İBB davası: 414 sanık, 92 tutuklu yargılanıyor

İBB davası 18. gününde sürüyor: 414 sanık, 92 tutuklu. Mahkeme 18 kişiyi tahliye etti; dosya veri suçlamalarıyla genişliyor.

Cuneyd Erdogan ·

İBB davası: 414 sanık, 92 tutuklu yargılanıyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) davası 8 Nisan 2026’da 18. duruşma gününe girdi ve yargılama İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde sürüyor. Dosyada toplam 414 sanık var; mahkeme kayıtlarına göre 92 sanık tutuklu yargılanıyor. Duruşmalar, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki 1 No’lu salonda yapılıyor.

Dava beşinci haftasına girerken mahkeme, 2 Nisan’daki tutukluluk incelemesinde 18 kişi için tahliye kararı verdi. Tahliye edilenler arasında Kadriye Kasapoğlu ile İBB Zabıta Daire Başkanlığı Anadolu Yakası Zabıta Müdürü Nazan Başelli de yer aldı. Bu karar, dosyada tutuklu sayısının seyrini ve ilerleyen duruşmalarda tutukluluk değerlendirmelerinin çerçevesini yakından ilgilendiriyor.

8 Nisan’daki oturumda mahkeme, CHP’de 11 yıldır bilgi işlem sorumlusu olarak görev yaptığı belirtilen Erdoğdu ile Ulaş Yılmaz’ın savunmalarını aldı. Erdoğdu, savcılık aşamasında 35 saat aç ve susuz bırakıldığını, bu süreç nedeniyle oğlunun nikâhını ertelemek zorunda kaldığını söyledi. Ulaş Yılmaz ise cezaevi koşullarına ilişkin beyanlarda bulundu; koğuşlarında iki kişinin hayatını kaybettiğini ve yaşlı mahpusların bakımını diğer mahpusların üstlendiğini ifade etti.

Dosyanın kapsamı da genişledi. İnan Güney hakkındaki iddianame ana dosya ile birleştirildi ve bu birleşme sonrası sanık sayısı 414’e çıktı. Birleştirme kararı, yargılamanın takvimini, delil tartışmalarının kapsamını ve savunmaların koordinasyonunu doğrudan etkileyen bir usul adımı olarak öne çıkıyor.

Sanıklar, kişisel verilerin usulsüz elde edilmesi, kaydedilmesi ve yayılması başta olmak üzere veri güvenliğiyle bağlantılı suçlamalarla yargılanıyor. Bu tür suçlamalar, kamu kurumlarında bilgi işlem süreçleri, erişim yetkileri, log kayıtları, veri saklama politikaları ve üçüncü taraf hizmet sağlayıcılarla yapılan sözleşmeler gibi alanlarda yönetişim risklerini gündeme getiriyor.

Davanın ilerleyen aşamalarında mahkemenin, veri akışının nasıl kurulduğu, kimlerin hangi yetkiyle hangi sistemlere eriştiği ve verinin hangi kanallarla dışarı çıktığı iddialarını hangi delillerle ilişkilendireceği belirleyici olacak.

Yargılamanın yüksek sanık sayısı ve tutuklu yargılama oranı, sürecin hem adli kapasite hem de kurumsal itibar açısından yakından izlenmesine yol açıyor. Duruşmaların cezaevi kampüsü karşısındaki salonda yapılması, güvenlik ve lojistik düzenin davanın ritmini etkilediğini gösteriyor. Süreç, yerel yönetimlerde veri yönetimi ve kişisel veri koruma uygulamalarının denetimi açısından da referans niteliği taşıyabilecek bir dosya olarak takip ediliyor.

Olası Etkiler

Ülke Etkisi: Dava, kişisel veri güvenliği ve kamu kurumlarında dijital yönetişim başlıklarını siyasetin ve düzenleyici gündemin üst sıralarında tutabilir. Tutukluluk ve tahliye kararlarının seyri, yargı süreçlerine ilişkin kamuoyu tartışmalarını ve kurumsal güven algısını etkileyebilir.

Sektör Etkisi: Belediyeler ve kamuya hizmet veren teknoloji tedarikçileri, erişim yetkileri, kayıt tutma ve veri saklama süreçlerini yeniden gözden geçirebilir. Kişisel veri işleme zincirinde taşeronlar ve üçüncü taraf sistemler daha sık denetime konu olabilir.

Piyasa Etkisi: Kamu ihaleleri ve belediye bilişim harcamalarında uyum maliyetleri ve sözleşme şartları değişebilir. Veri güvenliği risk primi, kamuya çalışan teknoloji firmalarının fiyatlama ve sigorta/uyum giderleri üzerinden finansal beklentileri etkileyebilir.

More stories