İçeriğe geç
Spor

Bir Karar, Bir Kırılma: Galatasaray’ın Barcelona Sınavı

Şampiyonlar Ligi’nde Barcelona’ya 4–1 mağlup olan Galatasaray’da kırılma noktası sayılmayan gol mü, yoksa ikinci yarıdaki kopuş mu?

Mehmet Şahinoğlu
Bir Karar, Bir Kırılma: Galatasaray'ın Barcelona Sınavı

Sarp Sayar

Dün maç 2-0'a geldiğinde hangi Galatasaraylı taraftar, maçı kazanabileceğimize inanmadı ki? Galatasaray, ilk yarıyı maç başına 4'e yakın xG üreten, dünyanın en formda takımlarından Barcelona'ya karşı yaklaşık 0,8 xG'lik pozisyon imkânı tanıyarak 1-1 tamamladı. İlk yarıda bulduğumuz ikinci golün VAR incelemesi sonucunda iptal edilmesi ve kararın kamuoyuna yalnızca bir görselle yansıtılması, takımın mental açıdan olumsuz etkilenmesinde önemli bir kırılma noktası oldu. İkinci yarıda ise oyundan kopan Galatasaray, sahadan 4-1'lik mağlubiyetle ayrıldı.

Bütün maçın, sayılmayan golümüzden sonra bu hâle geldiğini söylemek istemiyorum. Ancak anlamadığım nokta şu: Böylesine büyük ekonomik değerlerin ve global bir ilginin bulunduğu Şampiyonlar Ligi arenasında, normal şartlarda farklı açılardan alınan görüntüler ve ağır çekimlerle desteklenen VAR kararları, bu maçta neden yalnızca bir görsel ve sonradan çizilmiş bir çizgiyle sunuldu? Bu, kamuoyunu ikna etmek için yeterince açıklayıcı bir görüntü müydü? Şampiyonlar Ligi seviyesine yakışan bir bilgilendirme miydi?

Dahası, pozisyondaki kararın temel gerekçesi ofsayt mıydı, yoksa başka bir ihlal mi söz konusuydu? Barcelona'nın ilk golündeki pozisyonda da ofsayt şüphesi doğurabilecek başka bir oyuncunun konumu tartışılabilir. Bu pozisyon yeterince incelendi mi, VAR kontrolünün kapsamı neydi? Elbette bu soruların yanıtlarını bilmeden kesin hükümler vermek doğru olmaz. Ancak kararların şeffaf biçimde açıklanması, yalnızca Galatasaray taraftarları için

değil, futbolun adaletine ve güvenilirliğine önem veren herkes için gereklidir. Bu soruların benim dışımda da birçok Galatasaray taraftarının ve futbolseverin aklını kurcaladığına eminim.

Tekrar maça dönecek olursak, rakip kim olursa olsun Galatasaray'ın oyundan kopmadan reaksiyon göstermesi gerekiyordu. Golümüz sayılmasa da geriye düşsek de aynı hırs ve motivasyonla mücadeleye devam etmeliydik. Ne yazık ki bunu ikinci yarıda göremedik. Bunun fiziksel yetersizlikten mi, taktiksel tercihlerden mi yoksa mental düşüşten mi kaynaklandığını sorgulayabiliriz. Ancak Şampiyonlar Ligi tecrübesine sahip ve bu arenada düzenli olarak mücadele eden bir takımın, böylesine kritik bir karşılaşmada ikinci yarıda bu ölçüde oyundan düşmemesi gerekirdi. Belki ikinci golümüz geçerli sayılsaydı bugün çok farklı şeyler konuşuyor olacaktık. Ancak bu mağlubiyetten çıkarılacak dersler, yalnızca tartışmalı kararlarla sınırlı kalmamalı. Galatasaray'ın saha içindeki reaksiyonunu, fiziksel durumunu ve oyun disiplinini de değerlendirmesi gerekiyor.

Maçın 4-1'lik skoruna rağmen tribünlerde yükselen Yerine Sevemem şarkısı ise gecenin bir başka anlamlı anıydı. Sahadaki skora ve hayal kırıklığının aksine tribünlerdeki bu duruş, futbolun yalnızca sonuçlardan ibaret olmadığını bir kez daha hatırlattı.

Şimdi önümüzde, hedef maç niteliği taşıyan Lille karşılaşması var. Ligde kayıpsız ilerlemek ve Avrupa'da yeniden ayağa kalkmak Galatasaray için büyük önem taşıyor. Okan Buruk'un da bu tür karşılaşmalarda takımın fiziksel hazırlığını, mental dayanıklılığını ve maçın tamamına yayılan motivasyonunu daha üst seviyeye taşıması gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü büyük maçlarda mesele yalnızca iyi başlamak değil, işler tersine döndüğünde de aynı inançla mücadele edebilmektir.

Canın sağ olsun Galatasaray, taraftarın da dediği gibi yerine sevilmiyor zaten.

More stories

Son haberler