Deniz kirliliği Marmara'da acil arıtma seferberliği istiyor
Prof. Dr. Bayram Öztürk, deniz kirliliği ve iklim baskısının Marmara, Karadeniz, Ege ve Akdeniz'de farklı riskler yarattığını söyledi.
Atlas Newsdesk ·

Deniz kirliliği, Akdeniz'in son 50 yılda 1,5 derece ısınmasıyla Türkiye kıyılarında arıtma ve balık stokları baskısını artırıyor.
Türk Deniz Araştırmaları Vakfı Başkanı ve İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bayram Öztürk, Türkiye'yi çevreleyen dört deniz için ayrı ama bağlantılı riskler sıraladı. Marmara'da yetersiz arıtma, Karadeniz'de hamsi üzerindeki av baskısı, Ege'de ortak koruma eksikliği ve Akdeniz'de plastik birikimi öne çıktı.
Marmara'da arıtma açığı
Öztürk'e göre Marmara'daki müsilaj yükünü artıran başlıca kaynak, şehir ve sanayi atıklarının tam arıtma görmeden deniz sistemine karışması. Vakıf başkanı, bölgedeki arıtma tesislerinin yalnız yaklaşık yüzde elli'sinin çalıştığını, kalan yükün denizdeki oksijen düzeyini aşağı çektiğini söyledi.
Marmara'nın kapalı ve yoğun nüfuslu bir havza olması, arıtma eksikliğinin etkisini açık denizlere göre daha hızlı görünür kılıyor. Eğer atık su denetimi ve ileri arıtma kapasitesi artmazsa, Öztürk'ün uyarısına göre müsilaj ve oksijen kaybı balıkçılık, kıyı yaşamı ve belediye altyapısı üzerinde daha yüksek maliyet yaratabilir.
Hamsi stoklarında av baskısı
Karadeniz için ana risk, Öztürk'ün değerlendirmesinde aşırı avcılık ile kirliliğin aynı stoklar üzerinde birleşmesi. Hamsi, Türkiye balıkçılığında tüketim ve gelir açısından merkezi bir tür olduğu için stoklardaki zayıflama yalnız çevresel değil, gıda arzı ve kıyı ekonomileri açısından da sonuç doğuruyor.
Öztürk, Karadeniz'in ısınma eğilimiyle tür dağılımı bakımından Akdeniz'e yaklaşmaya başladığını belirtti. Bu değişim, soğuk su koşullarına uyumlu yerel türlerin yaşam alanını daraltırken, av sezonu planlaması ve kota tartışmalarını daha hassas hale getirebilir.
Vakıf başkanının önerisi, Karadeniz'de acil deniz koruma alanları kurulması yönünde. Böyle bir adım, eğer av baskısını azaltan denetimle desteklenirse stokların yenilenmesine zaman kazandırabilir; yalnız alan ilanıyla sınırlı kalırsa balıkçı gelirleri ve ekosistem arasındaki gerilim sürebilir.
Ege'de mercan ormanı önerisi
Ege Denizi'nde Öztürk'ün vurgusu, koruma planlarının Türkiye ve Yunanistan arasında ortak zemine taşınması gerektiği yönünde. Yalnız bir tarafın duyurduğu deniz parklarının ekolojik bütünlüğü korumakta yetersiz kalabileceğini savundu.
Öztürk, Gökçeada ile Semadirek hattında geniş mercan topluluklarına işaret ederek bu alanın iki ülkenin birlikte yöneteceği bir koruma modeliyle ele alınmasını önerdi. Mercan alanları, balık yavruları için barınak işlevi gördüğünden koruma statüsü yalnız biyolojik çeşitlilik değil, orta vadeli balıkçılık kapasitesi açısından da önem taşıyor.
Akdeniz'de plastik ve ısı
Akdeniz'de iki baskı aynı anda öne çıkıyor: kıyılara vuran plastik atıklar ve deniz suyu sıcaklığındaki artış. Öztürk, özellikle Antalya çevresinde plastik kirliliğinin turizm için görünür bir risk oluşturduğunu, açık denizde kaçak atık boşaltımı iddialarının Sahil Güvenlik ve kolluk birimleri tarafından izlenmesi gerektiğini söyledi.
İklim boyutunda verilen en somut ölçü, Akdeniz'de deniz suyu sıcaklığının son 50 yılda 1,5 derece yükselmesi. Öztürk, bu artışı bazı mercan türlerinde beyazlaşma ve istilacı balıkların yayılımıyla ilişkilendirdi; bu tür değişimler yerel balıkçılık gelirlerini, dalış turizmini ve kıyı ekosistemlerinin dayanıklılığını etkileyebilir.
Kıyılar için üç eşik
Eğer Marmara'da arıtma yatırımları hızlanır ve denetim sıkılaşırsa, ilk etki belediyelerin altyapı harcamalarında görülür; karşılığında turizm, balıkçılık ve kıyı mülkleri için çevresel risk azalabilir. Bu yol, küresel ölçekte küçük ama kıyı ekonomileri için doğrudan bir uyum maliyeti anlamına gelir.
Eğer Karadeniz'de av baskısı ve kirlilik aynı düzeyde kalırsa, hamsi arzındaki oynaklık balık fiyatlarına ve küçük ölçekli balıkçıların gelirlerine yansıyabilir. Ege ve Akdeniz'de ise ortak koruma ve plastik denetimi güçlenmezse, turizm sektörü daha kirli kıyılar ve daha kırılgan deniz yaşamı ile çalışmak zorunda kalır.