El Nino riski: NOAA rekor şiddet olasılığını yükseltti
El Nino riski için NOAA %70 rekor şiddet olasılığı verdi; El Nino ihtimali %80. Gıda, enerji ve lojistikte oynaklık artabilir.
Ayla Demirhan ·

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi (NOAA), El Nino döngüsünün yılın ilerleyen dönemlerinde beklenenden daha şiddetli bir zirveye çıkabileceğini ve güçlü seviyeden tepe yapma ihtimalinin arttığını bildirdi. NOdeğerlendirmesi, mevcut döngünün 1950’den bu yana ölçülen en güçlü El Nino olma olasılığını %70 olarak veriyor. Ayrı bir değerlendirmede Meteoroloji Örgütü, önümüzdeki aylarda El Nino görülme olasılığını %80 seviyesinde paylaşıyor.
El Nino, Pasifik Okyanusu’nda deniz yüzeyi sıcaklıklarının normalin üzerine çıkmasıyla başlıyor ve atmosferik dolaşımı değiştirerek yağış ile sıcaklık düzenlerini geniş bir coğrafyada etkiliyor. Bu mekanizma, bazı bölgelerde kuraklık ve su stresi riskini artırırken bazı bölgelerde aşırı yağış ve sel olasılığını yükseltebiliyor. NO“beklenenden şiddetli zirve” uyarısı, etkilerin sadece El Nino kaynaklı dalgalanmayla sınırlı kalmayıp mevcut küresel ısınma zeminiyle birleşerek sıcak hava dalgaları ve aşırı olayların görünürlüğünü artırabileceği bir çerçeveye işaret ediyor.
Birleşmiş Milletler verileri Birleşmiş Milletler verileri
İzlenen göstergeler içinde Tropikal Pasifik’te Nino 3.4 bölgesi öne çıkıyor. Bu alan, 5 derece kuzey–güney enlemleri ile 170–120 derece batı boylamları arasında yer alıyor ve deniz yüzeyi sıcaklık anomalilerindeki kalıcı yükseliş eğilimi El Nino’nun şiddetini izlemek için temel bir referans kabul ediliyor. Nino 3.4 ölçümü, “tele-bağlantı” olarak adlandırılan uzak bölgelerdeki hava düzenleri üzerindeki etkileri izleme açısından da kurumlar tarafından yaygın kullanılıyor. Kaynak metindeki değerlendirmeler, 2026–2027 döneminde iklim kaynaklı fiziksel risklerin daha sık ve daha maliyetli operasyonel kesintilere dönüşebileceğine dikkat çekiyor. Ayrıca 2027’nin kayıtlardaki en sıcak yıl rekorunu kırmasının “kesin” görüldüğü, 2026 için de benzer bir rekor olasılığının bulunduğu aktarılıyor. Bu çerçeve; enerji talebi, iş gücü verimliliği, altyapı dayanıklılığı ve sigorta hasar dinamikleri üzerinden fiyatlama ve planlama süreçlerine yansıyabilen “sıcaklık kaynaklı risk” başlığını öne çıkarıyor. Birleşmiş Milletler verileri Birleşmiş Milletler verileri, iklimdeki bu tür sapmaların yaklaşık 50 milyon insanı daha gıda güvencesizliği ile karşı karşıya bırakabileceğine işaret ediyor. El Nino yıllarında tarımsal verim, su stresi ve taşımacılık aksaklıkları aynı anda gündeme gelebildiği için gıda fiyatları ve tedarik süreleri üzerindeki oynaklık kanalları güçlenebiliyor. Bu etki yalnızca nihai gıdayı değil, gübre ve enerji gibi girdilerle taşımacılık maliyetlerini de dolaylı biçimde etkileyebilen bir zincir yaratabiliyor.
Kurumsal risk yönetimi açısından ana mesaj, tedarik zinciri sürekliliği ve ölçülebilir hazırlık eşikleri. Aşırı yağış ve sel; liman operasyonları, kara taşımacılığı ve depo yönetiminde gecikmelere yol açabiliyor, kuraklık ise su temini, tarımsal girdi piyasaları ve bazı bölgelerde enerji üretimi üzerinde baskı kurabiliyor. Şirketlerin meteorolojik göstergeleri operasyonel planlara bağlaması, stok politikaları, alternatif tedarikçi ve rota çeşitlendirmesi ile kritik altyapı dayanıklılığı için senaryo bazlı stres testlerini hızlandırması, bu dönemde yönetişim gündeminde daha görünür hale geliyor.