Siyasi Hazine Yardımı Önerisi Hukuki Engellere Takılıyor
Siyasi partilerin Hazine yardımlarını bölünen gruplara aktarması önerisi, yasaların geriye yürütülememesi ilkesi nedeniyle hukuken uygulanamaz durumdadır.
Ayla Demirhan ·

Siyasi partilerin Hazine yardımlarının bölünme yaşayan oluşumlar arasında paylaştırılmasına yönelik öneriler, mevcut hukuk sistemindeki temel ilkeler nedeniyle uygulanamaz görünüyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli tarafından gündeme getirilen, CHP içindeki bölünmelerin ardından yeni oluşumlara Hazine yardımlarından pay verilmesi fikri, yasama ve yürütme süreçleri açısından teknik engellerle karşılaşıyor.
Siyasi Partiler Kanunu ve ilgili mevzuat, Hazine yardımlarının yıllık bazda hangi esaslara göre dağıtılacağını kesin çizgilerle tanımlamış durumda. Mevcut bütçe yılı içerisinde, yasal düzenleme yapılsa dahi, geriye dönük bir hak ediş transferinin hukuken mümkün olmadığı kaydediliyor. Yasaların geriye yürütülemezliği ilkesi, bu tür bir düzenlemenin cari mali dönem üzerinde herhangi bir hüküm doğurmasının önündeki en büyük engel olarak öne çıkıyor.
Hukuki ve teknik engellerin sınırları
Siyasi partilere yapılacak Hazine yardımları
Siyasi partilere yapılacak Hazine yardımları, ilgili kanunlarda belirlenen şartları yerine getiren partilere, o yılın bütçe kanununda öngörülen tutarlar üzerinden ödeniyor. Uzmanlar ve hukukçular, bir yasama tasarısının Meclis süreçleri işletilse bile, halihazırda dağıtımı yapılmış veya mali takvimi netleşmiş ödemeler üzerinde değişiklik yapmasının yasal düzenlemelere aykırı olduğunu belirtiyor.
Öneri, 2026 yılı için siyasi partilere ayrılan toplam 1 milyar 815 milyon liralık ödeneğin, yeni oluşumlara geçen milletvekili sayısı oranında yeniden bölüştürülmesini hedefliyor. Ancak anayasal hukuk normları, kamu maliyesi yönetiminde planlama ve yürütme süreçlerinin belli bir takvime bağlı olduğunu, bu süreçlerin dışına çıkılamayacağını teyit ediyor.
Yasama süreçleri ve siyasi gerçeklik
MHP Genel Başkanı Devlet
Önerinin teknik olarak hayata geçirilmesinin önündeki engeller, aynı zamanda siyasi söylemler ile hukuki gerçeklikler arasındaki uyumsuzluğu da gözler önüne seriyor. Bir düzenlemenin yasalaşabilmesi için öncelikle Meclis gündemine taşınması, komisyonlardan geçmesi ve Resmi Gazete’de yayımlanması gerekiyor.
Bu süreçlerin tamamlanması halinde dahi, kanunların geleceğe dönük işlem yapma prensibi, önceki ayları veya mevcut durumu değiştirmesine imkan tanımıyor. Bu durum, söz konusu önerinin yasal bir zemin bulma ihtimalini oldukça zayıflatıyor. Nihayetinde siyasi hamlelerin, hukuki süreçlerin sınırları içerisinde kalması gerektiği ön plana çıkıyor.