İran, iki Halkın Mücahitleri Örgütü üyesini idam etti.
İdamlar, insan hakları örgütleri tarafından eleştirildi ve işkence iddiaları ortaya atıldı.
Bu infazlar, İran'da muhaliflere yönelik baskının arttığına işaret ediyor.

Atlas AI
İran yargısı, 4 Nisan 2026’da Abolhassan Montazer ve Vahid Baniamerian’ın idam edildiğini açıkladı. Yetkililer, iki kişinin yasaklı Halkın Mücahitleri Örgütü (PMOI/MEK) üyesi olduğunu ve “terör eylemlerine katılım” ile “silahlı isyan” suçlarından mahkûm edildiğini bildirdi.
İnfazlar, İran Yüksek Mahkemesi’nin verilen cezaları onaylamasından sonra gerçekleşti. Bu adım, yargı sürecinin iç hukukta tamamlandığı mesajını verirken, dosyanın uluslararası alanda insan hakları ve yargı standartları tartışmasını yeniden gündeme taşıdı.
Mart ayı sonunda aynı örgütle bağlantılı olduğu belirtilen dört kişinin daha idam edilmesi, kısa süre içinde toplam altı infaz yapıldığını gösteriyor. Bu tablo, İran’ın MEK bağlantılı dosyalarda idam cezasını hızla uyguladığı bir döneme işaret ediyor.
Uluslararası Af Örgütü gibi insan hakları kuruluşları infazları eleştirdi. Aktivistler, tutukluların gözaltı ve yargılama sürecinde işkence gördüğünü ve infaz öncesinde gizli yerlere nakledildiğini iddia etti. Bu iddialar, davaların adil yargılanma ve kötü muamele yasağı açısından izlenmesine dönük çağrıları artırıyor.
PMOI/MEK ise idamları, muhalefeti bastırmaya dönük bir girişim olarak niteledi. Örgüt, bu tür uygulamaların toplumdaki tepkileri artıracağını savundu.
MEK, İran’da uzun süredir yasaklı bir yapı olarak tanımlanıyor ve devlet güvenliği dosyalarında sıkça anılıyor. İran yönetimi, bu tür davaları genellikle “ulusal güvenlik” ve “silahlı faaliyet” başlıkları altında ele alıyor; insan hakları örgütleri ise bu dosyalarda şeffaflık, avukata erişim ve delil standardı gibi konulara odaklanıyor.
Son infazlar, İran’ın iç güvenlik yaklaşımı ile uluslararası insan hakları baskısı arasındaki gerilimi yeniden görünür kıldı. Aynı zamanda, yargı kararlarının siyasi meşruiyet tartışmalarına konu olduğu bir ortamda, idam cezasının uygulanması hem iç kamuoyunda hem de dış ilişkilerde yeni bir gündem başlığı oluşturuyor.
Ülke Etkisi: İdamların art arda gelmesi, İran’da güvenlik ve yargı politikalarının iç siyaset gündemindeki ağırlığını artırabilir. İnsan hakları eleştirileri, dış ilişkilerde diplomatik temasların tonunu ve yaptırım tartışmalarını etkileyebilir.
Sektör Etkisi: Ülke risk algısındaki değişim, İran’la çalışan şirketlerin uyum, itibar ve yaptırım taraması süreçlerini daha görünür hale getirebilir. Sınır ötesi finans ve lojistikte karşı taraf incelemesi ve sözleşme riskleri daha fazla öne çıkabilir.
Piyasa Etkisi: Haber akışı, ülke risk primi kanalıyla İran bağlantılı işlemlerde fiyatlama ve teminat koşullarını etkileyebilir. Bölgesel jeopolitik risk algısı, enerji ve gelişen piyasa varlıklarında oynaklık kanalıyla yansıyabilir.


