Marmara Gemi Çarpışması: İhmaller Zinciri Tespiti
Marmara'daki gemi çarpışması raporu, iki gemide de önemli operasyonel ve sistemsel ihmaller olduğunu gösterdi.
Ayla Demirhan ·

Silivri açıklarında meydana gelen gemi çarpışmasına ilişkin hazırlanan bilirkişi raporu, her iki gemide de önemli operasyonel ve sistemsel kusurlar bulunduğunu ortaya koydu. Kaza, 3 Eylül 2026 tarihinde, Alsu adlı tankerin tecrübesiz üçüncü kaptanı köprüüstünde yalnız bırakıldığı sırada gerçekleşti. Tanker kaptanının ise kaza anında kamarasında uyuduğu belirtildi. Bu durum, denizcilik güvenlik protokollerinin ihlal edildiğini gösteriyor.
Rapora göre, Alsu tankerindeki üçüncü kaptan, gemiye bir gün önce katılmış ve manevra kabiliyeti ile köprüüstü cihazlarına aşina değildi. Yoğun trafik ayrımında tek başına görevlendirilmesi, ciddi bir güvenlik zafiyeti olarak değerlendirildi. Çarpışma anında köprüüstünde gözcü, stajyer veya dümenci bulunmaması da tespit edilen diğer eksiklikler arasında yer alıyor.
Geminin kaptanı Ahmet Erarslan'ın kaza sırasında köprüüstünde olmaması ve sarsıntıyla uyanıp 7-10 dakika sonra olay yerine ulaşması dikkat çekici bir detay. Kaptanın seyir halindeyken gözcü bulundurmama iddiası, geminin Emniyetli Yönetim Sistemi (SMS) kurallarına aykırı bulunmuştur. Bu durum, şirket içi güvenlik prosedürlerinin uygulanmasında eksiklikler olduğunu gösteriyor.
Kazaya karışan Tuğberk İmamoğlu isimli kuru yük gemisinde ise Otomatik Tanımlama Sistemi (AIS) sisteminin kapalı veya arızalı olduğu belirlendi. AIS sistemi olmadan seyir, geminin "hayalet gemi" modunda ilerlemesine neden olarak diğer deniz araçlarının erken uyarı almasını engelledi. Bu sistemsel arıza, deniz trafiği güvenliğini doğrudan tehdit eden bir faktör olarak raporlandı.
Bilirkişi raporu ayrıca, telsiz mutabakatına aykırı şekilde son anda yapılan manevranın çarpışmanın şiddetini artırdığına işaret etti. Her iki gemi personelinin de radar takibi ve gözcülük kurallarını uygulamadığı belirtiliyor. Silivri Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma süreci devam etmekte olup, elde edilen bulgular yasal sürecin seyrini belirleyecektir. Bu tür kazalar, uluslararası denizcilik kurallarına uyum ve gemi işletmeciliği şirketlerinin sorumlulukları açısından önemli soruları gündeme getirmektedir. Deniz kazalarının önlenmesi için operasyonel disiplin ve teknolojik sistemlerin eksiksiz çalışmasının önemi vurgulanmaktadır.
Deniz Güvenliği Standartları ve Yasal Süreç
Uluslararası denizcilik örgütleri ve yerel otoriteler, gemi trafiğinin yoğun olduğu bölgelerde seyir emniyetini artırmak için çeşitli düzenlemeler yapmaktadır. Bu düzenlemeler, mürettebatın eğitim ve yeterlilik standartlarını, gemi ekipmanlarının periyodik bakımını ve operasyonel prosedürlerin titizlikle uygulanmasını kapsar. Özellikle AIS gibi sistemlerin aktif ve doğru çalışır durumda olması, çarpışma riskini azaltmada kritik bir rol oynar. Bu kazadaki AIS arızası, teknolojik donanımın güvenilirliğinin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Soruşturma süreci, kusurlu bulunan personel ve gemi işletmecileri hakkında hukuki yaptırımların uygulanmasına yol açabilir. Bu durum, denizcilik sektöründeki diğer firmalar için de bir emsal teşkil ederek güvenlik standartlarının daha sıkı denetlenmesi ihtiyacını ortaya koyabilir. Raporda belirtilen ihmaller zinciri, gemi personelinin yeterli dinlenme sürelerine sahip olup olmadığı, operasyonel eğitimlerin güncelliği ve şirket içi güvenlik kültürünün düzeyi gibi konuları da sorgulatmaktadır.