ABD'deki demokratik gerileme küresel güvenlik dengelerini etkiliyor

ABD'de gözlemlenen demokratik zayıflama, uluslararası ittifakları ve Avrupa'nın güvenlik mimarisini doğrudan etkileyen bir risk faktörü olarak…

Lauren Collins ·

ABD'deki demokratik gerileme küresel güvenlik dengelerini etkiliyor

Demokratik standartlarda düşüş eğilimi

Amerika Birleşik Devletleri'nde son yıllarda kaydedilen demokratik performans düşüşü, uluslararası kurumların raporlarına yansıyor. 2020 yılından bu yana yargı bağımsızlığı, yasama organlarının işleyişi ve basın özgürlüğü gibi temel alanlarda gerilemeler yaşandığı belirtiliyor. Kurumsal veriler, ABD'deki yönetişim kalitesinin 1975'ten bu yana en düşük seviyelerine gerilediğini ortaya koyuyor.

Bu durum, dünya genelinde 11 yıldır süren demokratik gerileme süreciyle paralellik gösteriyor. Uluslararası Demokrasi ve Seçimlere Destek Enstitüsü (IDEA) verilerine göre, 2025 itibarıyla dünya genelindeki ülkelerin yüzde 57'si son beş yılda en az bir demokratik göstergede düşüş yaşadı.

Küresel etkiler ve otoriterleşme riski

Analistler, ABD'deki iç siyasi normların aşınmasının, diğer ülkelerdeki otoriter eğilimleri meşrulaştırabileceği uyarısında bulunuyor. Yürütme yetkisinin merkezileşmesi, çok taraflı iş birliği mekanizmalarını ve hukukun üstünlüğü ilkelerini zorluyor. IDEA Genel Sekreteri Kevin Casas-Zamora, zayıf denetim mekanizmalarına sahip hibrit sistemlerin, istikrarlı demokrasilere kıyasla çatışmalara daha açık olduğunu ifade ediyor.

2025 yılı verileri, dünya genelinde 65 aktif çatışmanın yaşandığını gösteriyor; bu rakam 1946'dan bu yana kaydedilen en yüksek seviye olarak dikkat çekiyor. Uzmanlar, demokratik performansı düşük ülkelerin çatışma riskine karşı daha savunmasız kaldığını belirtiyor.

Avrupa'nın güvenlik kaygıları

Avrupa kıtası da benzer bir baskı altında bulunuyor. 2020-2025 yılları arasında Avrupa'da 77 demokratik gerileme vakası kaydedilirken, sadece 42 iyileşme gözlemlendi. Özellikle sivil özgürlükler, adalete erişim ve seçim güvenliği gibi alanlar, popülist hareketlerin artan etkisiyle zorlanıyor.

Bu tablo, Avrupa'nın güvenlik stratejilerini yeniden gözden geçirmesine neden oluyor. Demokratik dayanıklılığın artırılması, kıtanın savunma ajandasında öncelikli bir konu haline geliyor. Ancak, uluslararası ortakların kendi iç siyasi baskılarıyla mücadele ederken bu dayanıklılığı nasıl sağlayacakları belirsizliğini koruyor.

Gelecek projeksiyonları

ABD'nin mevcut demokratik rotasını sürdürmesi durumunda, küresel ölçekte otoriter eğilimli yönetimlerin cesaretlenebileceği öngörülüyor. Buna karşılık, demokratik ilkelere yönelik yeniden bir bağlılık sergilenmesi, uluslararası ittifakların istikrar kazanmasına yardımcı olabilir. Yine de bu sürecin, küresel çapta popülist hareketleri ne ölçüde dengeleyebileceği henüz netleşmiş değil.

More stories