararası ağını genişletme stratejisiyle örtüşüyor. Uzmanlar, bu tür sponsorlukların kurumsal vatandaşlık algısını pekiştirdiğini belirtiyor.

Serginin başarısı, diğer büyük şirketlerin benzer kültürel yatırımlara yönelmesi için bir örnek teşkil edebilir. Ancak, halkın ilgisinin azalması durumunda şirketlerin bu tür büyük ölçekli projelere olan iştahının değişebileceği öngörülüyor. Gelecek dönemde bu tür etkinliklerin, geleneksel devlet destekli programların ötesine geçerek uluslararası kültürel etkileşimi çeşitlendirmesi bekleniyor.

More stories

Son haberler