İran Kadın Milli Futbol Takımı'nın marş krizi, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı ve takımın güvenliği konusunda endişelere yol açtı.
Takımın marş söylemeyi reddetmesi, İran devlet medyasında sert tepkilere neden olurken, daha sonra marşı söylemeleri baskı iddialarını gündeme getirdi.
Avustralya hükümetine yönelik başlatılan imza kampanyası, takımın ülkeye dönmesi halinde yaşayabileceği tehlikelere dikkat çekerek sığınma hakkı talep etti.
Bu olaylar, spor ve siyaset arasındaki hassas ilişkiyi ve sporcuların ifade özgürlüğü üzerindeki baskıları bir kez daha gözler önüne serdi.

Atlas AI
İran Kadın Milli Futbol Takımı, Avustralya'da katıldığı Asya Kupası'nı tamamladı. Ancak takımın ulusal marş sırasındaki tutumu ve İran'a dönüşlerinde yaşayabilecekleri güvenlik endişeleri uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Takım, 8 Mart 2026'da Queensland'da Filipinler'e 2-0 yenilerek turnuvaya veda etti. A Grubu'nda sonuncu olan İran, gol atamadan ve kalesinde 9 gol görerek turnuvayı puansız tamamladı.
Olaylar, takımın 2 Mart 2026'da Güney Kore ile oynadığı ilk maç öncesinde ulusal marşı söylemeyi reddetmesiyle başladı. Bu durum, İran devlet medyasında "savaş zamanı hainleri" olarak nitelendirilmelerine yol açtı. 332 kişinin hayatını kaybettiği hava saldırılarından altı gün sonra yaşandı. Takım, 5 Mart 2026'da Avustralya ile oynadığı ikinci maç öncesinde marşı söyleyince, insan hakları aktivistleri bunun bir baskı sonucu olabileceği endişesini dile getirdi. 000'den fazla imza topladı.
Kampanya, Avustralya hükümetinden takıma sığınma hakkı tanımasını talep ediyordu. İçişleri Bakanı Tony Burke'e hitaben yazılan dilekçede, takımın güvenliğine dair ciddi endişeler varsa ülkeden ayrılmalarına izin verilmemesi isteniyordu. Küresel oyuncular sendikası FIFPRO da daha önce Asya Futbol Konfederasyonu ve FIFA'ya çağrı yaparak, İran devlet medyasının eleştirileri sonrası takımın güvenliğinin sağlanmasını talep etmişti.


