Ankara İdare Mahkemesi, 'kılıç çatma' eylemi sonrası TSK'dan ihraç edilen ikinci teğmenin de göreve iade talebini reddederek, ordunun disiplin kararını onayladı.
Karar, Milli Savunma Bakanlığı'nın, komutanların talimatına rağmen alternatif tören düzenlenmesini 'ağır disiplinsizlik' olarak nitelemesini hukuken geçerli kıldı.
Bu ret kararları, TSK'dan aynı nedenle ihraç edilen diğer subayların açacağı davalar için olumsuz birer emsal teşkil ediyor ve hukuki süreci zorlaştırıyor.

Atlas AI
Ankara 4. İdare Mahkemesi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden ihraç edilen Teğmen İzzet Talip Akarsu’nun göreve iade talebini reddetti. Mahkeme, ihraç işlemini hukuka uygun buldu ve Akarsu’nun TSK’ya dönüş yolunu bu aşamada kapattı. Karar, aynı mahkemenin 23 Mart’ta Teğmen Ebru Eroğlu için verdiği ret kararından sonra geldi ve 2024 Kara Harp Okulu mezuniyet töreni sonrasında ihraç edilen subayların açtığı davalarda yargı çizgisinin netleştiğine işaret etti.
Dosyaların merkezinde 30 Ağustos 2024’teki Kara Harp Okulu mezuniyet töreni sonrası yaşananlar var. Resmi program bittikten sonra bir grup yeni mezun teğmen kendi aralarında ayrı bir seremoni yaptı. Bu seremonide “kılıç çatma” olarak bilinen selamlama uygulandı ve 2023’te TSK yönergesinden çıkarılan eski “Subaylık Andı” metni okundu.
Milli Savunma Bakanlığı, bu eylemleri “ağır disiplinsizlik” kapsamında değerlendirdi. Bakanlığın dosyaya yansıyan yaklaşımına göre teğmenler, üstlerin “yapmayın” talimatına rağmen alternatif bir tören düzenledi ve disiplin hiyerarşisini zedeledi. İhraç kararlarının gerekçesi, emir-komuta düzenine aykırılık ve kurum içi disiplin kurallarının ihlali olarak şekillendi.
Mahkemenin Akarsu ve Eroğlu kararları, TSK’nın disiplin yetkisiyle aldığı ihraç işlemlerinin idari yargı denetiminden bu aşamada geçtiğini gösteriyor. Bu tablo, benzer gerekçelerle ilişiği kesilen diğer personelin açacağı davalarda da mahkemelerin hangi çerçevede değerlendirme yapabileceğine dair bir referans oluşturuyor.
Kurumsal açıdan bakıldığında kararlar, tören ve sembolik uygulamalar gibi görünse de, idarenin “emre aykırılık” ve “alternatif organizasyon” başlıklarını disiplin hukuku içinde yüksek riskli alan olarak ele aldığını ortaya koyuyor.
Süreç burada bitmiyor. İhraç edilen subayların bir üst yargı mercii olan Danıştay’a başvurma hakkı var. Önümüzdeki dönemde Danıştay’ın olası temyiz incelemesi, TSK disiplin işlemlerinin yargısal denetim sınırlarını ve idarenin takdir alanını nasıl yorumladığını daha görünür hale getirebilir. Aynı olay dizisinden doğan diğer dosyaların seyri de, kurum içi disiplin uygulamalarının standartlaşması ve personel yönetimi açısından yakından izlenecek bir başlık olarak öne çıkıyor.
Ülke Etkisi: Kararlar, kamu kurumlarında disiplin ve hiyerarşi vurgusunun idari yargıda nasıl karşılık bulduğunu gösterebilir. Danıştay süreci, idarenin takdir alanı ile temel hak iddiaları arasındaki dengeyi yeniden tartışmaya açabilir.
Sektör Etkisi: Savunma kurumlarında personel yönetimi, tören ve sembol uygulamalarının yönergeye uyumu üzerinden daha sıkı denetime gidebilir. Benzer olaylarda disiplin soruşturmalarının standardı ve delillendirme pratiği kurum içi yönetişimi etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Hukuki süreç, savunma sektöründe doğrudan finansal kanal yaratmasa da, kurumsal yönetişim ve kamu yönetimi algısı üzerinden ülke risk primine ilişkin tartışmaları etkileyebilir. Yargı sürecinin uzaması, kamu kurumlarında insan kaynağı planlaması ve bütçe kalemleri üzerinde dolaylı belirsizlik kanalı oluşturabilir.


