Baraj doluluk oranları İstanbul ve Ankara’da eşikte

Baraj doluluk oranları İstanbul’da %49,94’e, Ankara’da %43,04’e indi; havza farkları su arz riskini daha görünür kılıyor.

Ayla Demirhan ·

Baraj doluluk oranları İstanbul ve Ankara’da eşikte

Türkiye’nin büyükşehirlerinde baraj doluluk oranları yaz ortasında kritik seviyelere yaklaştı. 14 Ağustos 2026 tarihli resmi ölçümlere göre İstanbul’da ortalama doluluk %49,94’e indi ve kent genel ortalaması %50 eşiğinin altına düştü. Ankara’da toplam doluluk %43,04 seviyesine gerilerken, İzmir’de Gördes Barajı %34,33’te kaldı; Bursa’da ise barajlar %77,05 ile diğer illerden belirgin biçimde ayrıştı.

İstanbul’da riskin ana kaynağı yalnızca ortalama seviye değil, havzalar arasındaki farkın büyümesi oldu. Pabuçdere’de doluluk %16,8, Kazandere’de %22,85 olarak kayda geçti. Bu iki havza ile sistem ortalaması arasındaki makas, şebeke tek bir baraja bağımlı olmasa bile kısa vadeli işletme esnekliğini daraltabiliyor ve havzalar arası aktarım ihtiyacını daha görünür hale getiriyor.

Türkeşrefli Barajı’nın %10 Ankara’da tablo, toplam dolulukta gerilemeye ek olarak küçük ölçekli barajlarda çok daha düşük seviyelerin görülmesiyle dikkat çekiyor. Türkeşrefli Barajı’nın %10,14 seviyesine inmesi, yerel ölçekte arz planlamasını zorlaştıran bir sinyal niteliği taşıyor. Başkentte yaz aylarında artan tüketim, kayıp-kaçak kontrolü ve tüketim yönetimi gibi başlıkların önemini artırıyor. Büyükşehirler arasında ayrışma ne söylüyor? İzmir’de Gördes Barajı’nın %34,33 seviyesinde kalması, kentin birden fazla kaynağa dayalı tedarik yapısında işletme baskısını artırabilir. Bursa’da %77,05’lik doluluk kısa vadede daha geniş bir tampon alanı sunsa da, bölgesel kuraklık döngülerinde bu farkın hızlı kapanabildiği biliniyor. Büyükşehirler arasındaki ayrışma, su arzında “kaynak-şehir eşleşmesi” ve havza koşullarının belirleyici olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Doluluğu aşağı çeken mekanizma: talep ve buharlaşma Yaz sıcaklıkları baraj yüzeyinde buharlaşmayı hızlandırırken, aynı dönemde günlük su kullanımındaki artış depolardaki azalmayı hızlandırıyor. Yağışın sınırlı olduğu yaz aylarında “girişlerin düştüğü, çıkışların arttığı” denge daha belirgin hale geliyor. Bu nedenle doluluk oranı tek başına bir seviye göstergesi değil; suyun ne hızla çekildiğini ve mevcut hacmin ne kadar süre dayanabileceğini izlemeye yarayan bir risk sinyali olarak kullanılıyor. Yönetim araçları ve izlenen göstergeler

Gördes Barajı

Yerel yönetimler, havza verilerine göre içme suyu stratejilerini güncelliyor ve arz güvenliğini izlemeyi sürdürüyor. Uygulanabilen operasyonel araçlar arasında şebeke basınç yönetimi, kayıp-kaçak azaltımı, sulama saatlerine yönelik düzenlemeler ve büyük tüketicilere dönük kullanım kısıtları yer alabiliyor. Hanehalkı ve ticari kullanıcıların tüketim davranışları da kısa vadede talep profilini belirleyen ana değişkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki dönemi belirleyecek değişkenler Baraj seviyelerinin yönünü sıcaklıkların seyri ve yağış rejimindeki değişim belirleyecek. Yağışın zamansal dağılımı, kısa süreli yoğun yağışların depolamaya etkisi ve havzalardaki buharlaşma kayıpları su bilançosunda doğrudan rol oynuyor. Bu çerçevede idareler, yalnızca doluluk yüzdesini değil, havza bazında giriş-çıkış dengesini ve tüketim trendlerini birlikte izleyerek kararlarını güncelliyor.

More stories