Y kuşağı anneleri artan zihinsel yük, kırgınlık ve tükenmişlikle boğuşuyor

Milenyum kuşağı anneleri, kariyer baskısı ve evdeki orantısız yük nedeniyle diğer nesillere göre üç kat daha fazla zihinsel yorgunluk yaşıyor.

Hazal Anyalı ·

Y kuşağı anneleri artan zihinsel yük, kırgınlık ve tükenmişlikle boğuşuyor

14 Mayıs 2026’da yayımlanan ulusal bir araştırma, 1981-1996 doğumlu Y kuşağı annelerin diğer nesillere kıyasla çok daha yüksek zihinsel yük ve tükenmişlik bildirdiğini ortaya koydu. Talker Research tarafından yürütülen çalışma, bu grubun kırgınlık ve zihinsel yorgunluğu üç kat fazla yaşadığını gösteriyor.

Bulgular, ev içindeki görünmez planlama ve takip işlerinin kariyer baskısıyla birleştiğinde annelerin üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu ortaya koyuyor. Araştırma ayrıca yıl içinde yaklaşık 20 iş gününün yalnızca aile üyelerine görev hatırlatmaya gittiğini hesaplıyor.

Görünmez emek yılda 20 iş gününü alıyor

Çalışmaya göre özellikle küçük çocuk sahibi anneler, sorumlulukların paylaşımını takip etmek, günlük rutinleri koordine etmek ve aile bireylerine görevleri anımsatmak için ciddi bir zaman ve dikkat harcıyor. Bu zihinsel mesai, yalnızca işleri yapmakla kalmayıp yapılmasını denetlemeyi de kapsıyor ve toplamda yılda ortalama 20 tam iş gününe karşılık geliyor.

Katılımcıların yüzde 19’u, ev içindeki adaletsiz iş bölümü nedeniyle partnerlerine ve sisteme karşı hınç duyduklarını bildirirken, bu oran Baby Boomer annelerinin yaklaşık üç katı olarak kayda geçiyor.

Ev içi işleyiş sorunsuz devam ettiğinde bile takdir görmeme duygusu dikkat çekiyor. Araştırmada annelerin yüzde 40’ı, düzenin aksatılmadan sürmesi halinde dahi emeklerinin görünmez kaldığını ve karşılık bulmadığını ifade ediyor. Uzmanlar, takdir eksikliği ile sürekli planlama ve hatırlatma döngüsünün birleşmesinin tükenmişliği beslediğini belirtiyor.

Adaletsiz iş bölümü kariyer ilerleyişini yavaşlatıyor

Uzmanlar, ev içindeki orantısız zihinsel ve fiziksel yükün annelerin kariyer basamaklarında ilerlemesini yavaşlattığını ve iş gücünde kadın-erkek arasındaki ekonomik farkın kapanmasını zorlaştırdığını vurguluyor. Y kuşağı bugün hem iş gücü piyasasında hem de ebeveynlikte en geniş nüfusu temsil ettiği için, bu dalganın yaygınlaşması bireysel bir sorundan toplumsal ve ekonomik bir meseleye dönüşme riski taşıyor.

Siyaset bilimci Dr. Ana Catalano Weeks, görünmez emeğin yarattığı stresin çiftler arasındaki bağı zayıflattığını ve yaşam doyumunu düşürebildiğini not ediyor.

Psikologların değerlendirmelerine göre, 1990’ların “güçlenen kadın” ve “cam tavanı kırma” idealleriyle yetişen yüksek eğitimli milenyum kadınları, anne olduklarında kurumsal kariyer hedefleriyle ev içindeki kesintisiz planlama ve takip sorumluluğu arasında sıkışıyor. Dr.

Jolie Silva, birçok kadının anneliğin getireceği zihinsel yükün kapsamını başlangıçta tam kavrayamadığını, bu nedenle “anne suçluluğu” ile kariyer hedefleri arasında kaldıklarını belirtiyor. Ankete katılan annelerin önemli bir kısmının en büyük dileğinin yalnızca dinlenmek ve enerji toplamak olduğunu söylemesi, yorgunluğun boyutuna işaret ediyor.

Çözüm: Planlamanın da eşit paylaşılması

Çalışma, ev içi görevlerin yalnızca fiziksel olarak değil, planlama ve koordinasyon düzeyinde de eşit paylaşılmasının yükü hafifletebileceğini ortaya koyuyor. Uzmanlar, sorumlulukların görünür kılınması, hatırlatma ve takip işlerinin tek bir kişi üzerinde toplanmaması ve ev içi gündemin ortaklaşa yönetilmesi gerektiğini ifade ediyor. Bu yaklaşımın, hem ebeveynlerin ruhsal iyilik halini hem de iş-yaşam dengesini güçlendirebileceği değerlendiriliyor.

Önümüzdeki dönemde araştırmanın bulgularına verilecek tepkiler ve ev içi görev paylaşımında atılacak somut adımlar, Y kuşağı ailelerinin yük dengesini ve annelerin iş yaşamındaki konumunu belirleyecek.

More stories