DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: "Çerçeve yasa ile ilgili bir mutabakat sağlandı"

Çerçeve yasa için temmuz takvimi öne çıkarken DEM Parti, Öcalan’ın taslağı onayladığı iddiasını reddetti.

Atlas Newsdesk ·

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan: "Çerçeve yasa ile ilgili bir mutabakat sağlandı"

Çerçeve yasa tartışması, DEM Parti’nin temmuz vurgusu ve Öcalan taslağı iddiasını reddetmesiyle yeni bir aşamaya girdi.

Dem Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, iktidarın “terörsüz Türkiye” adıyla yürüttüğü süreçte yasal düzenleme takviminin Meclis gündemine bağlandığını söyledi. Doğan’ın açıklamasına göre uzlaşma, yasanın içeriğinden çok TBMM’de ele alınacağı döneme ilişkin kuruldu.

Parti sözcüsü, düzenlemenin Meclis tatile girmeden temmuz ayında görüşülmesi gerektiğini belirtti. Bu vurgu, siyasi sürecin yalnızca temaslarla değil, yasa metni ve parlamento takvimiyle ölçüleceği bir evreye girildiğini gösteriyor.

Temmuz takvimi öne çıktı

Doğan, basın toplantısında çerçeve yasa konusunda zamanlama başlığında mutabakat sağlandığını ifade etti. Ancak düzenlemenin hangi yöntemle sunulacağı, kimler tarafından hazırlanacağı ve komisyon aşamasında nasıl ele alınacağı konusunda net bir bilgi paylaşmadı.

DEM Parti’nin pozisyonu, Meclis çalışmalarına ara verilmeden önce yasal zeminin görünür hâle gelmesi yönünde. Bu nedenle temmuz ayı, sürecin siyasi beyanlardan somut metne geçip geçmeyeceği açısından kritik bir eşik olarak tarif ediliyor.

Çerçeve yasa ifadesi, genellikle bir sürecin temel ilkelerini, kurumların görev alanlarını ve uygulanacak prosedürleri belirleyen düzenlemeler için kullanılıyor. Ancak Doğan’ın açıklamasına göre DEM Parti’ye henüz kapsamı ve maddeleri bilinen bir taslak iletilmiş değil.

Öcalan taslağı iddiası reddedildi

Ayşegül Doğan, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın yasa taslağını onayladığı yönündeki iddiaları da reddetti. Doğan, DEM Parti İmralı Heyeti’nin 40 gündür Öcalan ile görüşmediğini söyleyerek bu iddianın nasıl doğrulanabileceğini sordu.

Bu çıkış, sürecin en hassas noktasını açığa çıkarıyor: Kamuoyuna yansıyan iddialar ile partiye aktarılan resmi bilgiler arasında boşluk bulunuyor. Doğan’a göre parti, yasal çerçevenin kapsamını ve içeriğini bilmiyor; bu nedenle onay iddiasını teyit edebilecek bir belge veya görüşme bilgisi de yok.

Belirsizlik, Meclis’e gelmesi beklenen düzenleme açısından iki ayrı risk yaratıyor. İlki, taslağın kim tarafından hazırlandığına dair güven sorunu; ikincisi ise metin ortaya çıktığında siyasi aktörlerin daha önce duydukları beklentilerle gerçek düzenleme arasında fark görmesi.

Bu nedenle yasa sürecinin yalnızca takvimle değil, şeffaflıkla da sınanacağı anlaşılıyor. Eğer metin temmuzda Meclis’e sunulursa tartışma komisyon görüşmeleri, madde kapsamı ve uygulama güvencelerine kayacak; sunulmazsa süreç, temasların niteliği ve açıklamaların tutarlılığı üzerinden sorgulanmaya devam edecek.

Deniz Göktaş sorusu gündeme geldi

Toplantıda komedyen Deniz Göktaş’ın durumu da gündeme taşındı. Göktaş, “Ölü Deniz” adlı stand-up gösterisindeki bazı şakalar nedeniyle hedef gösterildikten sonra gözaltına alınmıştı.

Doğan, mizahın baskı dönemlerinde siyasal eleştirinin en dirençli alanlarından biri olduğunu söyledi. “Tüm Denizler özgür olmalı” ifadesiyle hem Göktaş’ın serbest bırakılması gerektiğini savundu hem de konuyu ifade özgürlüğü tartışmasına bağladı.

Bu başlık, çerçeve yasa tartışmasının ötesinde Türkiye’de siyasi alan, yargı uygulamaları ve ifade özgürlüğü konularının aynı gündem içinde nasıl kesiştiğini gösteriyor. DEM Parti, yasal süreç çağrısını yaparken aynı toplantıda kültürel ifade üzerindeki baskı iddialarını da siyasetin konusu hâline getirdi.

Önümüzdeki aşamada üç soru belirleyici olacak: Taslak gerçekten temmuzda Meclis’e gelecek mi, metnin içeriği hangi aktörlerle paylaşılacak ve İmralı Heyeti’nin Öcalan ile görüşme trafiği yeniden başlayacak mı? Bu sorulara verilecek yanıtlar, sürecin hem DEM Parti hem iktidar hem de Meclis’teki diğer partiler açısından siyasi maliyetini belirleyecek.

Eğer temmuz takvimi korunur ve metin açık biçimde paylaşılırsa tartışma daha kurumsal bir zemine taşınabilir; bu, piyasalardan çok iç siyasi risk algısı üzerinde etkili olur. Aksi durumda belirsizlik uzar, DEM Parti’nin süreçteki rolü daha fazla tartışılır ve Meclis merkezli çözüm arayışı zayıflayabilir.

More stories