TBMM Başkanı Kurtulmuş, ara seçim karar yetkisinin Meclis Genel Kurulu'na ait olduğunu, kendisinin inisiyatifi olmadığını belirterek hukuki çerçeveyi çizdi.
Kurtulmuş, siyasi tartışmaların dışında kalacağını ve Anayasa ile İç Tüzük kurallarına bağlı olduğunu vurgulayarak tarafsız konumunu pekiştirdi.
CHP lideri Özel'den henüz randevu talebi almadığını belirten Kurtulmuş, diyalog kapısını açık bırakarak görüşmeye hazır olduğunu ifade etti.

Atlas AI
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ara seçim tartışmalarında karar merciinin TBMM Genel Kurulu olduğunu söyledi ve Meclis Başkanlığı makamının bu konuda inisiyatif kullanamayacağını açıkladı. Açıklama, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in ara seçim çağrısının ardından geldi. Kurtulmuş, sürecin siyasi tartışmayla değil, Anayasa ve TBMM İç Tüzüğü’nde yazan şartlarla ilerlediğini vurguladı.
Kurtulmuş’un verdiği çerçeveye göre ara seçim, ancak belirli hukuki koşullar oluştuğunda ve Genel Kurul karar aldığında gündeme gelebiliyor. Anayasa’nın 78. maddesi, TBMM üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçimi düzenliyor. Aynı madde, genel seçimlerden 30 ay geçmeden ara seçim yapılamayacağını ve genel seçime 1 yıl kala ara seçime gidilemeyeceğini de hükme bağlıyor. Metinde yer alan istisnalardan biri, boşalan üyeliklerin Meclis üye tamsayısının yüzde 5’ine ulaşması durumu.
Kurtulmuş, kendisini bağlayan tek metnin TBMM İç Tüzüğü olduğunu belirterek, Meclis Başkanı’na kişisel takdir alanı tanınmadığını ifade etti. Bu yaklaşım, ara seçim tartışmasını yürütme ya da parti siyaseti ekseninden çıkarıp, parlamentonun usul ve çoğunluk dengelerine bağlı bir karar süreci olarak konumlandırıyor. Bu nedenle muhalefetin talebi, siyasi çağrı düzeyinde kalırsa sonuç üretmiyor; gündeme taşınması ve Genel Kurul’da karşılık bulması gerekiyor.
Süreçte bir diğer başlık, partiler arası temas kanalları oldu. Kurtulmuş, Özgür Özel’den kendisine ulaşmış resmi bir randevu talebi olmadığını söyledi. Buna karşın, talep gelmesi halinde görüşmeye açık olduğunu belirtti. Bu mesaj, ara seçim tartışmasının yalnızca teknik bir takvim ve şartlar meselesi değil, aynı zamanda Meclis’te uzlaşma ve gündem yönetimi kapasitesiyle de bağlantılı olduğunu gösteriyor.
Önümüzdeki aşamada kritik nokta, muhalefetin ara seçim talebini hangi yöntemle Genel Kurul gündemine taşıyacağı ve Meclis aritmetiğinin bu başlıkta nasıl işleyeceği olacak. Kurtulmuş’un açıklaması, kararın tek bir makamın çağrısıyla değil, anayasal eşikler ve Genel Kurul iradesiyle şekilleneceğini netleştirdi.
Bu çerçeve, ara seçim ihtimalini kısa vadeli siyasi tartışmadan çok, Meclis’teki boşalmaların düzeyi, takvim kısıtları ve çoğunluk dengeleri üzerinden okunabilir bir kurumsal sürece bağlıyor.
Ülke Etkisi: Açıklama, seçim takvimi tartışmalarını yürütme dışına çekip Meclis usullerine bağlayabilir. Bu çerçeve, siyasi gerilimin yönetiminde TBMM’nin kurumsal rolünü ve İç Tüzük tartışmalarını öne çıkarabilir.
Sektör Etkisi: Siyasi belirsizlik algısı, kamu ihaleleri, düzenleyici takvim ve yatırım kararlarında bekle-gör davranışını etkileyebilir. Meclis gündeminin yoğunlaşması, bazı yasa ve düzenleme süreçlerinin zamanlamasını değiştirebilir.
Piyasa Etkisi: Ara seçim ihtimalinin Meclis aritmetiğine bağlanması, fiyatlamada haber akışına duyarlılığı artırabilir. Seçim takvimi ve siyasi uzlaşı sinyalleri, risk primi ve kur-faiz beklentileri üzerinden piyasa kanallarına yansıyabilir.


