ABD'de iki çift, hatalı PGT-A genetik test sonuçlarının sağlıklı embriyoları yok etmelerine neden olduğunu iddia ederek CooperSurgical firmasına dava açtı.
Davacılardan biri, 'anormal' denilen embriyolar için ikinci bir test yaptırarak sağlıklı bir çocuk sahibi oldu; bu durum testin güvenilirliği konusunda ciddi şüpheler yaratıyor.
Dava, yaygın kullanılan PGT-A testlerinin etkinliği ve pazarlama iddiaları konusundaki bilimsel tartışmaları yeniden gündeme taşıdı ve sektörde şeffaflık taleplerini artırabilir.

Atlas AI
ABD merkezli CooperSurgical, tüp bebekte kullanılan PGT-A genetik testinin hatalı sonuç verdiği iddiasıyla iki ayrı çiftin açtığı davalarla karşı karşıya. New Jersey’de yaşayan bir çift ile İspanya’da yaşayan bir çift, test raporlarının embriyoları “anormal” gösterdiğini, bunun da geri dönüşü olmayan kararları tetiklediğini söylüyor.
Davalar, PGT-A testlerinin klinik kullanımında doğruluk iddiaları, bilgilendirilmiş onam ve laboratuvar raporlaması gibi başlıklarda kurumsal risk ve düzenleyici baskı ihtimalini artırıyor.
P. , PGT-A sonucunda üç embriyolarının da “anormal” raporlandığını ve bu nedenle embriyoları imha ettiklerini belirtiyor. Çift, daha sonra “mozaik” olarak tanımlanan ve hem normal hem anormal hücreler içerebilen embriyoların bazı durumlarda sağlıklı doğuma gidebildiğini öğrendiklerini, bu yüzden biyolojik çocuk sahibi olma şanslarını kaybettiklerini iddia ediyor. Dava dosyası, testin yanlış pozitif sonuç riski ve sınırlılıkları konusunda yeterli bilgilendirme yapılmadığı tezine dayanıyor.
C. G. ise CooperGenomics tarafından “anormal” etiketlenen üç embriyo için imha kararı vermeden önce başka bir laboratuvardan ikinci görüş aldıklarını aktarıyor. İkinci testte iki embriyonun “tamamen normal”, bir embriyonun “düşük seviyeli mozaik” çıktığı belirtiliyor. Çift, “normal” raporlanan embriyonun transferiyle sağlıklı bir kız çocuk sahibi olduklarını ifade ediyor.
Bu örnek, aynı biyolojik materyal için laboratuvarlar arası sonuç farklılığı ve raporların klinik karara etkisi tartışmasını büyütüyor.
Davacılar, şirketin PGT-A testini %98-99 doğruluk oranı gibi iddialarla pazarladığını, ancak testin özellikle mozaiklik değerlendirmesinde sınırlı olabileceği ve yanlış pozitif riskinin klinik sonuçlara etkisi konusunda yeterli uyarı yapılmadığını öne sürüyor. PGT-A, embriyolardaki kromozom sayısını analiz ederek anöploidi riskini saptamayı hedefliyor; anöploidi düşükler ve Down sendromu gibi durumlarla ilişkilendiriliyor.
Buna karşın bazı uzmanlar, PGT-A’nın her hasta grubunda canlı doğum oranlarını artırdığına dair kanıtların net olmadığını ve mozaik embriyoların sınıflandırılmasının teknik ve biyolojik belirsizlikler taşıdığını savunuyor.
Dava süreci, kliniklerin hastaya sunduğu genetik danışmanlık, raporların nasıl yorumlandığı ve “anormal/mozaik” etiketlerinin hangi eşiklerle verildiği gibi uygulama ayrıntılarını da gündeme taşıyor. Amerikan Üreme Tıbbı Derneği (ASRM) gibi kuruluşlar, mozaik embriyo transferinin bazı koşullarda değerlendirilebileceğine dönük kılavuz güncellemeleri yapmıştı.
Bu çerçevede davalar, test sağlayıcılarının pazarlama dili, bilgilendirme yükümlülüğü ve kalite güvence süreçleri üzerinde daha sıkı denetim ve daha standart raporlama beklentisini güçlendirebilir.
CooperSurgical’in PGT-A alanında önemli bir pazar payına sahip olduğu vurgulanırken, davaların sonucu yalnızca şirketi değil, PGT-A ekosistemindeki laboratuvarları, tüp bebek kliniklerini ve sigorta/geri ödeme tartışmalarını da etkileyebilir.
Süreç, testlerin klinik faydasının hangi hasta gruplarında kanıtlandığı, hangi sonuçların “kesin” kabul edilmesi gerektiği ve hastaya karar anında hangi belirsizliklerin açıkça anlatılacağı gibi başlıklarda yeni standartlar doğurabilecek bir emsal riski taşıyor.
Ülke Etkisi: ABD’de dava, genetik testlerin pazarlama iddiaları ve bilgilendirilmiş onam süreçleri üzerinden tüketici koruması ve sağlık regülasyonu tartışmalarını etkileyebilir. İspanya boyutu, sınır ötesi hizmetlerde laboratuvar standartları ve hasta bilgilendirmesi konularını gündeme taşıyabilir.
Sektör Etkisi: Tüp bebek klinikleri ve genetik laboratuvarlar, mozaiklik raporlaması, ikinci görüş süreçleri ve danışmanlık dokümantasyonu gibi alanlarda daha standart uygulamalara yönelebilir. Test sağlayıcıları, doğruluk oranı beyanları ile klinik sınırlılıkların iletişimi arasındaki uyumu yeniden tasarlamak zorunda kalabilir.
Piyasa Etkisi: Hukuki risk algısı, üreme sağlığı ve tanı teknolojileri segmentinde sigorta maliyetleri, uyum harcamaları ve sözleşme koşulları üzerinden nakit akışı beklentilerini etkileyebilir. Düzenleyici belirsizlik, yatırımcıların büyüme varsayımlarını klinik kanıt ve dava riski kanallarından yeniden fiyatlamasına yol açabilir.


