Çağla Tuğaltay cinayetinde 26 yıl sonra kapsamlı keşif ve DNA incelemesi
Çağla Tuğaltay cinayetinde 26 yıl sonra yeni bir keşif yapıldı, delil toplandı ve dökişinin mezarı açılacak.
Hazal Anyalı ·

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, 1998’de Şişli’de işlenen Çağla Tuğaltay cinayeti soruşturmasında 26 yıl sonra yeni bir keşif gerçekleştirdi. 16 Mayıs 2026’da yürütülen çalışmada, cinayetin işlendiği daire ve çevresi yeniden incelendi; olay günü canlandırılarak apartman içinde seslerin duyulup duyulmadığı, görüş açıları ile tanık anlatımlarının teknik olarak mümkün olup olmadığı değerlendirildi.
Süreç, uzun yıllardır faili meçhul olarak kayıtlarda bulunan dosyada yeni delil arayışını güçlendirmeyi hedefliyor.
Soruşturmada ekipler, olay yeri ve çevresinde kapsamlı bir tarama yaptı. Arkadaki gecekondudan yedi delil torbası çıkarıldı. Yan apartmanlarda luminol ile kimyasal tarama gerçekleştirildi. İncelemeler, anahtar sesi gibi ayrıntıları da kapsayacak ölçüde detaylandırıldı. Ailenin aktarımına göre, olası kan izi değerlendirmeleri de çalışma planına alındı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı
Yetkililer, canlandırma kapsamında Çağla Tuğaltay’ın eve geliş güzergâhını ve binada ses ile görüntü hattı koşullarını teknik olarak test etti. Bu aşamada, tanık ifadelerinin olay anındaki fiziksel koşullarla uyumu da analiz edildi. Çalışmaların, dosyadaki mevcut bulgularla yeni toplanan maddi izlerin karşılaştırılmasına temel oluşturması bekleniyor.
Keşfin ardından soruşturma kapsamında, olayla bağlantılı olabileceği belirtilen ve ölüm nedenleri doğal olarak kayda geçen dört kişinin mezarının açılmasına karar verildi. Bu kişilerden DNA örnekleri alınacak. Paylaşılan bilgilere göre, söz konusu kişilerden ikisi Çağla Tuğaltay ile aynı apartmanda oturuyordu; diğer ikisi ise aynı mahallede yaşıyordu.
Şişli’deki dairede canlandırma ve çevresel tarama
Teknik ekip, daire içinde ve apartman boşluklarında ses iletimini test ederek, komşu dairelerden belirli seslerin duyulup duyulmadığını ölçtü. Görüş açıları, giriş-çıkış saatleri ve olası kaçış güzergâhları da krokiler üzerinden ve yerinde kontrol edildi. Yan binalarda yapılan luminol taramasıyla, çıplak gözle görünmeyen biyolojik izlerin varlığı araştırıldı.
Anne Gülnur Tuğaltay
Aile, çalışmaların kapsamına ilişkin memnuniyetini dile getirdi. Anne Gülnur Tuğaltay, yürütülen ayrıntılı incelemenin kendilerini heyecanlandırdığını belirtti. Soruşturma birimleri ise toplanan materyalin kriminal laboratuvarlara gönderileceğini, değerlendirme sonuçlarının dosyaya yeni bir yön verebileceğini ifade etti.
DNA analizi ve mezar açma kararı
Adli süreçte, olayla ilişkilendirilen ve daha sonra vefat eden dört kişiden DNA örneği alınması planlanıyor. Böylece, olay yerinden elde edilen ya da son keşifte toplanan biyolojik izlerle karşılaştırma yapılabilecek. Bu adım, failin kimliğinin tespitine yönelik olası eşleşmeler için kritik görülüyor.
Adli Tıp Uzmanı Prof. Dr. Hakan Kar, aradan yıllar geçmiş olsa da uygun yöntemlerle DNA elde etme olasılığının yüksek olduğunu belirtiyor. Uzman değerlendirmelerine göre, elbiselere bulaşmış biyolojik materyaller çamaşır makinesinde birkaç kez yıkansa dahi tespit edilebiliyor; bazı durumlarda ortam koşulları değişmiş olsa da lif ve kalıntılardan analiz yapılabiliyor. Bu nedenle, yeni kriminal tekniklerin dosyaya somut katkı verme ihtimali güçlü görülüyor.
Önümüzdeki süreçte, mezar açma işlemleri ve laboratuvar analizlerinin tamamlanmasıyla soruşturmanın yönü netleşecek. Savcılık, teknik raporlar ve canlandırma sonuçlarına göre yeni adımlar atabilir.