İsrail, Esad’ın üst düzey yardımcısı Muhammed Süleyman’ın öldürülmesini üstlendi

Eski İsrail Başbakanı Ehud Olmert, yeni kitabında 2008'de öldürülen Suriyeli danışman Muhammed Süleyman suikastında İsrail'in rolünü açıkladı.

Atlas Newsdesk ·

İsrail, Esad’ın üst düzey yardımcısı Muhammed Süleyman’ın öldürülmesini üstlendi

Süleyman suikastı, Ehud Olmert'in yeni kitabındaki kabul ile İsrail'in 2008'deki Suriye operasyonunu yeniden gündeme taşıdı.

Olmert'in kitabından aktarılan bölümler, Muhammed Süleyman'ın öldürülmesine ilişkin İsrail tarafındaki en üst düzey açık kabul niteliğinde. Süleyman, devrik Suriye lideri Beşar Esad'ın askeri ve istihbarat çevresindeki dar kadroda yer alıyordu.

Olmert operasyonu ayrıntılandırdı

Kitapta anlatılan plana göre İsrail deniz komandoları, Süleyman balkonundayken karanlıktan yararlanarak iki yönden yaklaşık 150 metreye kadar yaklaştı. Olmert, ekibin hedefin kimliğini teyit ettiğini ve sahildeki kalabalığa rağmen fark edilmediğini yazdı.

Olmert'e göre ateş emrinin ardından Süleyman'ın başının arkasına üç kurşun isabet etti. Aynı anlatımda, askerlerin saldırıdan hemen sonra kıyıya çekilerek kendilerini bekleyen tekneye ulaştığı belirtiliyor.

Kitapta, saldırıdan yaklaşık bir ay önce Esad'ın Süleyman'a reaktör inşasındaki katkısı için yeni bir Mercedes verdiği de aktarılıyor. Bu ayrıntı, Olmert'in Süleyman'ı yalnızca danışman değil, Deyrizor projesinin günlük işleyişine yakın bir isim olarak sunduğunu gösteriyor.

Deyrizor bağlantısı dosyayı büyüttü

Süleyman'ın hedef alınması, Suriye'nin Deyrizor'daki nükleer tesisiyle bağlantılı olarak anlatılıyor. Kaynak metne göre Süleyman, tesisin inşası ve güvenliği üzerinde etkili olan askeri danışmanlardan biriydi.

Birleşmiş Milletler tarafından salı günü yayımlanan rapor, Esad yönetiminin Deyrizor'da bir nükleer reaktör inşasını denetlediğini belirtti. Rapora göre müfettişler, ağustos ayında Suriye'deki birden fazla tesiste inceleme yaptı.

Deyrizor tesisi, İsrail'in Suriye'ye yönelik güvenlik operasyonları içinde ayrı bir başlık oluşturdu. Eylül 2007'deki hava saldırısı ile 2008'deki suikast, aynı tesis etrafında şekillenen iki ayrı askeri adım olarak kayda geçti.

2015'te, suikasttan yedi yıl sonra ortaya çıkan ABD Ulusal Güvenlik Ajansı belgesi de saldırıyı İsrail deniz komandolarıyla ilişkilendirmişti. Olmert'in yeni anlatımı, daha önce belge ve iddialar üzerinden tartışılan dosyaya doğrudan siyasi sahiplenme ekliyor.

Aralık 2024'te devrilen Esad yönetimi, uzun süre Süleyman'ın öldürülmesinden İsrail'i sorumlu tutmuştu. Olmert'in kitabı, Şam'ın eski suçlamasını İsrail'in karar alma zinciriyle ilişkilendiren yeni bir kayıt olarak öne çıkıyor.

Şam sonrası hesap değişti

Dosya, Suriye'nin rejim değişimi sonrasındaki güvenlik mirasının nasıl ele alınacağıyla da bağlantılı. Nükleer denetçiler açısından mesele yalnızca geçmişteki tesisin niteliği değil; sahadaki kalıntılar, resmi kayıtlar ve denetim erişiminin sürekliliği.

Eğer Olmert'in anlatımı siyasi tartışmayla sınırlı kalırsa, küresel makro düzeyde doğrudan etki sınırlı kalır; petrol ve güvenli liman fiyatlaması için yeni bir güvenlik şoku oluşmaz. Dosyanın merkezindeki İsrail açısından yük, Olmert dönemindeki kararların hukuki ve siyasi denetimi olurken, bölgesel güvenlik kurumları için gizli operasyonların caydırıcılığı yeniden tartışılır.

Eğer Birleşmiş Milletler'in doğrulama süreci Deyrizor dışında yeni bulgular üretirse, Suriye'nin yeniden yapılanma finansmanı ve yaptırım dosyaları üzerindeki baskı artabilir. Böyle bir rota İsrail'in güvenlik gerekçelerini güçlendirebilir, nükleer denetim alanında ise eski çatışma bölgelerine erişimi daha merkezi hale getirir.

Eğer Şam'daki yeni yönetim konuyu diplomatik zemine taşırsa, gerilim askeri değil hukuki kanallar üzerinden ilerleyebilir. Bu durumda küresel etki enerji piyasalarından çok yaptırım ve tanınma dosyalarında hissedilir; İsrail için risk resmi itirazların kurumsallaşması, bölge için risk ise geçmiş operasyonların yeni diplomatik pazarlıklara konu olmasıdır.

More stories