Jeopolitik riskler Türkiye'nin iç siyasi gündemini doğrudan etkiliyor; iktidarın seçim takvimini bölgesel bir savaş olasılığına göre revize etmesi gündemde.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeniden adaylığı, anayasanın bir erken seçim kararı gerektirmesi nedeniyle, seçim tarihinin en kritik değişkeni olmaya devam ediyor.
Hükümet, ekonomi programına zaman kazandırmak için seçimleri ertelemeyi değerlendiriyor; bu da enflasyonla mücadelenin öncelikli hedef olduğunu gösteriyor.

Atlas AI
Ekonomik Baskılar Seçim Takvimini Şekillendiriyor
İktidar partisinin, bölgesel jeopolitik risklerin tetiklediği ekonomik baskılar nedeniyle genel seçim takvimini yeniden değerlendirdiği iddia ediliyor. Kulislerde, olası bir İran-ABD/İsrail çatışmasının küresel enerji fiyatları ve Türkiye ekonomisi üzerindeki olumsuz etkileri nedeniyle seçimin planlanandan daha ileri bir tarihe alınması senaryosu konuşuluyor.
Daha önceki planlamalarda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın anayasal olarak yeniden aday olabilmesinin önünü açmak için seçimlerin 7 Kasım 2027 gibi erken bir tarihte yapılması öngörülüyordu. Ancak bu yeni değerlendirmeler, ekonomik istikrarın siyasi takvimin önüne geçtiğine işaret ediyor.
Orta Doğu'da tırmanan gerilim, özellikle Hürmüz Boğazı'ndaki güvenlik riskleri ve petrol fiyatlarındaki potansiyel artış, Türkiye'nin bütçe dengeleri ve enflasyonla mücadele programı için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu durumun, hükümetin seçim stratejisini gözden geçirmesine neden olduğu belirtiliyor.
Erdoğan'ın Adaylığı ve Yeni Takvim Arayışı
Tartışmaların merkezinde, seçimlerin 2028 yılının ilkbahar aylarına ertelenmesi fikri yer alıyor. Böyle bir ertelemenin, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek liderliğindeki ekonomi yönetimine, uyguladıkları programın sonuçlarını görmek için kritik bir ek süre tanıyacağı düşünülüyor.
Bu senaryo, ekonomi yönetimine yaklaşık 6-7 aylık bir zaman kazandırarak enflasyonu kontrol altına alma ve piyasalarda güveni pekiştirme hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştırabilir. İktidarın, ekonomik göstergelerin daha olumlu olduğu bir atmosferde sandığa gitmeyi tercih ettiği anlaşılıyor.
Anayasa'ya göre bir kişi en fazla iki kez cumhurbaşkanı seçilebiliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ikinci dönemi olması sebebiyle, normal tarihi olan Haziran 2028'de yapılacak bir seçimde yeniden aday olması mümkün görünmüyor. Ancak Meclis'in seçimlerin yenilenmesine karar vermesi halinde Erdoğan'ın bir kez daha aday olma hakkı bulunuyor.
Jeopolitik Riskler ve Siyasi Gelecek
Bu nedenle, 2027'de planlanan erken seçim, Erdoğan'ın adaylığı için anayasal bir zorunluluktu. Şimdi ise bu zorunluluğun, potansiyel bir savaşın getireceği ağır ekonomik maliyetler karşısında yeniden tartıldığı belirtiliyor. Seçimlerin 2028 ilkbaharına kaydırılması, hem anayasal takvimin sınırları içinde kalmayı hem de ekonomiye nefes aldırmayı amaçlayan bir ara formül olarak öne çıkıyor.
Henüz resmi bir açıklama yapılmamış olsa da, bu iddialar Türkiye'nin siyasi geleceğinin iç dinamikler kadar dış gelişmelerle de ne kadar yakından bağlantılı olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki dönemde hem bölgesel tansiyonun seyri hem de Türkiye'nin makroekonomik performansı, nihai seçim tarihinin belirlenmesinde kilit rol oynayacaktır.


