Galata Kulesi kimin olacak? Yargı kule üzerindeki mülkiyet tartışmasına son noktayı koydu
Galata Kulesi mülkiyeti davasında mahkeme, İBB’nin tescil talebini reddetti; kule vakıf malı olarak VGM’de kaldı.
Cuneyd Erdogan ·

İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi, Galata Kulesi’nin mülkiyetinin vakıf statüsünde kaldığına hükmetti ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) kuleyi kendi adına tescil ettirme talebini reddetti. 28 Mart 2026 tarihli karar, uzun süredir kamu kurumları arasında tartışma konusu olan mülkiyet başlığında hukuki çerçeveyi netleştirdi. Böylece kulenin tapu ve idare hattı, Vakıflar Genel Müdürlüğü (VGM) üzerinden devam edecek.
Mahkeme, dosyada yer alan resmi kayıtları esas aldı. İncelemede 1900 yılına ait tapu kayıtları ile 1943 tarihli kadastro belgeleri öne çıktı. Bu belgeler, Galata Kulesi’nin “Kule-i Zemin Vakfı” adına tescilli olduğunu gösterdi ve mahkeme bu tespiti kararın temel dayanağı yaptı.
Kararda vakfın hukuki statüsü de belirleyici unsur oldu. “Kule-i Zemin Vakfı” 1923’te mazbut vakıf statüsüne alınmış durumda ve bu statü, yönetim yetkisinin VGM’ye geçtiği bir çerçeve yaratıyor. Mahkeme, mevcut vakıf kayıtları ve yürürlükteki mevzuat birlikte değerlendirildiğinde, mülkiyet statüsünü değiştirecek bir hukuki gerekçe görmedi.
Dosyadaki idari ve kültürel miras kayıtları da mülkiyet tartışmasının arka planını oluşturdu. Galata Kulesi 2009’da korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildi. Ardından 2019’da 5737 sayılı Vakıflar Kanunu kapsamında “Kule-i Zemin Vakfı” adına yeniden tescil işlemi yapıldı; mahkeme bu kayıtların sürekliliğine dikkat çekti.
Bu karar, yerel yönetimlerin tarihi varlıklar üzerindeki tasarruf alanı ile vakıf mallarının özel statüsü arasındaki sınırı yeniden hatırlatıyor. Vakıf mallarında mülkiyetin kimde olduğu kadar, idare ve kullanım yetkilerinin hangi mevzuatla belirlendiği de kritik önem taşıyor. Karar, benzer nitelikteki kültür varlıklarında tapu, kadastro ve vakıf kayıtlarının uyuşmazlık çözümünde birincil delil seti olarak öne çıkacağını gösteriyor.
Kamu yönetimi açısından karar, kültür varlıklarının korunması, işletilmesi ve gelirlerinin yönetimi gibi başlıklarda kurumlar arası rol paylaşımını doğrudan etkileyebilir. VGM’nin idareyi sürdürmesi, restorasyon, bakım, kiralama ve kullanım protokollerinin vakıf mevzuatı ekseninde yürütülmesi anlamına gelir.
İBB’nin tescil talebinin reddi ise belediyelerin mülkiyet iddiası kurarken yalnızca fiili kullanım veya hizmet gerekçesiyle değil, güçlü bir tapu ve mevzuat zinciriyle ilerlemesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Sonuç olarak mahkeme, Galata Kulesi’nin vakıf malı niteliğinin devam ettiğini teyit etti ve mülkiyetin VGM çizgisinde kalmasına karar verdi. Bu çerçeve, İstanbul’daki diğer vakıf kökenli kültür varlıklarında da benzer uyuşmazlıkların nasıl ele alınacağına dair referans noktası oluşturabilir.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Karar, vakıf mallarının mülkiyet rejimini ve kamu kurumları arasındaki yetki sınırlarını yargı içtihadı üzerinden netleştirebilir. Kültür varlıklarının idaresinde tapu-kadastro-vakıf kayıtlarının belirleyici rolü, benzer dosyalarda idari süreçleri ve dava stratejilerini etkileyebilir.
Sektör Etkisi: Kültür varlıklarının işletilmesi, bakım-onarım ve kullanım protokolleri vakıf mevzuatı ekseninde şekillenebilir. Turizm, etkinlik ve kiralama gibi gelir üreten modellerde sözleşme tarafı ve yetkili idare tartışmaları daha çok hukuki belge zinciri üzerinden yürüyebilir.
Piyasa Etkisi: Belediye iştirakleri, hizmet alımı yüklenicileri ve kültür varlığı işletmecileri için sözleşme riskleri, yetkili idarenin netleşmesiyle yeniden fiyatlanabilir. Kamu varlıklarının yönetimine ilişkin belirsizlik azaldıkça, ilgili projelerde hukuki ihtilaf primi ve nakit akışı varsayımları değişebilir.