ABD-İran ateşkesi, anlaşmanın İsrail'in Lübnan'daki eylemlerini kapsayıp kapsamadığı konusundaki anlaşmazlık nedeniyle son derece kırılgandır ve çökme riski altındadır.
İran'ın barış görüşmelerine devam etmek için Lübnan'daki saldırıların durmasını şart koşması, Pakistan'da yapılması planlanan diplomatik süreci fiilen durma noktasına getirmiştir.
İki tarafın nükleer program, yaptırımlar ve bölgesel nüfuz konularındaki taban tabana zıt talepleri, sürdürülebilir bir anlaşmaya varılmasını oldukça zorlaştırmaktadır.

Atlas AI
ABD ile İran arasında Pakistan’ın arabuluculuğunda kurulan ateşkes, İsrail’in Lübnan’daki operasyonları nedeniyle hızla tartışmalı hale geldi. Anlaşmanın Lübnan’ı kapsayıp kapsamadığı konusunda taraflar ikiye bölündü. Bu ayrışma, ateşkesin sahada nasıl uygulanacağına dair belirsizliği büyüttü.
İran, İsrail’in Lübnan’daki saldırılarını ateşkes ihlali saydı ve Hürmüz Boğazı’nı yeniden gemi trafiğine kapattı. Tahran ve arabulucu Pakistan, ateşkesin Lübnan’ı da içerdiğini savunuyor. Beyaz Saray ve İsrail ise bu yorumu reddediyor.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, operasyonların Hizbullah’ı hedef aldığını söyleyerek “Lübnan’da ateşkes olmayacak” mesajı verdi. Lübnan hükümeti de sürece dahil olma talebini yükseltti. Lübnanlı Bakan Haneen Sayed, kalıcı çözüm için Beyrut’un masada yer alması gerektiğini açıkladı.
Sahadaki gerilim, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da planlanan üst düzey görüşmelerin takvimini belirsizleştirdi. İran, Tasnim üzerinden yaptığı açıklamada Lübnan’da ateşkes sağlanmadan müzakerelerin başlamayacağını duyurdu. BBC’nin Tahran’daki diplomatik kaynaklara dayandırdığı bilgiye göre görüşmeler henüz kesinleşmedi; Pakistan tarafı ise hazırlıkların sürdüğünü bildiriyor.
Görüşmeler yapılırsa ABD heyetine Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in, İran heyetine Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf’ın liderlik etmesi bekleniyor. ABD Başkanı Donald Trump, bir anlaşmaya varılacağına inandığını söyledi. Trump ayrıca İran’ın ABD ve İsrail’e 10 maddelik bir plan sunduğunu ve kapalı görüşmelerde daha “makul” bir tutum gördüğünü iddia etti.
Müzakerelerin ana düğümü nükleer dosyada toplanıyor. İran’ın 10 maddelik planı; yaptırımların kaldırılması, dondurulan varlıkların iadesi ve yeniden inşa için tazminat gibi ekonomik başlıkların yanında bölgesel çatışmaların sona ermesini içeriyor. Tahran ise uranyum zenginleştirme hakkını korumak istiyor.
ABD’nin 15 maddelik planı ise İran’ın nükleer programının tamamen sonlandırılmasını şart koşuyor. Plan; zenginleştirilmiş uranyumun ülke dışına çıkarılması, balistik füze programının kısıtlanması ve Natanz gibi tesislerin sökülmesi taleplerini içeriyor. Trump, uranyum zenginleştirmeyi “müzakere edilemez” bir konu olarak tanımlıyor.
Analistler, iki tarafın da temel hedeflerinden geri adım atmaya yanaşmadığını vurguluyor. BBC Güvenlik Muhabiri Frank Gardner, uzun bombardımanlara rağmen ayakta kalan İran’ın önemli taviz verme niyeti taşımadığını aktarıyor. Bu tablo, anlaşmanın kaderini hem Lübnan’daki krizin yönetimine hem de nükleer başlıklarda ortak zeminin bulunup bulunamayacağına bağlı hale getiriyor.
Arka planda, Hürmüz Boğazı’nın küresel enerji ve ticaret akışındaki rolü nedeniyle atılan her adım hızla uluslararası risk algısına yansıyor. Lübnan sahasındaki çatışma dinamikleri ile nükleer müzakere başlıklarının aynı pakete bağlanması, tarafların pazarlık alanını daraltıyor. Bu nedenle süreç, tek bir dosyada ilerleyen klasik nükleer müzakerelerden çok, bölgesel güvenlik mimarisini de içine alan çok başlıklı bir pazarlığa dönüşmüş görünüyor.
Ülke Etkisi: İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma kararı, bölgesel gerilimi artırarak diplomatik takvimi ve yaptırım tartışmalarını etkileyebilir. Lübnan’ın masaya dahil olma talebi, müzakere formatı ve meşruiyet tartışmalarını genişletebilir.
Sektör Etkisi: Enerji taşımacılığı ve sigorta maliyetleri, Hürmüz üzerinden risk primleriyle yeniden fiyatlanabilir. Savunma ve güvenlik alanında tedarik zinciri ve operasyonel planlama, Lübnan sahasındaki çatışma yoğunluğuna göre şekillenebilir.
Piyasa Etkisi: Hürmüz’deki kısıtlar, petrol ve navlun fiyatları üzerinden enflasyon beklentilerine ve faiz patikasına dair fiyatlamaları etkileyebilir. Nükleer müzakerelerde ilerleme ya da tıkanma, yaptırım rejimi ve sermaye akımları kanalıyla bölge varlıklarına risk primi olarak yansıyabilir.


