Kozinoğlu soruşturması: Hasan Atilla Uğur havalimanında gözaltına alındı

Silivri Cezaevi'nde hayatını kaybeden MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu'nun ölümüyle ilgili soruşturmada emekli Albay Hasan Atilla Uğur gözaltına alındı.

Atlas Newsdesk ·

Kozinoğlu soruşturması: Hasan Atilla Uğur havalimanında gözaltına alındı

Kozinoğlu soruşturması, Silivri’deki ölüm dosyasında eski iki savcı dahil üç gözaltı ve Hasan Atilla Uğur hakkında yakalama kararıyla genişledi.

Silivri dosyasında üç gözaltı

Silivri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturmada İstanbul ve Ankara’da üç kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında, Kaşif Kozinoğlu’nun cezaevinde yaşamını yitirdiği dönemde görevde olan Silivri Cumhuriyet Başsavcısı ile cezaevi savcısı da bulunuyor.

Dosyada işlem yapılan kişilerin görev unvanları, soruşturmanın yalnızca koğuş içindeki olaylara değil, ölüm günündeki adli ve idari süreçlere de yöneldiğini gösteriyor. Üç gözaltının iki kentte yapılması, savcılığın farklı yerlerdeki şüpheli veya tanıklara aynı dosya kapsamında ulaştığına işaret ediyor.

Kozinoğlu, MİT’te görev yapmış bir isimdi ve ölümü Silivri Cezaevi’nde gerçekleşmişti. Yeni adım, ölümün gerçekleştiği gün görevli olan kamu görevlilerinin bilgi, karar ve işlem zincirinin yeniden soruşturma konusu edildiği bir evreye karşılık geliyor.

Uğur için havalimanı işlemi

Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşı Hasan Atilla Uğur hakkında da gözaltı kararı çıkarıldığı, ancak kararın ilk aşamada yerine getirilemediği bildirildi. Uğur, Kıbrıs’tan Türkiye’ye giriş yaptığı sırada İstanbul Havalimanı’nda jandarma tarafından gözaltına alındı.

Bu gelişme, dosyada Uğur’un konumunu ayrı bir başlık haline getirdi. Uğur’un adı daha önce, Kozinoğlu’nun ölümünden önce aldığı öne sürülen bir ilaçla ilgili iddialarda geçmişti.

Gözaltı işlemi, mahkumiyet veya suçun kanıtlandığı anlamına gelmiyor. Soruşturma evresinde bu tür kararlar, ifade alma, mevcut kayıtları karşılaştırma ve delil toplama süreçleri için kullanılan geçici bir koruma tedbiri niteliği taşıyor.

Hap iddiası dosyanın merkezinde

Daha önce gündeme gelen iddiaya göre, Uğur’un Kozinoğlu’na verdiği bir hap ölümle bağlantılıydı. Uğur ise bu iddiaya yanıt verirken ilacın kendi tansiyon rahatsızlığı için kullandığı reçeteli bir dil altı hapı olduğunu belirtti.

Uğur’un anlatımına göre Kozinoğlu fenalaştığı sırada ilacı kendisinden istedi. Bu beyan, soruşturmanın ilaç kullanımı, reçete bilgisi, cezaevi içindeki sağlık müdahalesi ve ölüm saatine ilişkin kayıtlar üzerinden ilerleyebileceği bir alan oluşturuyor.

Dosyanın bu bölümünde temel mesele, hapın Kozinoğlu’na nasıl verildiği, ilacın kullanım amacının ne olduğu ve cezaevi sağlık kayıtlarının bu anlatımla örtüşüp örtüşmediği olacak. Savcılık açısından olayın tıbbi boyutu ile cezaevi içindeki sorumluluk zinciri birbirinden ayrılamayan iki hat olarak görünüyor.

Eski savcıların rolü sorgulanıyor

Gözaltı listesinde dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı ile cezaevi savcısının yer alması, ölüm günündeki resmi işlemleri dosyanın merkezine yaklaştırıyor. Bu kapsam, soruşturmanın yalnızca bir koğuş arkadaşının beyanıyla sınırlı kalmadığını gösteriyor.

Cezaevi savcısının görev alanı, tutuklu ve hükümlülerin bulunduğu kurumlarda adli denetim ve olay kayıtlarıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle savcılığın, Kozinoğlu’nun fenalaşma sürecinde kimlerin bilgilendirildiği, hangi kayıtların tutulduğu ve hangi adımların atıldığına odaklanması beklenir.

Dosyanın bundan sonraki yönü, Uğur’un ifadesi ile sağlık, cezaevi ve adli kayıtların aynı zaman çizelgesinde buluşup buluşmadığına bağlı olacak. Eğer beyanlar mevcut belgelerle örtüşürse soruşturma ilacın kaynağı ve müdahale sırasına daralabilir.

Eğer ifadeler ile kayıtlar arasında çelişki çıkarsa süreç cezaevi görevlileri, dönemin savcılık işlemleri ve tıbbi müdahale zinciri üzerinden genişleyebilir. Her iki durumda da açık soru, Kozinoğlu’nun ölümüyle ilgili hukuki sorumluluğun kişi, işlem ve zaman düzeyinde nasıl kurulacağıdır.

More stories