Yaban hayvanları taslağı komisyondan geçti
Yaban hayvanları taslağı komisyondan geçti; “riskli” durumlarda av yasağı dışında öldürme yetkisi ve denetim tartışması büyüyor.
Cuneyd Erdogan ·

TBMM’de bir komisyon, “riskli” görülen yaban hayvanlarının av yasağına bağlı kalmadan öldürülmesine kapı açan yasa taslağını kabul etti. Taslak, Genel Kurul gündemine gelirse mevcut av yasaklarının bazı durumlarda devre dışı kalması ve sahada daha geniş bir öldürme yetkisi doğması bekleniyor. Düzenleme, yaban hayatı yönetiminde denetim, veri kalitesi ve yetki sınırları tartışmasını yeniden öne çıkardı.
Taslak metin, şehir merkezine inen, hastalık riski taşıdığı düşünülen ya da “aşırı çoğaldığı” değerlendirilen hayvanların “riskli” sayılabileceği bir çerçeve kuruyor. Türkiye Vegan Derneği Başkanı Ebru Arıman, bu tanımların muğlak kaldığını ve uygulamada keyfi karar riskini büyüttüğünü söylüyor. Arıman’a göre temel sorun, “risk” tespitini kimin, hangi ölçütle ve hangi bilimsel veriyle yapacağının netleşmemesi.
Arıman, popülasyon artışı iddiasının sahada güvenilir sayım ve izleme verisi gerektirdiğini, ancak yaban hayatı popülasyon tespitinde sağlıklı veri üretmenin zaten zor olduğunu vurguluyor. Hastalık riski başlığında da benzer bir belirsizlik var: Bir hayvanın gerçekten hastalık taşıdığını söylemek için yakalama, numune alma, laboratuvar testi ve pozitif sonuç gibi adımlar gerekiyor.
Bu süreç tanımlanmadığında, “risk” gerekçesiyle hızlı müdahale adı altında öldürme kararlarının artabileceği endişesi doğuyor.
Taslağın bir diğer tartışma noktası, müdahale sürecine sadece kolluk kuvvetlerinin değil sivil silahlı kişilerin de dahil edilmesi ihtimali. Arıman, avcıların kota ve popülasyon tartışmalarında daha yüksek avlanma alanı açılmasını savunabildiğini, bu nedenle karar mekanizmasına doğrudan dahil olmalarının çıkar çatışması riski yaratacağını dile getiriyor. Bu modelde sahada “anında karar” veren aktörlerin çoğalması, idari denetim ve hesap verebilirlik ihtiyacını büyütüyor.
Düzenleme, son dönemde milli parklar ve koruma alanlarıyla ilgili mevzuat değişikliklerinin ardından gündeme geldi. Arıman, ormanlık alanlar ve milli parkların turizm ve yatırım baskısıyla daha fazla karşı karşıya kalabileceğini, yaban hayvanlarının da bu süreçte “engel” olarak görülmesi tartışmasının güçlendiğini belirtiyor. Bu çerçevede, korunan alanların oranı ve uluslararası hedeflerle uyum da yeniden tartışılıyor.
Arıman’ın paylaştığı verilere göre Türkiye’de milli parkların oranı %1,1 seviyesinde; Avrupa’da bu oran yaklaşık %25. Türkiye’de orman alanları ve koruma alanları birlikte ele alındığında oran %9’un altında kalıyor. Türkiye’nin 2030 için uluslararası hedefi bu oranı %30’a çıkarmak olarak ifade ediliyor.
AB üyesi ülkeler Natura 2000 gibi çerçevelerle biyolojik çeşitlilik alanlarını raporlarken, Türkiye AB üyesi olmadığı için Natura 2000’i uygulamıyor; buna benzer bir koruma-izleme mimarisinin gerekliliği tartışılıyor.
Komisyondan geçen taslak, Genel Kurul sürecinde net tanımlar, bilimsel ölçütler, bağımsız denetim ve uygulama protokolleri üzerinden yeniden şekillenmezse; yaban hayatı yönetiminde hukuki belirlilik, kamu güvenliği ve çevresel yönetişim başlıklarında yeni risk alanları yaratabilir. Kurumlar arası yetki paylaşımı, sahada karar alma zinciri ve veri temelli yönetim kapasitesi, taslağın etkisini belirleyecek ana unsurlar olarak öne çıkıyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Taslak yasalaşırsa, yaban hayatı yönetiminde “risk” tanımı ve yetki sınırları üzerinden yeni bir düzenleyici çerçeve oluşabilir. Belirsiz kriterler, idari denetim ve yargısal itiraz süreçlerinde yük artışına yol açabilir.
Sektör Etkisi: Turizm, ormancılık ve arazi geliştirme faaliyetleri, koruma statüsü ve yaban hayatı kaynaklı kısıtlar üzerinden yeniden değerlendirilebilir. Avcılık ve yaban hayatı yönetimi ekosisteminde, sahada karar alma süreçlerine kimlerin dahil olacağı rekabet ve çıkar çatışması tartışmalarını etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Düzenleme, çevresel-sosyal-yönetişim (ESG) risk algısını ve proje izin süreçlerinin öngörülebilirliğini kanallar üzerinden etkileyebilir. Korunan alanlar ve biyolojik çeşitlilikle ilgili uluslararası taahhütler, ülke risk primi ve sektör bazlı finansman koşullarında izlenen göstergeler arasında yer alabilir.