Libya uçağı kazası: CHP sabotaj iddiası

Libya uçağı kazası sonrası CHP, Esenboğa’da İsrail jetinin aynı apronda beklediğini söyleyip sabotaj ve şeffaflık soruları yöneltti.

Cuneyd Erdogan ·

Libya uçağı kazası: CHP sabotaj iddiası

CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, 22 Aralık 2025’te Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan kalkıştan kısa süre sonra düşen ve Libya Genelkurmay Başkanı Orgeneral Muhammed Ali el-Haddad’ın da hayatını kaybettiği uçak kazasıyla ilgili “sabotaj” ihtimalini gündeme taşıdı. Yavuzyılmaz, kazadan önce aynı apronda “şüpheli” olarak nitelediği İsrail bayraklı bir jetin Libya heyetini taşıyan uçağın yanında uzun süre beklediğini söyledi.

Yavuzyılmaz’ın aktardığı zaman çizelgesine göre Libya heyetini taşıyan uçak Esenboğa’ya indikten sonra VIP apron yerine havalimanının en uzak noktası olarak tanımladığı 5 numaralı aprona çekildi. Ertesi gün İtalya’dan gelen İsrail bayraklı bir uçak, yakıt ikmali gerekçesiyle aynı aprona yönlendirildi. İki uçağın aynı apronda 1 saat 41 dakika birlikte kaldığını belirten Yavuzyılmaz, İsrail uçağının saat 18.45’te aprondan ayrıldığını, Libya uçağının ise saat 20.17’de kalktığını ifade etti.

CHP’li vekil, Libya uçağının kalkıştan 15 dakika sonra radar ve telsiz bağlantısının kesildiğini ve uçağın düştüğünü söyledi. Bu çerçevede, iki ülke arasında diplomatik ilişki olmadığını vurgulayarak, iki ülkenin uçaklarının aynı apronda park ettirilmesinin “uluslararası uçuş kurallarına aykırı” olduğunu ileri sürdü. Yavuzyılmaz, bu düzenlemenin neden yapıldığını ve olayın neden kamuoyuna açıklanmadığını sorarak hükümetten yanıt istedi.

Yavuzyılmaz ayrıca, iddialarının arkasında olduğunu ve kamuoyuyla paylaşmadığı ek deliller bulunduğunu dile getirdi. Haberde, hükümet ya da ilgili kurumlar tarafından bu iddialara verilmiş bir yanıt yer almadı.

Kaza, Türkiye’nin sivil havacılık güvenliği, VIP uçuş protokolleri ve havalimanı apron planlaması gibi alanlarda karar alma süreçlerini yeniden tartışmaya açabilecek nitelikte bir siyasi gündem oluşturdu. Apron tahsisi, yakıt ikmali için yönlendirme ve yabancı devlet uçaklarının yer hizmetleri süreçleri, normalde havalimanı işletmesi, yer hizmetleri şirketleri ve ilgili kamu otoritelerinin koordinasyonuyla yürür.

Bu tür olaylarda soruşturma başlıkları genellikle uçuş emniyeti, yer güvenliği, erişim kayıtları, kamera görüntüleri, yer hizmetleri logları, yakıt ikmal kayıtları ve hava trafik kontrol kayıtları üzerinden ilerler.

CHP’nin gündeme getirdiği iddia, doğrudan bir sabotaj kanıtı sunmaktan çok, kazadan önceki yer operasyonlarının şeffaflığı ve güvenlik protokollerinin uygulanması üzerinden siyasi ve kurumsal sorumluluk tartışması yaratıyor. İddiaların doğrulanması ya da çürütülmesi, ilgili kurumların kayıtları paylaşma düzeyi ve yürütülecek teknik-adli incelemelerin kapsamına bağlı olacak.

Olası Etkiler

Ülke Etkisi: İddialar, Türkiye’de havalimanı güvenliği ve VIP uçuş protokollerine dair denetim ve şeffaflık tartışmasını büyütebilir. Meclis gündemi ve kurumlar arası sorumluluk paylaşımı, soruşturma süreçlerinin kapsamını ve kamuoyuna açıklama düzeyini etkileyebilir.

Sektör Etkisi: Havalimanı işletmeciliği, yer hizmetleri ve güvenlik süreçlerinde apron tahsisi, erişim kontrolü ve kayıt yönetimi uygulamaları daha yakından incelenebilir. Uluslararası devlet uçuşlarının yer operasyonlarında prosedür uyumu ve izlenebilirlik beklentisi artabilir.

Piyasa Etkisi: Havacılık ve havalimanı hizmetleri şirketlerinde itibar ve uyum riskleri, sözleşme koşulları ve sigorta maliyetleri üzerinden fiyatlamaya yansıyabilir. Siyasi tartışmanın büyümesi, ilgili sektörlerde düzenleyici belirsizlik kanalıyla risk primini etkileyebilir.

More stories