14 ilde toplam 54 Hazine arazisi, Cumhurbaşkanı kararıyla özelleştirme programına dahil edildi. Sürecin 2028 sonuna kadar tamamlanması hedefleniyor.
Özelleştirmeden elde edilecek gelir, Milli Savunma Bakanlığı'nın bina, tesis ve lojman gibi altyapı projelerinin finansmanına tahsis edildi.
En fazla taşınmaz 27 adetle Ankara'da bulunurken, İstanbul ve İzmir gibi metropollerdeki değerli araziler de yatırımcılara sunulacak.

Atlas AI
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla Resmi Gazete’de yayımlanan kararla, Maliye Hazinesi mülkiyetindeki 54 taşınmaz özelleştirme programına alındı. Karar, özelleştirmeden doğacak gelirin nereye gideceğini de netleştiriyor: Masraflar düşüldükten sonra gelir Hazine’ye aktarılacak ve Milli Savunma Bakanlığı’nın (MSB) projelerinde kullanılacak.
Düzenleme, özelleştirme gelirini doğrudan savunma altyapısı finansmanına bağladığı için kamu varlık yönetimi açısından dikkat çekiyor. Metinde, kaynakların MSB’nin bina, askeri tesis ve personel lojmanı gibi altyapı ihtiyaçlarıyla birlikte Stratejik Hedef Planı ve yatırım programlarında yer alan diğer projelere yönlendirileceği belirtiliyor. Bu çerçeve, bütçe içi kaynakların yanında varlık satışından gelen nakdin de savunma yatırımlarına kanalize edilmesini hedefleyen bir mekanizma kuruyor.
Taşınmazlar 14 ile yayılıyor ancak dağılımda Ankara öne çıkıyor. Toplam 54 taşınmazın 27’si Ankara’da yer alıyor; özellikle Elmadağ ilçesi Hasanoğlan Mahallesi’nde çok sayıda parselin programa alınması, yoğunlaşmanın bu bölgede toplandığını gösteriyor. İstanbul ise 6 taşınmazla ikinci sırada; Beşiktaş, Başakşehir ve Büyükçekmece’deki araziler listede yer alıyor.
Ankara ve İstanbul dışındaki taşınmazlar Aydın, Balıkesir, Bolu, Hatay, İzmir, Kayseri, Kırklareli, Kocaeli, Malatya, Muğla, Tekirdağ ve Yalova’da bulunuyor. İzmir Karşıyaka, Kayseri Melikgazi, Kocaeli İzmit ve Balıkesir Bandırma gibi sanayi ve ticaretin yoğun olduğu ilçelerin listede yer alması, ihalelerin hem konut-ticaret hem de sanayi odaklı yatırımcılar tarafından izlenebileceğine işaret ediyor.
Bu coğrafi çeşitlilik, özelleştirme sürecinin yerel emlak piyasaları ve belediye ölçeğindeki planlama kararlarıyla etkileşimini artırabilir.
Karar, uygulama yöntemlerinde esnek bir çerçeve çiziyor. Taşınmazlar yalnızca satışla değil; kiralama, gelir ortaklığı modeli veya mülkiyetin gayri ayni haklarının tesisi gibi yöntemlerle de değerlendirilebilecek. Bu yaklaşım, piyasa koşullarına göre nakit yaratma hızını, gelir akışının sürekliliğini ve yatırımcı profilini değiştirebilecek seçenekler sunuyor.
Süreç için son tarih 31 Aralık 2028 olarak belirlendi. Bu takvim, ihalelerin kademeli yapılmasına ve farklı yöntemlerin denenmesine alan açıyor; aynı zamanda gelirlerin MSB projelerine aktarımının zamana yayılabileceğini gösteriyor.
Özelleştirme işlemleri 4046 sayılı kanun ve 703 sayılı KHK’nın ilgili hükümlerine dayandırılıyor; ayrıca taşınmazların il, ilçe, mahalle, ada ve parsel bilgilerinin Resmi Gazete ekinde yayımlanması, izlenebilirlik ve denetim açısından temel referans setini oluşturuyor.
Önümüzdeki dönemde kritik değişkenler; ihalelerin hangi yöntemle açılacağı, taşınmazların imar durumları ve yatırımcı talebinin fiyatlamaya nasıl yansıyacağı olacak. Gelirin MSB yatırımlarına yönlendirilmesi, savunma altyapısı harcamalarının finansman kompozisyonunu etkileyebilecek bir unsur olarak kamu maliyesi ve savunma sanayii ekosistemi tarafından yakından takip edilecek.
Ülke Etkisi: Özelleştirme gelirinin MSB projelerine yönlendirilmesi, kamu varlık satışlarının bütçe içi harcama kalemleriyle bağını güçlendirebilir. 31 Aralık 2028 takvimi, gelir akışının zamana yayılmasına ve kamu maliyesinde nakit yönetimi planlamasına konu olabilir.
Sektör Etkisi: Emlak geliştirme, altyapı ve inşaat tarafında ihalelerin yöntemi (satış, kiralama, gelir ortaklığı) iş modellerini ve finansman yapısını etkileyebilir. Savunma altyapısı projelerine kaynak aktarımı, MSB’nin tesis ve lojman yatırımlarında tedarik zinciri talebini artırabilecek bir kanal oluşturabilir.
Piyasa Etkisi: İhale takvimi ve yöntem seçimi, gayrimenkul değerlemeleri ve yerel piyasa fiyatlamaları üzerinden varlık fiyatlarına yansıyabilir. Gelirin savunma yatırımlarına aktarılması, ilgili yükleniciler ve savunma ekosistemi şirketlerinde sipariş beklentileri üzerinden piyasa algısını etkileyebilecek bir mekanizma yaratabilir.


