Türkiye, bölgesel çatışmalar nedeniyle Dubai'den kaçan uluslararası sermayeyi İstanbul'a çekmek için agresif bir strateji izliyor. Bu hamle, turizmden finans ve gayrimenkule kadar geniş bir yelpazede yatırımları hedefleyerek İstanbul'u bölgesel bir finans merkezi yapmayı amaçlıyor.
Hükümet, İstanbul Finans Merkezi'ndeki (İFM) cazip vergi teşviklerini ülke geneline yaymayı planlıyor. Bu teşvikler, finansal hizmet ihracatında %75 kurumlar vergisi indirimi ve belirli çalışan maaşlarında %80'e varan gelir vergisi indirimlerini içeriyor, ancak İFM'nin özel sektör ilgisi henüz düşük.
Uzmanlar, İstanbul'un küresel bir finans merkezi olabilmesi için hukukun üstünlüğü ve istikrarlı bir ekonomik ortamın sağlanmasının kritik olduğunu belirtiyor. Mevcut durumda İFM'deki ofislerin %60'ının boş olması, bu temel sorunların çözülmeden sermayenin tam anlamıyla çekilemeyeceğini gösteriyor.

Atlas AI
Türkiye, bölgesel çatışmaların tetiklediği “güvenli liman” arayışını fırsata çevirmek için Dubai merkezli uluslararası sermayeyi İstanbul’a yönlendirmeye çalışıyor. Hedef, yalnızca finans değil; turizm, gayrimenkul ve şirket yatırımları gibi birden fazla kanalda İstanbul’un bölgesel iş merkezi rolünü güçlendirmek. Sürecin odağında İstanbul Finans Merkezi (İFM) var ve kamu, bu platformu hem yatırım çekme hem de Türkiye’nin hizmet ihracatını büyütme aracı olarak konumluyor.
İFM yönetimi, son dönemde artan risk algısı ve sermayenin yer değiştirme eğilimi nedeniyle 40’tan fazla kritik görüşme yapıldığını bildiriyor. Bu temaslar, İstanbul’un finansal altyapısı, şirketlerin operasyonlarını taşıma maliyeti, vergi avantajları ve bölgesel erişim gibi başlıklarda yoğunlaşıyor. Hükümet, İstanbul’un coğrafi konumunu ve mevcut iş ekosistemini öne çıkararak, Dubai’deki fonlar ve çok uluslu şirketlerin bölgesel merkez kararlarında İstanbul’u seçenek haline getirmeyi amaçlıyor.
Türkiye'nin Bölgesel Finans Merkezi Olma Çabası, Küresel Sermaye Rekabetini Yoğunlaştırıyor
Türkiye, yeni İstanbul Finans Merkezi'ni (İFM) aktif olarak kullanarak ve özellikle Dubai'den sermaye çekmek için bölgesel istikrarsızlık ortamında vergi teşvikleri sunuyor. Bu girişim, gelişmekte olan piyasalar arasında kendilerini güvenli limanlar ve bölgesel finans merkezleri olarak konumlandırma yönündeki daha geniş küresel rekabeti yansıtıyor ve uluslararası yatırım akışlarını potansiyel olarak değiştirebilir.
Hazine ve Maliye Bakanlığı, yabancı şirketleri çekmek ve Türkiye’yi bölgesel bir iş merkezi olarak konumlandırmak için İFM’deki teşviklerin ülke geneline yayılması üzerinde çalışıyor. Mevcut çerçevede, finansal hizmet ihracatından elde edilen gelirlerde yüzde 75 kurumlar vergisi indirimi ve belirli çalışan maaşlarında yüzde 80’e varan gelir vergisi indirimleri yer alıyor.
Bu yaklaşım, yalnızca bina ve ofis doluluğunu artırmayı değil; finansal hizmet üretimini, nitelikli istihdamı ve şirketlerin Türkiye’de kalıcı operasyon kurmasını hedefliyor.
Buna karşın, İFM’nin açılışından üç yıl sonra özel sektör ilgisi beklenen hızda ilerlemiyor. İFM’deki özel ofislerin yüzde 60’ı boş ve bu tablo, teşviklerin tek başına yeterli olmadığını gösteriyor. Uzmanlar, İstanbul’un küresel ölçekte finans merkezi olabilmesi için hukukun üstünlüğü, öngörülebilir düzenleme ortamı ve istikrarlı bir makroekonomik çerçevenin belirleyici olduğunu vurguluyor.
Küresel finans merkezleri rekabetinde vergi avantajları genellikle “ilk temas”ı kolaylaştırıyor, ancak şirketler uzun vadeli kararlarını hukuk güvenliği, sözleşme icrası, düzenleyici tutarlılık ve sermaye hareketlerinin öngörülebilirliği gibi unsurlara göre veriyor. İstanbul’un hedeflediği sermaye akışı, bankacılık ve varlık yönetimi kadar, bölgesel merkez kurma, hazine yönetimi, fintech ve profesyonel hizmetler gibi alanlarda da ölçeklenebilir bir ekosistem gerektiriyor.
Bu nedenle İFM’nin doluluk oranı, yalnızca gayrimenkul performansı değil; Türkiye’nin kurumsal güvenilirliği ve yatırım ortamı algısı için de izlenen bir gösterge haline geliyor.
Ülke Etkisi: Teşviklerin İFM dışına yayılması, vergi tabanı ve bütçe dengesi tartışmalarını düzenleme tasarımı üzerinden etkileyebilir. Yabancı şirket çekme hedefi, hukuk ve düzenleyici çerçeveye dair güven göstergelerini daha görünür hale getirebilir.
Sektör Etkisi: Finansal hizmet ihracatına verilen vergi avantajı, bankacılık, varlık yönetimi ve profesyonel hizmetlerde Türkiye merkezli operasyon kurma maliyetini düşürebilir. Gayrimenkul tarafında İFM doluluğu, ofis piyasasında fiyatlama ve yeni arz kararlarını etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Yabancı sermaye girişine dair beklentiler, ülke risk primi ve döviz likiditesi kanalıyla varlık fiyatlamasına yansıyabilir. Teşviklerin kapsamı ve sürekliliği, şirket değerlemelerinde vergi sonrası kârlılık varsayımlarını etkileyebilir.
İlgili Haberler

TCMB Faiz Kararı Kapıda: Siyasi Belirsizlik Etkisi
22 May, 14:33·yaklaşık 1 saat önce
Altın Yatay, Gümüş Yükseliyor: Küresel Piyasalar Faizlere Odaklandı
22 May, 14:31·yaklaşık 2 saat önce