ABD’nin ulusal borcu ilk kez 40 trilyon doları aştı

ABD’nin brüt ulusal borcu ilk kez 40 trilyon doları aşarken, artan faiz maliyetleri ve bütçe açığı ülkenin mali görünümüne ilişkin endişeleri artırdı.

Atlas Newsdesk ·

ABD’nin ulusal borcu ilk kez 40 trilyon doları aştı

ABD’nin brüt ulusal borcu ilk kez 40 trilyon dolar seviyesini geçti. Bu gelişme, ordunun, sosyal güvenlik ağı programlarının ve ABD Başkanı Donald Trump’ın vergi indirimlerinin giderek artan maliyetlerini karşılamak amacıyla onlarca yıldır borçlanan ülke ekonomisinin mali açıdan kırılgan bir zeminde bulunduğunu gösteren kaygı verici bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

ABD, yalnızca bu yıl yükümlülüklerini karşılayabilmek için 2 trilyon dolardan fazla borçlanma yolunda ilerliyor. Bu borçlanmada İran’daki savaş için yapılan harcamaların yanı sıra Cumhuriyetçilerin 2025’te yürürlüğe koyduğu kapsamlı vergi indirimleri de etkili oluyor. ABD’nin borcunu satın alan yatırımcılara ödenen faizlerin hızla yükselmesi, bütçe açığının yaklaşık yarısını oluşturuyor ve ülkeyi daha derin bir mali çıkmaza sürüklüyor.

Borç yükü tartışmaları sürüyor

Artan borç yükünün çözülmesi gereken bir sorun mu yoksa ABD ekonomisinin gücünün bir sonucu mu olduğu tartışılmaya devam ediyor. Bütçe açıkları aynı zamanda siyasi açıdan da önemli bir çekişme konusu. New York Times’a göre Cumhuriyetçiler, iktidarda olmadıkları dönemlerde bütçe açıklarını ortadan kaldırma konusunda daha istekli davranıyor.

Açıkların azaltılmasını savunan Sorumlu Federal Bütçe Komitesi’nin kıdemli politika direktörü Marc Goldwein, borcun faizine ilişkin değerlendirmesinde, “Bunun en korkutucu yanı, borç sarmalının başladığını görmeye başlamamız” dedi.

Yetkililerin borç sorununa çözüm üretmekte yetersiz kalması, uzun vadede çeşitli riskleri beraberinde getiriyor. ABD dünyanın en büyük ekonomisi olmayı sürdürse de artan borç yükü, yatırımcıların ABD tahvilleri karşılığında daha yüksek faiz talep etmesine veya ülkenin kredi değerliliğine ilişkin soru işaretlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu durum, dünyanın rezerv para birimi olan dolara yönelik güveni de zayıflatabilir.

Trump döneminde mali baskı arttı

ABD’nin artan borçlanmasında hem Cumhuriyetçilerin hem de Demokratların politikalarının payı bulunuyor. Ülke, sağlık programları, teşvik ödemeleri, afet yardımları ve hükümetin günlük faaliyetlerinin maliyetlerini karşılamak için giderek daha fazla borçlanmak zorunda kaldı. Trump mali düzeni yeniden sağlayacağı sözünü verse de politikalarının önemli bir bölümü ABD’nin mali sorunlarını daha da ağırlaştırdı.

Trump, 2016 yılında ilk kez Beyaz Saray için yarışırken yeni ticaret anlaşmaları yaparak ve ekonomik büyümeyi hızlandırarak ulusal borcu sekiz yıl içinde ortadan kaldıracağını söylemişti. Ancak o tarihten bu yana ulusal borç iki katına çıktı.

Trump’ın ikinci döneminde harcamaları azaltmak ve gelirleri artırmak amacıyla ortaya koyduğu en büyük girişimler de sonuç vermedi. Başlangıçta Elon Musk’ın yönettiği Hükümet Verimliliği Bakanlığı, federal harcamaları 1 trilyon dolar azaltma sözü vermişti. Bakanlık şimdiye kadar 200 milyar doların biraz üzerinde tasarruf sağladığını öne sürüyor. Hükümet Hesap Verebilirlik Ofisi ise bu ay yaptığı değerlendirmede, bakanlığın tahmininin güvenilirlik ve şeffaflıktan yoksun olduğunu belirtti.

Trump yönetimi, ithalata kapsamlı gümrük vergileri uygulayarak hükümetin ek gelir elde etmesi konusunda ilerleme sağlıyordu. Ancak Yüksek Mahkeme’nin bu vergilerin bir bölümünün yasa dışı olduğuna hükmetmesi, söz konusu planları bu yıl sekteye uğrattı. Kararın ardından federal hükümet, ithalat vergilerini ödeyen şirketlere 160 milyar dolardan fazla para iade etmek zorunda kaldı.

Hazine Bakanı Bessent bütçe açığındaki artışı değerlendirdi

Trump göreve geldiğinde yüzde 6’nın üzerinde olan bütçe açığının 2028’e kadar gayrisafi yurtiçi hasılanın yüzde 3’üne indirilmesini hedefleyen ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, geçen hafta bu yıl bütçe açıklarının olumsuz yönde ilerlediğini kabul etti.

Bessent, Newsmax’e verdiği röportajda bütçe açıklarındaki büyümenin nedenlerine ilişkin çeşitli gerekçeler sıraladı. İran’la savaş bağlantılı harcamaların ülkeyi orduya daha fazla kaynak ayırmaya zorladığını belirten Bessent, gümrük vergilerinin iade edilmesinin de Trump yönetiminin 2025’te bütçe açığının gayrisafi yurtiçi hasılaya oranını düşürme konusunda kaydettiği ilerlemeyi olumsuz etkilediğini söyledi.

İran’daki savaşın ABD’de enerji fiyatlarının yükselmesine neden olduğunu belirten Bessent, bunun ekonomik büyümeyi de olumsuz etkilediğini ve Trump yönetimi yetkililerinin vergi gelirlerini artırmasını beklediği ekonomik genişlemeyi zayıflattığını ifade etti.

Bessent ayrıca geçen yıl yapılan vergi indirimlerinin de bütçe açıklarını artırdığını söyledi. Şirketlerin fabrika inşaatı ve ekipman maliyetlerini doğrudan gider olarak düşürmelerine imkan sağlayan düzenlemeden yararlandığını belirten Bessent, Vergilendirme Ortak Komitesi’nin tahminlerine göre bu önlemlerin bu yıl 100 milyar dolara mal olabileceğini aktardı. Hazine Bakanı, başlangıçta maliyet oluşturan bu indirimlerin ilerleyen dönemde ek gelir sağlayarak kendini amorti edeceğini savundu.

Bessent mali gidişatın istikrara kavuşacağından emin olduğunu belirtse de yatırımcılar ABD tahvillerini ellerinde tutmak için daha yüksek getiri talep ederek bütçe açıklarına ilişkin endişelerini ortaya koyuyor. 30 yıllık ABD Hazine tahvillerinin getirisi bu hafta yaklaşık 20 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Bu gelişme, enflasyondan etkilenen tüketiciler ve işletmeler açısından daha yüksek borçlanma maliyetleri anlamına geliyor.

Trump yönetimindeki endişenin göstergelerinden biri de Bessent’in değer kaybeden Japon yenini desteklemek amacıyla döviz piyasalarına nadir görülen bir müdahalede bulunması oldu. Müdahalenin amaçlarından biri, Japonya’nın para birimini desteklemek için elindeki ABD Hazine tahvillerini satmasının önüne geçmekti. Bessent ayrıca bakanlığın, borçlanma maliyetlerini kontrol altında tutmak amacıyla yatırımcılardan geri satın almasına izin verilen kendi borç miktarını iki katına çıkaracağını açıkladı.

Yatırımcılar Fed’in adımlarını izliyor

Hazine piyasasındaki yatırımcılar, ABD hükümetinin tedavüldeki borç miktarına ilişkin endişeleri çoğunlukla göz ardı etti. Dünya finansal sistemi açısından ABD Hazine piyasası kadar derin, likit ve merkezi başka bir piyasa bulunmuyor. Bu nedenle gerçek anlamda rakiplerin sayısı sınırlı kalıyor ve alıcıları önemli ölçüde caydırabilmek için çok büyük çaplı bir değişimin yaşanması gerekiyor.

Buna karşın yatırımcıları tedirgin edebilecek bazı olası değişiklikler gündemde. Belirsizlik kaynaklarından biri, 6,8 trilyon dolarlık devlet tahvili ve ipoteğe dayalı menkul kıymet portföyünü yöneten Fed.

Mayıs ayında merkez bankasının başkanlığını devralan Kevin M. Warsh, büyük ölçüde geçmiş krizlerde Fed’in piyasaları desteklemek amacıyla müdahale etmesi sonucunda büyüyen söz konusu varlıkların azaltılmasını en önemli önceliklerinden biri haline getirdi.

Warsh henüz bu konuda somut bir plan açıklamadı. Bilançosunu incelemekle görevlendirdiği çalışma grubunun çalışmalarını yıl sonuna kadar tamamlamasını beklemesi muhtemel.

Kaynak: Forbes

More stories