Kozinoğlu’nun Semih Terzi raporu yeniden gündemde
Eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun 2011 yılındaki ölümüne ilişkin yeniden başlatılan soruşturma sürerken, yıllar önce TSK’ya sunduğu bir rapor yeniden…
Atlas Newsdesk ·

Kozinoğlu raporu, 1991’de Semih Terzi için TSK’dan ihraç uyarısı içerdiği iddiasıyla yeniden gündeme geldi. Kaşif Kozinoğlu’nun 2011’de cezaevinde ölümüyle ilgili soruşturma sürerken, eski bir askeri istihbarat notu dosyanın çevresindeki tartışmayı büyüttü.
Aktarılan bilgilere göre Kozinoğlu, özel kuvvetler içinde görev yaptığı dönemde Eğirdir Komando Okulu’ndaki aday seçimi sürecinde usulsüz bir değişiklik fark etti. Bu değişiklik sonrasında yapılan incelemede, gönderilen teğmenlerden biri hakkında örgütsel bağlantı şüphesi rapora bağlandı.
1991’deki aday değişikliği
Olayın başlangıcı, 1991 yılında iki bordo bereli üsteğmenin yeni mezun teğmenler arasından birliklerine personel seçmek üzere Eğirdir’e gitmesine dayanıyor. Haberde aktarılan anlatıma göre bu görevlilerden biri Kaşif Kozinoğlu’ydu ve ikili, Ankara’ya döndükten sonra kendi belirledikleri isimlerin yerine başka iki teğmenin gönderildiğini gördü.
Bu değişikliğin neden yapıldığına ilişkin istihbarat çalışması yürütüldüğü belirtiliyor. Çalışmanın sonucunda, gönderilen isimlerden birinin FETÖ yapılanmasıyla bağlantılı olduğuna dair tespit yapıldığı iddia edildi.
Kozinoğlu tarafından hazırlandığı belirtilen raporda, ilgili subay için “Bağlantıları nedeniyle TSK’da barındırılmayıp derhal ihraç edilmeli” ifadesinin yer aldığı aktarıldı. Aynı anlatıma göre raporda işaret edilen subay, 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Tuğgeneral Semih Terzi olarak bilinen isimdi.
Semih Terzi bağlantısı
Semih Terzi, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminde Özel Kuvvetler Komutanlığı’nı ele geçirme teşebbüsünün merkezindeki isimlerden biri olarak kayda geçti. Ömer Halisdemir, Terzi’yi vurduktan sonra darbeci askerler tarafından öldürüldü ve darbe girişiminin seyrinde sembol isimlerden biri haline geldi.
Bu nedenle 1991 tarihli olduğu belirtilen rapor, yalnızca geçmişe dönük bir personel notu olarak değil, TSK içindeki kadrolaşma tartışmalarına bağlanan bir belge iddiası olarak önem taşıyor. Raporun tam metninin kamuya açık olmaması ve bilgilerin haberleştirilmiş anlatıma dayanması, iddianın resmi dosya içindeki ağırlığını sınırlayan başlıca unsur.
Kozinoğlu’nun adı, 2011’de Silivri Cezaevi’nde hayatını kaybetmesi nedeniyle uzun süredir güvenlik bürokrasisi ve yargı süreçleriyle birlikte anılıyor. Ölümüne ilişkin soruşturmanın yeniden ele alınması, geçmişte hazırladığı ileri sürülen raporların da tekrar incelenmesine zemin hazırladı.
Soruşturmanın daralan halkası
Dosyada bundan sonraki kritik başlık, 1991 tarihli raporun aslına, dağıtım kayıtlarına ve o dönem TSK içinde nasıl işlem gördüğüne ulaşılıp ulaşılamayacağı olacak. Belge resmi kayıtlarda doğrulanırsa, Terzi hakkında erken dönemde yapılan uyarının neden sonuç üretmediği yeni bir inceleme alanı açabilir.
Şirket veya piyasa etkisi bulunmayan bu dosyanın kurumsal etkisi, güvenlik bürokrasisindeki personel denetimi ve arşiv sorumluluğu üzerinden okunuyor. Eğer raporun işlem gördüğü kanıtlanırsa, TSK içindeki geçmiş değerlendirme mekanizmaları ve darbe girişimi öncesi kadro süreçleri daha ayrıntılı biçimde sorgulanabilir.
Küresel ölçekte dosyanın doğrudan makroekonomik sonucu yok; ancak Türkiye’nin güvenlik kurumlarındaki hesap verebilirlik tartışması, hukuk devleti algısı ve kamu kurumlarına güven açısından izleniyor. Eğer soruşturma somut belgelere dayanarak ilerlerse, dosya geçmiş ihbarların kurumsal hafızada nasıl karşılandığına ilişkin daha geniş bir çerçeve sunabilir.
Tersi durumda, yani raporun aslına veya resmi işlem izine ulaşılamazsa, iddia haber kayıtlarıyla sınırlı kalır ve yargısal ağırlığı zayıflar. Bu senaryoda soruşturmanın odak noktası, Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili doğrudan deliller ve tanık anlatımları üzerinde kalmaya devam eder.