Her 6 Kişiden 1’i Kısırlık Yaşıyor: Uzmanlar Yaşam Tarzına Dikkat Çekti
Her 6 kişiden biri kısırlıkla karşılaşıyor. Uzmanlar, yaşam tarzı, çevresel faktörler ve geç yaşta ebeveynliğin artan vakalarda rol oynadığını belirtiyor.
Hazal Anyalı ·

İnfertilite (kısırlık), artık bireysel bir sorun olmaktan çıkıp küresel bir halk sağlığı meselesi haline geldi. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünya genelinde her 6 kişiden biri yaşamının bir döneminde kısırlık sorunu yaşıyor.
Uzmanlara göre bu oran, doğurganlıkla ilgili sorunların giderek yaygınlaştığını ve sağlık sistemleri açısından daha fazla önem kazandığını gösteriyor.
Türkiye’de doğurganlık hızında düşüş
Türkiye’de de benzer bir tablo dikkat çekiyor. Doğurganlık hızının 1,48 seviyesine kadar gerilediği ve nüfusun kendini yenileme eşiğinin altına düştüğü belirtiliyor.
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Burcu Aydın Boyama, bu artışın umutsuzluk değil, daha bütüncül bir yaklaşım ihtiyacını ortaya koyduğunu ifade ediyor.
Neden sadece biyolojik değil
Uzmanlara göre kısırlık yalnızca biyolojik faktörlerle açıklanabilecek bir durum değil.
Kronik stres, düzensiz uyku, sağlıksız beslenme ve çevresel toksinler gibi etkenlerin doğurganlık üzerinde doğrudan etkili olduğu vurgulanıyor.
Ayrıca hücresel düzeyde enerji üretim mekanizmalarının bozulmasının, yumurta ve sperm kalitesini etkileyerek gebelik ihtimalini düşürdüğü belirtiliyor.
Yaşam tarzı belirleyici rol oynuyor
Uzmanlar, aynı yaş ve benzer biyolojik özelliklere sahip bireylerde bile doğurganlık seviyesinin farklı olabildiğine dikkat çekiyor.
Bu farkın büyük ölçüde yaşam tarzı ve çevresel koşullardan kaynaklandığı ifade ediliyor.
Öne çıkan risk faktörleri arasında şunlar yer alıyor:
- -Kronik stres ve yoğun tempo
- -Uyku düzensizliği
- -Sağlıksız beslenme ve metabolik sorunlar
- -Çevresel toksinler ve kimyasallar
- -Geç yaşta çocuk sahibi olma
“Vücudun verdiği bir sinyal”
Uzmanlar, kısırlığın çoğu zaman tek başına bir hastalık değil, vücudun genel dengesindeki bozulmanın bir sonucu olduğuna dikkat çekiyor.
Hormonal dengesizlikler, insülin direnci, tiroid sorunları ve kronik inflamasyon gibi durumların infertilite ile birlikte görülebildiği ifade ediliyor.
Bu nedenle tedavide yalnızca üreme sistemi değil, tüm vücudu kapsayan bütüncül bir yaklaşım öneriliyor.
Tedavi süreci ve çözüm yolları
Uzmanlara göre tedavi süreci genellikle 3 ila 6 ay arasında değişiyor ve kişiye özel planlanıyor.
Bu süreçte;
- -Beslenme düzeninin iyileştirilmesi
- -Vitamin ve mineral desteği
- -Stres yönetimi
- -Hormonal dengenin sağlanması
gibi adımların doğurganlık üzerinde belirleyici rol oynadığı vurgulanıyor.
Uzmanlardan uyarı: yaşam alışkanlıklarını değiştirin
Uzmanlar, beslenme, uyku ve stres yönetiminin yalnızca destekleyici değil, doğrudan belirleyici faktörler olduğunun altını çiziyor.
Yaşam tarzında kalıcı değişiklik yapılmadan elde edilen sonuçların sürdürülebilir olmadığı belirtilirken, erken farkındalık ve doğru yaklaşımın gebelik şansını önemli ölçüde artırabileceği ifade ediliyor.