Ayhan Bora Kaplan davasındaki sanıklar, polisin kendilerine işkence yaptığını ve sahte ifade imzalamaları için baskı kurduğunu iddia ederek soruşturma sürecini hedef aldı.
Davada kritik bir gelişme olarak, eski Ankara Başsavcısı Yüksel Kocaman'ın tanık olarak dinlenmesi talep edildi, bu da davayı üst düzey yargı mensuplarıyla ilişkilendirdi.
Sanıkların ifadeleri ve avukat talepleri, davanın odağını suç örgütü faaliyetlerinden emniyet ve yargı içindeki iddia edilen usulsüzlüklere kaydırarak meşruiyet tartışması başlattı.

Atlas AI
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasında sanıklar, soruşturmayı yürüten polisler ve yargı sürecine dair ağır usul ihlali iddialarını mahkeme tutanağına taşıdı. Dokuzuncu celsede öne çıkan başlık, gözaltı ve ifade alma aşamasında “gizli tanık” olmaya zorlama, kötü muamele ve delil üretimi iddiaları oldu. Bu iddialar, davanın sadece örgüt suçlamalarıyla sınırlı kalmayıp soruşturma yöntemlerinin de yargı denetimine açılmasına yol açtı.
Tutuklu sanık Muhammed Kaplan, emniyette kendisine baskı yapıldığını ve işkence gördüğünü ileri sürdü. Kaplan, zorla ifade imzalatılmak istendiğini, imzayı reddedince tehdit edildiğini ve “spor odası” diye anılan bir yerde tutulduğunu iddia etti. Ayrıca Mahfuz Tatar cinayetinin Ayhan Bora Kaplan’a yüklenmek istendiğini savunarak sahte HTS kayıtları ve gizli tanık beyanları üzerinden cezalandırıldığını öne sürdü.
Diğer sanıklardan Fethi Koyuncu, hakkındaki suçlamanın tek bir gizli tanık ifadesine dayandığını belirtti. Koyuncu, kendisini teşhis eden kişinin olaydan üç yıl sonra teşhis yaptığını ve HTS kayıtlarının olay anında farklı yerlerde olduklarını gösterdiğini söyleyerek beraat talep etti. Duruşmada bazı sanıklar da örgüt üyeliği suçlamasını reddetti ve tutukluluk süreleri ile mesleki geçmişleri üzerinden savunma kurdu.
Celsenin kurumsal risk boyutunu artıran gelişme, sanık avukatlarının yüksek profilli isimlerin tanık olarak dinlenmesini istemesi oldu. Doğuşcan Uğurlu’nun avukatı Hatice Taştan, dönemin Ankara Cumhuriyet Başsavcısı olan ve halen Yargıtay üyesi olarak görev yapan Yüksel Kocaman’ın yanı sıra Veysel Kaçmaz ve Ahmet Yıkılmaz’ın mahkemeye getirilip sorgulanmasını talep etti. Talep, soruşturma sürecinde “kirlilik” iddiasının aydınlatılması gerektiği gerekçesine dayandı.
Yüksel Kocaman ismi, Ayhan Bora Kaplan hakkında daha önce gündeme gelen kara para aklama soruşturması bağlamında da dosyada tartışma konusu oldu. MASAK raporuna göre Kaplan’ın asistanı Sevda S.’nin hesabından 2 Ekim 2019’da Borusan Oto’ya “Yüksel Kocaman araç bedeli” açıklamasıyla ödeme yapıldığı tespit edildi. Bu kayıt, tanık dinleme talebinin mahkeme açısından önemini artıran bir unsur olarak dosyada yer aldı.
Dava, operasyon sonrası açılan ana dosyanın zamanla genişlemesi ve soruşturmayı yürüten bazı polislerin de sanık haline gelmesi nedeniyle, adli süreç yönetimi ve kolluk denetimi açısından yakından izleniyor. Birleşik dosyada 76 sanık bulunuyor ve mahkeme, bir sonraki celse tarihini daha sonra belirleyecek. Mahkemenin, özellikle Yüksel Kocaman’ın tanık olarak dinlenip dinlenmeyeceğine ilişkin kararı, yargılamanın yönü ve delil tartışmalarının kapsamı üzerinde belirleyici olacak.
Türkiye’de örgüt suçları ve mali suçlar dosyalarında gizli tanık kullanımı, HTS verileri ve dijital deliller sık tartışma konusu oluyor. Bu tür dosyalarda usule ilişkin iddialar, hem delillerin güvenilirliği hem de yargılamanın meşruiyeti açısından kritik görülüyor. Bu davada da sanık beyanları, soruşturma teknikleri ve kurumlar arası hesap verebilirlik tartışmasını mahkeme gündemine taşıdı.
Ülke Etkisi: İşkence, delil üretimi ve gizli tanık baskısı iddiaları, ceza soruşturmalarında usul denetimi ve kolluk gözetimi tartışmalarını yeniden gündeme taşıyabilir. Yüksek profilli bir yargı mensubunun tanık olarak çağrılması, yargı kurumlarının hesap verebilirliği ve siyasi tartışma alanı üzerinde etkili olabilir.
Sektör Etkisi: HTS, dijital delil ve mali istihbarat raporlarının tartışıldığı dosyalarda, telekom verisi ve finansal izleme çıktılarının mahkemede nasıl değerlendirildiği daha görünür hale gelebilir. Bu durum, uyum birimleri ve adli süreçlere veri sağlayan kurumların kayıt standardı ve denetlenebilirlik beklentilerini etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Yargı süreçlerinde kurumsal güven ve öngörülebilirlik tartışmaları, risk primi kanalıyla varlık fiyatlamasına yansıyabilir. MASAK raporlarının ve finansal hareketlerin dava gündemine girmesi, belirli sektörlerde itibar ve karşı taraf riski değerlendirmelerini etkileyebilir.


