Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, büyük füzelerin yalnızca kırılma noktasındaki fay hatlarında depremi 'tetikleyebileceğini' ancak sıfırdan büyük bir deprem 'üretemeyeceğini' belirtti.
Bu durum, savaş teknolojilerinin jeolojik etkileri hakkındaki tartışmaları alevlendirirken, 'yapay deprem' iddialarının bilimsel temelden yoksun olduğunu ortaya koymaktadır.
Gelecekte, çatışma bölgelerindeki sismik aktivite ile büyük patlamalar arasındaki olası bağlantıların bilimsel olarak daha yakından incelenmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi önem taşıyacaktır.

Atlas AI
Füzeler ve Deprem Arasındaki Tetikleyici İlişki
Modern savaş ortamlarında kullanılan yüksek tahrip gücüne sahip füzelerin sismik aktiviteyi etkileyip etkilemediği, bilimsel bir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Fiziki Coğrafya Anabilim Dalı Uzmanı Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek, bu konuya ilişkin önemli bir ayrımın altını çizdi. Zeybek, büyük ölçekli füze saldırılarının mevcut bir depremi tetikleyebileceğini, ancak tek başlarına büyük bir deprem yaratma gücüne sahip olmadıklarını belirtti.
Bu değerlendirme, füzeler ve deprem arasındaki ilişkiyi "neden olmak" yerine "tetiklemek" kavramı üzerinden açıklıyor. Prof. Dr. Zeybek, "Bu tür füzeler depremi tetikleyici olabilir. Ancak bu durum, füzelerin ya da bombalamaların doğrudan deprem ürettiği anlamına gelmez," ifadeleriyle konunun hassasiyetine dikkat çekti. Dolayısıyla, bir füze patlamasının yarattığı sarsıntı, yalnızca belirli koşullar altında bir fay hattını harekete geçirebilir.
Sismik Enerji: Füze Patlaması ve Tektonik Güç
Bir depremin oluşması için gereken enerji, insan yapımı patlayıcıların ürettiği enerjiden katbekat fazladır. Büyük bir deprem, binlerce nükleer bombanın aynı anda patlamasına eşdeğer bir tektonik enerji açığa çıkarır. Buna karşılık, en güçlü konvansiyonel füzelerin yarattığı yer sarsıntısının enerjisi, bu devasa gücün yanında oldukça sınırlı kalmaktadır.
Bu nedenle, bir füzenin sıfırdan bir deprem fayı oluşturması veya durağan bir fay hattında büyük bir kırılmaya neden olması fiziksel olarak mümkün değildir. Patlamanın yüzeyde yarattığı etki, yerin kilometrelerce altındaki jeolojik yapıyı kökten değiştirecek bir güce sahip değildir. Prof. Dr. Zeybek'in de vurguladığı gibi, etki yalnızca bir "son dokunuş" olabilir.
Deprem Tetikleme Mekanizması Nasıl Çalışır?
Bir füzenin depremi tetikleme potansiyeli, "bardağı taşıran son damla" analojisiyle açıklanabilir. Bu senaryonun gerçekleşmesi için, bir fay hattının zaten kırılma noktasına kadar maksimum enerji ve gerilim biriktirmiş olması gerekir. Fay, neredeyse harekete geçmek üzereyken, yüzeye yakın bir noktada meydana gelen güçlü bir füze patlamasının şok dalgaları, bu son tetiklemeyi sağlayabilir.
Şok dalgaları, yer kabuğunda ilerlerken, zaten hassas dengede duran fay segmentindeki kilidi kırabilir. Bu durumda deprem, füze patlamasından saniyeler veya dakikalar sonra meydana gelebilir. Ancak bu, depremin zaten kaçınılmaz olduğu ve patlamanın sadece zamanlamasını çok az öne çektiği anlamına gelir.
Fay Hatlarının Rolü ve Jeolojik Koşullar
Söz konusu tetikleme etkisi, her yerde ve her zaman geçerli değildir. Bu potansiyelin ortaya çıkması için patlamanın, aktif ve sismik olarak hareketli bir fay hattına çok yakın bir bölgede gerçekleşmesi kritik öneme sahiptir. Jeolojik olarak stabil ve fay hatlarından uzak bir arazide meydana gelen büyük bir patlamanın depremi tetikleme olasılığı yok denecek kadar azdır.
Prof. Dr. Halil İbrahim Zeybek'in fiziki coğrafya uzmanı olarak yaptığı analiz, bu jeolojik koşulların önemini vurgulamaktadır. Yerkabuğunun yapısı, fay hatlarının derinliği, türü ve üzerlerinde biriken stres miktarı gibi faktörler, bir dış şokun tetikleyici olup olamayacağını belirleyen ana unsurlardır. Dolayısıyla, füzeler ve deprem arasındaki bağlantı, son derece spesifik coğrafi ve jeolojik şartlara bağlıdır.
Yanlış Anlamalar ve Bilimsel Gerçekler
Kamuoyunda zaman zaman dile getirilen "bombalar büyük depremler yaratıyor" veya "yapay deprem oluşturuluyor" gibi iddialar, bilimsel gerçeklerle örtüşmemektedir. Prof. Dr. Zeybek'in açıklamaları, bu tür yanlış anlamaları düzeltme niteliği taşımaktadır. Bilimsel veriler, insan yapımı patlamaların depremleri tetikleme potansiyelinin düşük bir olasılık olduğunu ve yalnızca belirli koşullar altında mümkün olabileceğini göstermektedir.
Bir füze saldırısının ardından meydana gelen bir depremin, saldırı tarafından tetiklendiğini kanıtlamak da oldukça zordur. Çünkü o depremin zaten doğal yollarla gerçekleşip gerçekleşmeyeceği bilinemez. Bu nedenle, füzelerin asıl ve en büyük tehdidi, yarattıkları doğrudan yıkım ve can kaybıdır; dolaylı yoldan büyük bir depreme neden olma riski ise oldukça düşüktür ve spekülasyonlara açık bir konudur.

