Fransa'da mahkeme uçuş personelinde kanseri meslek hastalığı saydı
Fransız mahkemesi, bir kabin memurunun kanserini kozmik radyasyona bağlayarak havacılık sektöründe emsal teşkil edebilecek bir karara imza attı.
Lauren Collins ·

Hukuki süreçte yeni dönem
Bayonne kentindeki bir mahkeme, eski bir Air France kabin memurunun yaşadığı meme kanseri vakası ile uçuş sırasında maruz kaldığı kozmik radyasyon arasında doğrudan bir bağ kurdu. 1989 ile 2019 yılları arasında 12 bin 600 saat uçuş gerçekleştiren 59 yaşındaki Sophie Lainault'un davası, havacılık sektöründe mesleki risklerin hukuki tanımı açısından bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.
Mahkeme heyeti, hastalığın gelişiminde üç temel faktörün etkili olduğunu belirtti. Bu faktörler arasında yüksek irtifada alınan kozmik ışınlar, 2000 yılı öncesinde uçak kabinlerinde maruz kalınan pasif içicilik ve gece vardiyalı çalışma düzeninin vücut biyolojisi üzerindeki olumsuz etkileri yer alıyor. Bu karar, benzer sağlık sorunları yaşayan diğer uçuş personeli için de tazminat veya erken emeklilik hakları konusunda yeni bir yol açabilir.
Sektörel sorumluluk ve sağlık takibi
Air France yönetimi, söz konusu hukuki sürece dahil olmadıklarını ve mahkemenin gerekçeli kararını henüz incelemediklerini açıkladı. Şirket temsilcileri, çalışanlarının sağlığını öncelikli gördüklerini ve yasal zorunlulukların ötesinde tıbbi destek sağladıklarını ifade etti. Ancak bu karar, havayolu şirketlerinin uzun vadeli sağlık izleme politikaları üzerindeki baskıyı artırıyor.
Harvard Tıp Fakültesi tarafından yürütülen araştırmalar, uçuş ekiplerinin güneş ve yıldız kaynaklı parçacıklara maruz kalmasının kanser riskini artırdığını destekliyor. Yapılan incelemelerde, pilot ve kabin memurlarının radyasyon kaynaklı kanser ölüm oranlarının, nükleer teknoloji uzmanları dahil olmak üzere diğer birçok meslek grubundan daha yüksek olduğu gözlemlendi.
Gelecek riskler ve operasyonel etkiler
Bu yargı kararı, özellikle kutup bölgeleri üzerinden yapılan uçuş rotalarının yeniden değerlendirilmesini gündeme getirebilir. Atmosferik korumanın daha zayıf olduğu bu bölgelerde görev yapan personelin maruziyet seviyelerinin takibi, havayolu şirketleri için yeni bir operasyonel zorluk oluşturuyor. Gelecekte uçuş programlarının radyasyon dozajına göre optimize edilmesi veya çalışanlara yönelik ek koruyucu önlemlerin alınması gerekebilir.
Kararın kesin etkileri henüz tam olarak netleşmemiş olsa da, havacılık endüstrisinde çalışan sağlığına yönelik standartların yeniden belirlenmesi bekleniyor. Şirketlerin, personelin uzun vadeli maruziyet verilerini daha şeffaf bir şekilde takip etmesi ve olası riskleri minimize etmesi, sektördeki yeni düzenlemelerin temelini oluşturabilir.