İMİB Başkan Yardımcısı Metin Çekiç maliyet artışını analiz etti
Madencilikte maliyet artışı, kur-enflasyon farkı ve izin bedelleriyle rekabeti zorluyor; İMİB seçim gündemi temsiliyeti tartışıyor.
Cuneyd Erdogan ·

Türkiye’de doğal taş ve metalik maden ihracatçıları, kur-enflasyon dengesizliği ve hızlanan girdi maliyetleri nedeniyle fiyat rekabetinde zorlanıyor. İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Başkan Yardımcısı ve ay sonundaki seçimlerde başkan adayı olan Metin Çekiç, döviz kurlarındaki artışın enflasyonun gerisinde kalmasının, Türk ürünlerini dış pazarlarda görece pahalı bıraktığını söylüyor.
Çekiç’in değerlendirmesine göre maliyet baskısı birkaç kanaldan aynı anda geliyor. Akaryakıt fiyatlarındaki artış enerji giderlerini büyütüyor ve özellikle ocak işletmeleri ile lojistikte birim maliyeti yukarı çekiyor. İşçilik maliyetlerinin toplam içindeki payı geçmişte yaklaşık %10 seviyesindeyken bugün %25’in üzerine çıkmış durumda.
Kurun enflasyonun altında kalması, işletmelerin TL bazlı maliyetleri artarken döviz gelirlerinin aynı hızda yükselmemesi anlamına geliyor; bu da sermaye erozyonu ve ek sermaye ihtiyacını gündeme getiriyor.
Kamu izinleri ve arazi kullanım maliyetleri de sektörün maliyet yapısında belirleyici bir başlık olarak öne çıkıyor. Çekiç, madencilik faaliyetlerinin Hazine arazilerinde yürütülmesi ve orman bedellerinde %130’luk yeniden değerleme oranının, orman izin bedelleri açısından Türkiye’yi yüksek maliyetli ülkeler arasına taşıdığını belirtiyor.
Ayrıca sektörün 8 ayrı bakanlık ve 23 kurumdan izin almasına rağmen, bir çevre davası sürecinde izinlerin tek kalemde iptal edilebilmesi, yatırımın hukuki öngörülebilirliğini ve proje finansmanını etkileyen bir risk unsuru olarak tarif ediliyor.
Sektörün bir diğer gündemi çevre algısı ve iletişim. Çekiç, olumsuz çevre algısını bir iletişim sorunu olarak tanımlıyor ve geçmişte çevre örgütleriyle diyalog girişimlerinin karşılık bulmadığını aktarıyor. Bu çerçevede izin süreçlerinin tek elde toplanmasını hedefleyen ve kamuoyunda “süper izin” diye anılan tek durak modelini, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde süreçleri sadeleştirecek bir adım olarak konumlandırıyor.
Arz tarafında ise ruhsatların işletmeye dönüşme oranı düşük kalıyor. Çekiç, verilen her 100 ruhsattan yalnızca 1’inin işletmeye dönüştüğünü söylüyor. Kamuoyunda dile getirilen 380 bin ruhsat iddiasına karşılık resmi verilerde arama ve işletme ruhsatlarının toplamının yaklaşık 10 bin civarında olduğunu, aktif madencilik işletmesi sayısının da yaklaşık 4 bin seviyesinde bulunduğunu paylaşıyor.
Finansmana erişim, özellikle KOBİ ölçeğindeki madenciler için temel sorun başlığı olarak öne çıkıyor. Çekiç, Eximbank kredilerine erişimde yaşanan güçlüklerin ihracatçıların nakit akışını ve yatırım planlarını sınırladığını, bu alanda iyileştirme ihtiyacı bulunduğunu ifade ediyor.
Teknoloji tarafında yer altı iletişimi ve otomasyon gündemde. Çekiç, dünyada 6 kilometre derinlikte madenler varken Türkiye’de en derin madenin yaklaşık 800 metre civarında kaldığını, derin madencilikte yolun başında olunduğunu belirtiyor. Yer altı sahalarında iletişimin kritik olduğunu ve 5G gibi teknolojilerin operasyon güvenliği ve verimlilik kanalıyla etkili olabileceğini vurguluyor.
Kurumsal yönetişim başlığında ise İMİB seçimleri öne çıkıyor. Çekiç, “5 milyon dolar ihracat kriteri” nedeniyle birçok doğal taş ihracatçısının yönetimde yer alamadığını, bazı sektörlerde benzer kriterlerin yumuşatıldığını ve konuyu Ticaret Bakanlığı ile görüştüklerini ancak düzenlemenin bu seçime yetişmediğini söylüyor.
İMİB’in 6 bin 500’ün üzerinde üyesiyle Türkiye maden ihracatının yaklaşık %65’ini gerçekleştirdiğini belirten Çekiç, temsiliyeti genişletmek için komiteler kurulmasını gündeme getiriyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Kur-enflasyon farkı ve izin maliyetleri, ihracat gelirleri ile yatırım iştahı arasındaki dengeyi etkileyebilir. İzin süreçlerinde öngörülebilirlik tartışması, düzenleyici çerçeve ve idari koordinasyon gündemini öne çıkarabilir.
Sektör Etkisi: Enerji, işçilik ve izin bedellerindeki artış, özellikle doğal taş ve metalik madenlerde birim maliyetleri yükseltebilir ve ölçek ekonomisini daha önemli hale getirebilir. Finansmana erişimdeki sıkışıklık, KOBİ’lerin kapasite artırımı ve teknoloji yatırımlarını sınırlayabilir.
Piyasa Etkisi: Maliyet baskısı ve hukuki/izin riskleri, şirketlerin nakit akışı, sermaye ihtiyacı ve kredi risk primleri üzerinden fiyatlanabilir. Eximbank ve ticari kredi koşullarındaki değişimler, ihracatçıların likidite yönetimi ve yatırım takvimini etkileyen bir kanal oluşturabilir.