Araştırma Altar Stone’un İskoçya bağlantısını güçlendirdi

Stonehenge Altar Taşı'nın yeni analizleri, taşın İskoçya'dan Dogger Bank'a ve oradan insan eliyle Wiltshire'a taşınmış olabileceğini gösteriyor.

Atlas Newsdesk ·

Araştırma Altar Stone’un İskoçya bağlantısını güçlendirdi

Stonehenge Altar Stone için yürütülen yeni bir çalışma, taşın İskoçya’nın kuzeydoğusundan başlayıp Dogger Bank üzerinden Güney İngiltere’ye uzanan karma bir rota izlemiş olabileceğini ortaya koydu.

İngiltere’nin Wiltshire bölgesindeki Stonehenge, English Heritage’a göre MÖ 3 bin’lerden itibaren aşamalı biçimde inşa edildi. Anıtın merkezine yakın konumdaki “Altar Stone”un (Sunak Taşı) kaynağı ise yıllardır bilim dünyasında tartışma konusu olmayı sürdürüyor.

İskoçya’dan Kuzey Denizi’ne: Buzul aşaması

Çalışmayı yürüten Avustralya merkezli Curtin University ekibi, Altar Stone’un kökenini İskoçya’nın kuzeydoğusuna bağlayan bulgulara ulaştı. Araştırma, taşın Stonehenge’e tek başına bir “doğal sürüklenme” ya da yalnızca “insan taşımacılığı” ile gelmiş olmasındansa, iki sürecin ardışık şekilde rol oynamış olabileceğini vurguluyor.

Bilim insanları bu sonuca jeolojik analizlerle birlikte buzul örtüsü modellemelerini bir araya getirerek ulaştı. Modellemeler, buzulların taşı Kuzey Denizi’nde yer alan Dogger Bank bölgesine kadar sürüklemiş olabileceğini gösteriyor.

Dogger Bank, tarih öncesi dönemlerde su seviyelerinin daha düşük olduğu zamanlarda geniş bir kara kütlesi olarak tanımlanan alanın parçası olarak anılıyor. Araştırmada, taşın İskoçya’dan buraya taşınmış olabileceği mesafenin yaklaşık 320 kilometre olduğu belirtiliyor.

Dogger Bank’tan Wiltshire’a: İnsan taşımacılığı ihtimali

Araştırmacılar, yolculuğun geri kalan bölümünün insanlar tarafından tamamlanmış olabileceğine işaret ediyor. Bu senaryoya göre Altar Stone, Dogger Bank çevresinden başlayarak yaklaşık 400 kilometrelik ek bir güzergâh izleyip günümüzde Salisbury Ovası’ndaki konumuna ulaştırılmış olabilir.

Bu yaklaşım, Stonehenge’in inşasında kullanılan büyük taş blokların nasıl hareket ettirildiğine dair süregelen tartışmalara yeni bir çerçeve ekliyor. Özellikle “uzak kaynaklardan taş temini” ve “taşların hangi aşamada kimlerce taşındığı” gibi sorularda, tek bir açıklama yerine çok aşamalı lojistik ihtimalini güçlendiriyor.

Araştırmanın yazarı Anthony Clarke, bu ölçekte bir hareketliliğin ayrıntılı planlama ve koordinasyon gerektireceğini belirtiyor. Bu vurgu, taş taşımanın yalnızca fiziksel güçle değil, güzergâh bilgisi, zamanlama ve grup organizasyonu gibi unsurlarla da bağlantılı olabileceğini gündeme getiriyor.

Stonehenge tartışmasına yeni veri: Ne değişebilir?

Stonehenge’in MÖ 3 bin’lerden itibaren kademeli biçimde inşa edilmiş olması, farklı dönemlerde farklı malzeme ve tekniklerin devreye girmiş olabileceğini düşündürüyor. Altar Stone’un taşınma hikâyesi de bu “aşamalı inşa” fikriyle uyumlu bir tablo sunuyor.

Önerilen rota, aynı zamanda Kuzey Denizi çevresindeki tarih öncesi çevresel koşulların anıtın malzeme tedarikiyle nasıl kesişebileceğine dair bir örnek oluşturuyor. Buzul süreçleriyle yer değiştirmiş bir taşın, daha sonra insan topluluklarınca seçilip taşınması, doğal ve kültürel etkenlerin birlikte çalıştığı bir zinciri işaret ediyor.

Bundan sonraki adım, taşın kimyasal ve jeolojik “parmak izinin” İskoçya’daki olası kaynaklarla daha ayrıntılı karşılaştırmalarla güçlendirilmesi olabilir. Ayrıca Dogger Bank çevresinin arkeolojik ve jeomorfolojik verileri, önerilen geçiş noktalarının gerçekçi olup olmadığını test etmede kritik rol oynayabilir.

More stories