Netanyahu, İran yaptırımları için Trump'a açık destek verdi
ABD Başkanı Donald Trump ile 28 Temmuz’da yaptığı görüşmeye değinen Netanyahu, İran konusunda anlaşma, askeri hamle ve yaptırımların sıkılaştırılması olmak üzere üç olasılığı değerlendirdiklerini belirtti.
Atlas Newsdesk ·
İran yaptırımları, Netanyahu’nun Trump’a desteğiyle yeniden öne çıktı; İsrail Başbakanı diplomatik anlaşma ihtimaline mesafeli konuştu.
Başbakanlık ofisine göre Binyamin Netanyahu, 25 Ağustos akşamı yaptığı konuşmada İran dosyasını üç seçenek üzerinden anlattı. Değerlendirme, ABD Başkanı Donald Trump ile 28 Temmuz’da Beyaz Saray’da yapılan görüşmeye atıfla aktarıldı.
Trump görüşmesinde üç seçenek
Netanyahu’nun anlattığı ilk yol, Washington ile Tahran arasında bir anlaşmaya varılmasıydı. İsrail Başbakanı, iyi bir anlaşmaya prensipte karşı olmadıklarını söylerken İran yönetimiyle böyle bir zeminin kurulabileceğine kuşkuyla yaklaştı.
Konuşmada en sert ifade, diplomasi ihtimali ele alınırken geldi. Netanyahu, Trump’a hitaben İran tarafıyla anlaşma yapmanın “imkansız” olduğunu söyledi ve Tahran yönetimini ağır sözlerle niteledi.
Bu çıkış, İsrail hükümetinin İran dosyasında diplomatik kanala destek vermek için güvenlik şartlarını merkeze aldığını gösteriyor. Açıklamada, olası bir anlaşmanın içeriğine ilişkin doğrulanabilir madde veya takvim paylaşılmadı.
Askeri seçenek yaptırım hattına eklendi
Netanyahu’nun ikinci olasılık olarak sunduğu başlık askeri hamleydi. Başbakan, İsrail’in kendini savunacağını belirterek “İran’ın bize saldırmasına izin vermeyeceğiz” ifadesini kullandı.
Bu cümle, doğrudan bir operasyon ilanından çok caydırıcılık mesajı olarak kuruldu. Netanyahu, İran’ın saldırması halinde “hayal bile edemeyecekleri bir darbe” alacağını söyledi.
Üçüncü seçenek ise İran üzerindeki ekonomik baskının artırılmasıydı. Netanyahu, Trump’ın Tahran yönetimine uyguladığı yaptırımı övdü ve bunu İran’a yönelik “kuşatmanın sıkılaştırılması” çerçevesine yerleştirdi.
Bu sıralama, İsrail’in diplomasi, askeri caydırıcılık ve ekonomik baskıyı ayrı başlıklar olarak değil, aynı güvenlik dosyasının parçaları olarak sunduğunu ortaya koyuyor. Ancak açıklamada yaptırımın kapsamı, hedef aldığı kurumlar veya beklenen ekonomik etkisine ilişkin ayrıntı verilmedi.
Batı Şeria rakamları da konuşuldu
Netanyahu, aynı konuşmada işgal altındaki Batı Şeria’daki yerleşim faaliyetlerinden de söz etti. Başbakanlık açıklamasında, 104 yerleşim yeri ve 160 tarım merkezinin kurulmasından övgüyle bahsettiği aktarıldı.
Netanyahu, bu çalışmaların bir bölümünün önceki Amerikan yönetimi döneminde, bir bölümünün de mevcut Amerikan yönetimi döneminde yapıldığını söyledi. Bu ifade, İran dosyasındaki güvenlik söylemiyle Batı Şeria’daki yerleşim politikasının aynı siyasi konuşmada yan yana getirildiğini gösterdi.
Yerleşim başlığı, İsrail’in güvenlik ve toprak politikalarının ABD ile ilişkiler üzerinden de çerçevelendiği bir alan olmaya devam ediyor. Açıklamada, söz konusu 104 yerleşim yeri ve 160 tarım merkezine ilişkin tarih aralığı veya hukuki süreç ayrıntısı yer almadı.
Diplomasi kanalı şartlara bağlı
Önümüzdeki dosya, Netanyahu’nun sıraladığı üç yolun hangisinin ağırlık kazanacağına bağlı ilerleyecek. Eğer Washington ile Tahran arasında müzakere kanalı açılırsa, küresel ölçekte ilk mekanizma yaptırım uygulamasının temposu ve enerji ticaretine ilişkin beklentiler üzerinden çalışır; İsrail hükümeti ise güvenlik şartlarını daha açık biçimde masaya koymak zorunda kalır.
Eğer askeri seçenek öne çıkarsa, bölgesel risk algısı savunma planlaması ve diplomatik temaslar üzerinden artar. Böyle bir hatta İsrail hükümetinin önceliği caydırıcılık olurken, savunma ve güvenlik sektörleri alarm düzeyi, tedarik ve operasyon hazırlığına odaklanır.
Eğer ekonomik baskı hattı korunursa, Trump yönetiminin İran yaptırımları İsrail açısından askeri risk almadan baskı kuran ana araç olarak kalır. Bu durumda açık soru, yaptırımların Tahran’ın tutumunu değiştirmeye yetip yetmeyeceği ve İsrail’in diplomatik anlaşma eşiğini hangi güvenlik koşullarına bağlayacağıdır.