Lvbel C5 konserindeki slogan tartışması büyüdü: Menajerlik ajansından açıklama
Lvbel C5 slogan tartışması, konser sloganı sonrası AKP çevrelerinden gelen tepkiler ve menajerlik ajansının “yönlendirmedi” açıklamasıyla büyüdü.
Hazal Anyalı ·

Rapçi Lvbel C5’in 15 Nisan 2026’daki konserinde seyircilerin attığı “Zıplamayan Tayyipçi olsun” sloganı, sosyal medyada paylaşılan görüntülerin ardından siyaset gündemine de taşındı. Tartışma, sloganın sanatçı tarafından yönlendirilip yönlendirilmediği ve bunun bir siyasi mesaj olarak okunup okunamayacağı soruları etrafında büyüdü.
Gündemi genişleten başlıklardan biri, AKP Gençlik Kolları Başkanı Yusuf İbiş’in sosyal medya paylaşımı oldu. İbiş, konser görüntülerine atıfla “Siz havlamanıza devam edin. Biz, sizi daha çok zıplatacağız” ifadelerini kullandı. Paylaşım, hem görüntülerin daha geniş kitlelere yayılmasına hem de meselenin parti-sanatçı ilişkisi üzerinden tartışılmasına yol açtı.
Tepkilerin ardından Lvbel C5’in menajerlik ajansı yazılı bir açıklama yayımladı. Ajans, konser sırasında atılan sloganların sanatçı tarafından yönlendirilmediğini ve desteklenmediğini belirterek, söz konusu ifadelerin seyircilerin bireysel inisiyatifiyle ortaya çıktığını vurguladı.
Açıklamada ayrıca sanatçının kariyer odağı öne çıkarıldı. Lvbel C5’in müzik üretimine odaklandığı, ayrıştırıcı bir dilin parçası olmayacağı ve herhangi bir siyasi kutuplaşmanın tarafı gibi konumlanmak istemediği ifade edildi. Ajans, konser atmosferinde kalabalıkların spontan slogan üretmesinin, sanatçının kurumsal tutumu olarak değerlendirilmemesi gerektiğini savundu.
Olay, Türkiye’de popüler kültür ile siyasetin temas ettiği alanlarda sıkça görülen gerilimi yeniden gündeme getirdi. Kalabalık konser ortamlarında sloganların hızla yayılması, sosyal medya üzerinden kısa sürede politik tartışmalara dönüşebiliyor. Bu tür durumlar, sanatçıların ve etkinlik ekiplerinin kriz iletişimi ihtiyacını da artırıyor.
Haberde yer alan bilgilerde, bu vakaya ilişkin doğrudan bir idari yaptırım, konser iptali ya da soruşturma bulunduğuna dair bir bilgi aktarılmıyor.
Gelişme, kültür-siyaset temasında kutuplaşma tartışmalarını yeniden görünür kılabilir. Siyasi aktörlerin sosyal medya üzerinden hızlı tepki vermesi, gündemin daha kısa döngülerle şekillenmesine neden olabiliyor.
Konser ve etkinlik sektöründe ise organizatörlerin, sahne anonsları ve kalabalık davranışları nedeniyle oluşabilecek itibar risklerini daha yakından yönetmesi gerekebilir. Menajerlik ajansları açısından da kriz iletişimi ve sorumluluk sınırlarının netleştirilmesi daha kritik hale gelebilir.
Doğrudan “piyasa etkisi” sınırlı kalsa da, benzer tartışmaların sponsorluk kararları ve marka güvenliği politikaları üzerinden dolaylı sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.