Fatih Birol: Dünya tarihinin en büyük enerji kriziyle karşı karşıya

Fatih Birol, Hürmüz geçişlerindeki düşüşün dizel, jet yakıtı ve güvenli tedarik arayışını enerji krizinin merkezine taşıdığını söyledi.

Atlas Newsdesk ·

Fatih Birol: Dünya tarihinin en büyük enerji kriziyle karşı karşıya

Enerji krizi, Fatih Birol'un Hürmüz Boğazı uyarısıyla tedarik, yakıt fiyatları ve küresel ticaret güvenini yeniden merkeze taşıdı.

Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, küresel enerji piyasalarında jeopolitik gerilimlerin arz güvenliğini daha kırılgan hale getirdiğini söyledi. Birol'a göre küreselleşme döneminde enerji ticaretini belirleyen düşük maliyet arayışı, yerini siyasi riskleri daha az görülen tedarikçilere yönelmeye bırakıyor.

Hürmüz akışı 15 milyon varile indi

Birol, savaş öncesinde Hürmüz Boğazı'ndan günde yaklaşık 25 milyon varillik petrol ve doğal gaz geçişi yapıldığını, bugün bu hacmin yaklaşık 15 milyon varile gerilediğini belirtti. Akışın bazı dönemlerde 12 milyon ile 17 milyon varil arasında değiştiğini söyleyen Birol, bu oynaklığın piyasanın günlük arz hesabını zorlaştırdığını ifade etti.

UEA başkanı, Hürmüz kaynaklı kaybın 1973 ve 1979 petrol krizleri ile 2022'deki Rusya-Ukrayna gaz krizinde görülen arz kayıplarının toplamını aştığını söyledi. Mevcut tabloyu “dünyanın karşılaştığı en büyük enerji krizi” diye niteleyen Birol, boğaza ilişkin güven için de “vazo kırıldı” ifadesini kullandı.

Birol'un değerlendirmesinde asıl sorun yalnızca bugünkü hacim düşüşü değil, deniz taşımacılığı ve sigorta kararlarını etkileyen güven kaybı. Ona göre gemilerin aynı güzergaha hızlı biçimde dönmesi ve alıcıların Hürmüz üzerinden gelen arzı yeniden düşük riskli görmesi kolay olmayacak.

Stok desteği sınıra yaklaşıyor

Petrol fiyatlarının yaklaşık 95 dolar civarında kalmasını Birol, savaş öncesinde oluşan yüksek arz fazlası ve UEA'nın piyasaya sunduğu 400 milyon varillik stratejik petrol stoku ile ilişkilendirdi. Birol, fiyatları sınırlayan bu iki desteğin etkisinin azalmakta olduğunu söyledi.

Rafine ürünlerde baskı daha görünür hale geliyor. Birol'a göre Rusya'daki rafinerilerin savaş sırasında zarar görmesi, Çin ve Hindistan'ın iç piyasalarını önceleyerek ihracatı azaltması, dizel ve jet yakıtı arzını daraltan başlıca unsurlar arasında yer alıyor.

Avrupa'nın Nijerya'daki Dangote rafinerisinden sağladığı ek arzın da sınıra geldiğini belirten Birol, çözüm bulunamazsa uçuş iptalleri ve motorin sıkıntılarının gündeme gelebileceğini söyledi. Tarımsal üretim döneminde gübre tedarikinin aksaması da Birol'un saydığı riskler arasında yer aldı.

Güvenli ortak arayışı büyüyor

Birol, enerji ticaretinde yeni ölçütün en ucuz kaynak değil, güvenilir ortak olacağını söyledi. Bu değişim, ülkelerin daha yüksek maliyete razı olarak enerjiyi siyasi veya jeopolitik baskı aracı olarak kullanmayacağı düşünülen tedarikçilere yönelmesi anlamına geliyor.

Rusya'dan Avrupa'ya doğal gaz akışının bozulması ve Hürmüz üzerinden küresel piyasalara ulaşan enerji akışının sekteye uğraması, Birol'a göre dünya ekonomisi açısından çift yönlü bir şok yarattı. Bir tarafta fiyat ve arz baskısı, diğer tarafta uzun vadeli tedarik sözleşmelerinin güvenilirliği yeniden hesaplanıyor.

Birol, gelecek dönemde enerji ve ekonomi gündemini şekillendirecek üç risk alanını Rusya-Ukrayna savaşı, Orta Doğu ve İran gerilimi ile ABD-Çin teknoloji rekabeti olarak sıraladı. Tayvan bağlantılı bir krizin de bu listeye eklenebileceğini, ancak temel senaryosunda doğrudan askeri çatışmadan çok kritik mineraller, yapay zeka ve teknoloji üzerinden yürüyen ticari mücadelelerin bulunduğunu söyledi.

Hürmüz geçişleri 15 milyon varilin üzerine yerleşir ve 25 milyon varillik savaş öncesi düzeye yaklaşırsa, küresel enflasyon baskısı ve rafineri tedarik riski daha sınırlı kalabilir. Akış 12 milyon ile 17 milyon varil bandında oynak kalırsa, havayolları, taşımacılık şirketleri, çiftçiler ve yakıt ithalatçıları daha yüksek maliyet ve tedarik planı belirsizliğiyle çalışmak zorunda kalır.

İzlenecek ana veri, boğazdan geçen günlük hacmin istikrar kazanıp kazanmadığı olacak. Dizel ve jet yakıtı primleri, stratejik stok kullanımı ve büyük ihracatçı ülkelerin iç piyasa kararları, enerji krizinin sanayi ve tüketici fiyatlarına ne kadar aktarılacağını belirleyecek göstergeler arasında yer alıyor.

More stories