Evrim Deniz davası: Kişisel veri suçlaması
Evrim Deniz davası, KVKK kapsamında kişisel veri suçlamasıyla İstanbul’da görülüyor; kamuya açık ticaret sicili verilerinin kullanımı tartışılıyor.
Cuneyd Erdogan ·

Gazeteci Evrim Deniz, Bianet’te yayımlanan bir haber nedeniyle “kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme” suçlamasıyla yargılanıyor. Dava, Diyarbakır’daki Hesandin Yaylası’na yapılması planlanan karakolun yapımını üstlenen şirketin sahipleri Mehmet Emin Eren ve Mehmet Nesim Eren’in şikayetiyle açıldı. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 6 Nisan 2026’daki duruşmada savunmaların esas dosyanın görüldüğü mahkemede alınmasına karar verdi ve duruşmayı erteledi.
Dosyanın merkezinde, Deniz’in 28 Mayıs 2025’te yayımladığı “Çete sanığı karakol yapıyor” başlıklı haber var. Haberde, Hesandin Yaylası’ndaki karakol ihalesini Kulp Madencilik ve Dış Ticaret A.Ş.’nin aldığı bilgisi yer aldı. Deniz ayrıca, şirket sahipleri Eren kardeşlerin bazı suçlamalarla yargılandığına dair bilgileri de habere taşıdı.
Şikayetçiler, haberde yer alan bilgilerin 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) kapsamında veri ihlali oluşturduğunu ileri sürdü. Bu iddia, gazetecilik faaliyetinde kullanılan kaynakların “kamuya açık kayıt” olup olmadığı ve bu kayıtların haberleştirilmesinin hangi koşullarda kişisel veri sayılacağı tartışmasını doğuruyor.
Dosya, kamu ihaleleriyle ilgili haberlerde şirket ortaklık yapısı ve yargı süreçlerine ilişkin bilgilerin nasıl kullanılacağına dair sınırları da gündeme getiriyor.
Deniz, İzmir 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde talimatla verdiği ifadede, haberdeki bilgileri Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi gibi kamuya açık kaynaklardan aldığını söyledi. Bilgilerin yasa dışı yollarla elde edilmediğini ve haberin kamu yararı taşıdığını savundu. Haberde, Eren kardeşlerin yağma ve cinayete teşebbüs suçlamalarıyla yargılandığı bilgisi bulundu.
Bu tür davalar, Türkiye’de KVKK’nın uygulanma biçimi ile basın özgürlüğü ve kamu yararı arasındaki dengeyi doğrudan etkileyebiliyor. Kamu ihaleleri, güvenlik yatırımları ve bu yatırımları üstlenen şirketlerin geçmişi gibi konular, kamu denetimi açısından yüksek hassasiyet taşıyor. Mahkemenin bir sonraki aşamada savunmaları alması ve delil değerlendirmesi yapması, benzer haberlerde hangi veri türlerinin “kişisel veri” sayılacağına dair uygulamayı da şekillendirebilir.
Dava süreci, gazetecilerin ticaret sicili kayıtları, şirket ortaklık bilgileri ve devam eden yargılamalara ilişkin verileri kullanırken hangi hukuki risklerle karşılaşabileceğini gösteren bir örnek olarak izleniyor. Kurumsal risk açısından, kamu ihalelerine giren şirketlerin itibar yönetimi, hukuki stratejileri ve bilgi akışı üzerindeki kontrol çabaları da bu tür dosyalarda daha görünür hale geliyor.
Olası Etkiler
Ülke Etkisi: Dava, KVKK’nın basın faaliyetlerine nasıl uygulandığına dair içtihat ve uygulamayı etkileyebilir. Kamu ihaleleri ve güvenlik yatırımlarına ilişkin haberlerde kamu yararı ile kişisel veri koruması arasındaki sınır tartışması büyüyebilir.
Sektör Etkisi: Medya kuruluşları, ticaret sicili gibi açık kaynaklardan alınan bilgilerin haberleştirilmesinde daha sık hukuki inceleme ve uyum kontrolü uygulayabilir. Kamu ihalelerine giren şirketler de itibar ve hukuki risk yönetiminde şikayet mekanizmalarını daha fazla kullanabilir.
Piyasa Etkisi: Kamu ihaleleriyle çalışan şirketlerde hukuki süreçler, itibar primi ve sözleşme risk algısı üzerinden fiyatlamayı etkileyebilir. Medya ve dijital yayıncılıkta dava maliyetleri ve uyum harcamaları, operasyonel gider kanalıyla finansal performans beklentilerini değiştirebilir.