Atatürk'ün kendi askeri raporuna göre, 18 Mart 1915'te Alçıtepe'de Cevat Paşa ile birlikte Müttefik donanmasının bombardımanı altında kaldığı ortaya çıktı.
Bu gelişme, Atatürk'ün Deniz Zaferi gününde de cephenin ön saflarında aktif rol aldığını ve bizzat ölüm tehlikesi atlattığını belgelemesi açısından büyük önem taşıyor.
Çanakkale Savaşları'na ait askeri raporlar gibi birincil kaynakların incelenmesi, tarihin bilinen akışına dair yeni ve önemli detayları gün yüzüne çıkarabilir.

Atlas AI
Çanakkale Deniz Savaşları'nın zaferle sonuçlandığı 18 Mart 1915 tarihinde, 19. Tümen Komutanı Yarbay Mustafa Kemal (Atatürk), Birleşik Filo'nun yoğun bombardımanı altında kaldı. Bu olay, Atatürk'ün kendi raporlarıyla belgelendi. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi'nden Dr. İsmail Sabah, Atatürk'ün Arıburnu Muharebeleri raporundaki ifadelerini inceleyerek bu kritik anı ortaya çıkardı.
İncelemelere göre, Mustafa Kemal Bey, Müstahkem Mevki Komutanı Cevat Paşa ile Seddülbahir bölgesindeki birlikleri denetlerken Alçıtepe (o dönemki adıyla Kirte) mevkiinde donanma ateşinin ortasında kaldı. Atatürk, raporunda bu durumu "Ve bizzat düşman donanmasının Kirte ve Alçıtepe istikametlerine yönelttiği ateşlerinin altında kaldık" ifadeleriyle anlattı. Bu tehlikeli durum üzerine Cevat Paşa'nın görev yerine dönmesi gerekti ve denetleme yarıda kaldı.
Mustafa Kemal'in Çanakkale'deki görevi, Sofya Askeri Ataşesi iken kendi ısrarlı talepleri üzerine şekillendi. 20 Ocak 1915'te 19. Tümen Komutanlığı'na atandı ve 31 Ocak'ta Gelibolu'ya ulaştı. Çanakkale Boğazı üzerindeki tehdidin artmasıyla birlikte, komutasındaki tümenle Eceabat'a sevk edildi. 25 Şubat 1915'te Eceabat'a ulaştığı gün, Birleşik Filo'nun boğaza yönelik ikinci büyük saldırısını gerçekleştirmesi, tarihin önemli bir tesadüfü olarak kayıtlara geçti.
Bu saldırıda İtilaf Devletleri, boğaz girişindeki tabyaların savunmasını kırmayı başardı. Bu tarih, Mustafa Kemal'in bölgedeki savunma sorumluluğunu üstlenmesi açısından bir dönüm noktası oldu.
Eceabat'a konuşlanmasının ardından Mustafa Kemal, 19. Tümen Komutanlığı'na ek olarak 9. Tümen'e bağlı 26 ve 27. alayların komutasını da üstlenerek Maydos Mıntıka Komutanı görevini de yürütmeye başladı. Sorumluluk sahası, Gelibolu Yarımadası'nın Ege Denizi kıyılarında Ece Limanı'ndan Morto Limanı'na kadar uzanan geniş bir alanı kapsıyordu. Maydos Mıntıka Komutanı olarak verdiği ilk emirler, onun savunma anlayışını net bir şekilde ortaya koydu.
Birliklerine, olası bir düşman teması anında görevlerini pasif bir savunma yerine "taarruzla" yerine getirmeleri talimatını verdi. Bu proaktif yaklaşım, daha sonra kara muharebelerinde sergileyeceği liderliğin ilk sinyallerini taşıdı.
Şubat ayındaki saldırılar, hızlı hareket etmenin ve anında karşılık vermenin ne denli hayati olduğunu gösterdi. Bu tecrübeden hareketle Yarbay Mustafa Kemal, komutası altındaki tüm birliklerden, gerektiğinde "bir saat içerisinde" harekete hazır olmalarını istedi. Bu emir, disiplinli ve her an tetikte olan bir kuvvet oluşturma hedefini yansıttı.
Mustafa Kemal Bey, birliklerini düşmanın karaya ayak basmasını imkansız kılacak şekilde konuşlandırdı ve savunma tertibatını bu strateji üzerine inşa etti. Nitekim 4 Mart 1915'te Seddülbahir'e çıkan küçük çaplı bir İngiliz birliğine karşı Bigalı Mehmet Çavuş'un sergilediği direniş, alınan tedbirlerin ve askerlerin kararlılığının bir göstergesi oldu. Atatürk'ün 18 Mart'ta Cevat Paşa ile denetlemek istediği de işte bu savunma hattıydı.
Bu olay, Çanakkale Savaşları'nın deniz harekatının en kritik günlerinden birinde, kara kuvvetleri komutanının doğrudan cephe hattındaki riskleri bizzat deneyimlediğini gösteriyor.
Ülke Etkisi: Bu olay, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri liderlik vasıflarını ve cephedeki kişisel risk alma eğilimini ortaya koymaktadır. Bu durum, ulusal kahramanlık anlatılarını pekiştirebilir ve askeri strateji eğitimlerinde örnek teşkil edebilir.
Sektör Etkisi: Askeri tarih ve strateji alanında çalışan araştırmacılar için, bu tür kişisel raporlar, savaş dönemi karar alma süreçleri ve komutanların cephedeki deneyimleri hakkında değerli birincil kaynaklar sunar. Bu bilgiler, askeri doktrinlerin ve liderlik modellerinin gelişimini etkileyebilir.
Piyasa Etkisi: Bu tür tarihi olayların gün yüzüne çıkarılması, kültürel miras ve turizm sektörlerinde Çanakkale bölgesine olan ilgiyi artırabilir. Bu durum, yerel ekonomiye katkı sağlayabilir ve ilgili sektörlerde yatırım fırsatları yaratabilir.