Çağlayan’da “Ailem Güvende” eylemine polis müdahalesi
‘Ailem Güvende’ operasyonları kapsamında LGBTİ+ derneklerine yönelik gözaltıları protesto etmek isteyen gruba polis müdahale etti.
Atlas Newsdesk ·

15 ildeki Ailem Güvende operasyonu sonrası İstanbul Adliyesi önündeki açıklama polis müdahalesiyle dağıldı; katılımcılar gözaltına alındı.
İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin merkezli dosyada dernekler, işletmeler ve kişiler hakkında adli işlem yürütülüyor. Açıklama girişimi, operasyonlarda verilen tutuklama kararlarının ardından İstanbul Çağlayan'daki adliye önünde yapılmak istendi.
Çağlayan önünde polis müdahalesi
Adliye önünde bir araya gelen dernek temsilcileri, hak savunucuları, üniversite öğrencileri ve gazeteciler polis tarafından alandan uzaklaştırıldı. Müdahale sırasında bazı katılımcıların gözaltına alındığı aktarıldı; gözaltı sayısına ilişkin resmi bir rakam paylaşılmadı.
Basın açıklamasını yapmak isteyen gruplar, operasyonlarda gözaltına alınanların ve tutuklananların serbest bırakılmasını talep etti. Hazırlanan metinde LGBTİ+ derneklerine dönük baskınların bitmesi ve LGBTİ+ kişilerin suçla ilişkilendirilmemesi istendi.
162 kişi dosyada yer aldı
Akın Gürlek'in aktardığı bilgilere göre soruşturma kapsamında 162 kişi, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem yapıldı. Aynı açıklamada, Mali Suçları Araştırma Kurulu raporlarının incelendiği ve yurt dışından geldiği belirtilen fon aktarımlarının dosyada değerlendirildiği ifade edildi.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmanın gerekçesini çocuklar ve reşit olmayan gençlerle ilgili faaliyetler üzerinden açıkladı. Başsavcılık açıklamasında çocukların üstün yararı, aile kurumu ve toplumun ortak ahlaki değerleri dosyanın dayanakları arasında gösterildi.
Tutuklama kararları Aydın ve İzmir dosyalarında öne çıktı. Kuşadası'nda gözaltına alınan 6 şüpheliden 5'i tutuklandı; İzmir'deki baskınların ardından ise 16 kişi hakkında tutuklama kararı verildiği bildirildi.
Dernekler suçlamalara itiraz etti
Açıklama metninde, 12 Eylül'den bu yana farklı kentlerde LGBTİ+ kişilere ve LGBTİ+ derneklerine dönük operasyonlar yapıldığı savunuldu. Metinde ayrıca bazı sosyal medya hesapları ile internet sitelerine erişim engeli getirildiği belirtildi.
Gruplar, dosyalarda gündeme gelen “müstehcenlik” ve “fuhşa teşvik” suçlamalarına karşı çıktı. Açıklamada “Ne LGBTİ+ olmak ne de örgütlenmek suç” ifadesi kullanıldı ve dayanışma örgütleri ile hak savunucularının da hedef alındığı ileri sürüldü.
Operasyon adının seçimi de açıklamanın merkezindeydi. Metinde “Kimin ailesi, kime karşı, nasıl güvende?” sorusu yöneltildi; kadınlar ve çocuklar için asıl risklerin erkek şiddeti, çocuk istismarı, yoksulluk ve güvencesizlik olduğu savunuldu.
Adli süreç yeni aşamada
Dosyanın bundan sonraki seyri, tutuklama kararlarına yapılacak itirazlar, erişim engelleri ve fon incelemelerine ilişkin resmi işlemlerle şekillenecek. Tutukluluk kararları korunursa, derneklerin faaliyet kapasitesi ve benzer işletmelerin hukuki risk algısı artabilir.
Serbest bırakma kararları ya da erişim engellerinin kaldırılması halinde tartışma, ceza soruşturmasından hak temelli itirazlara ve idari kararların denetimine kayabilir. Açık kalan ana konu, soruşturmadaki suçlamaların mahkemeler önünde hangi delillerle destekleneceği ve gözaltı işlemlerine ilişkin resmi bilançonun ne zaman paylaşılacağı.