ABD'li yetkililer, Çinli çip devi SMIC'i, ABD yaptırımlarına rağmen İran ordusuna kritik yarı iletken üretim teknolojisi sağlamakla suçluyor.
2020'den beri ABD'nin kara listesinde olan SMIC'e yönelik bu iddialar, Pekin ve Tahran arasındaki stratejik ortaklığın derinleştiğini gösteriyor.
Tarafların sessizliği ve iddianın isimsiz kaynaklara dayanması belirsizliği artırsa da, gelişme küresel teknoloji savaşlarında yeni bir cephe açabilir.

Atlas AI
ABD’li yetkililer, Çin’in en büyük yarı iletken üreticisi SMIC’in İran ordusuna çip üretiminde kullanılan hassas teknoloji sağladığını öne sürdü. İddia, Washington’un hem Çin’e hem İran’a uyguladığı yaptırımların uygulanabilirliği ve denetimi açısından yeni bir risk başlığı açtı. SMIC, Aralık 2020’den beri ABD’nin ihracat kısıtları kapsamında yer alıyor ve Amerikan menşeli teknolojiye erişimi sınırlı.
The Economic Times’a konuşan ve isimleri açıklanmayan iki ABD’li yetkiliye göre SMIC, gelişmiş yarı iletken üretiminde kullanılan araçları ve ilgili teknolojiyi yaklaşık bir yıl önce İran’a göndermeye başladı. Yetkililer, bu akışın durduğunu düşündürecek bir işaret görmediklerini ve işbirliğinin sürdüğünü savunuyor. İddiaya göre süreç yalnızca ekipman tedarikiyle sınırlı kalmadı; SMIC’in İranlı personele teknik eğitim verdiği de ileri sürüldü.
Bu çerçeve, İran’ın uzun vadede yerli yarı iletken üretim kapasitesi kurma hedefiyle ilişkilendiriliyor. Yarı iletken üretiminde bilgi birikimi ve süreç kontrolü, ekipman kadar kritik kabul ediliyor; eğitim ve teknik destek iddiası bu nedenle yaptırım uyumu ve teknoloji yayılımı açısından ayrı bir başlık oluşturuyor. İddianın doğrulanması, İran’ın savunma sanayii tedarik zincirinde dışa bağımlılığı azaltma çabalarına teknoloji kanalıyla katkı sağlandığı tartışmasını büyütebilir.
SMIC’in geçmişi, iddianın Washington’da neden hızlı şekilde güvenlik ve yaptırım gündemine girdiğini açıklıyor. Trump yönetimi Aralık 2020’de şirketi, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun modernizasyonuna destek verdiği gerekçesiyle kara listeye aldı ve ABD teknolojisine erişimini büyük ölçüde kısıtladı. Yeni iddia, SMIC’in kısıtlar altında dahi üçüncü ülkelerle teknoloji ilişkileri kurabildiği ve ABD’nin hasım gördüğü aktörlerle temas riskinin sürdüğü tartışmasını güçlendiriyor.
SMIC, Çin’in Washington Büyükelçiliği ve İran’ın BM nezdindeki temsilciliği, yöneltilen sorulara henüz yanıt vermedi. Bu sessizlik, iddiaların doğrulanması için kamuya açık kanıt beklentisini artırıyor ve olası ABD adımlarının zamanlamasını belirsiz bırakıyor. Süreç, küresel çip tedarik zincirlerinde uyum kontrolleri, ara ürün ve ekipman izlenebilirliği ile üçüncü ülke üzerinden tedarik kanalları gibi başlıklarda yeni denetim baskısı yaratabilir.
Washington-Pekin teknoloji rekabeti son yıllarda ihracat kontrolleri, kara liste uygulamaları ve ileri üretim ekipmanlarına erişim kısıtları üzerinden ilerliyor. Bu iddia, yaptırımların yalnızca doğrudan satışları değil, eğitim, teknik servis ve süreç bilgisinin aktarımı gibi daha zor izlenen kanalları da kapsayıp kapsamadığı tartışmasını öne çıkarıyor.
Ayrıca ABD’nin, yaptırım rejimini deldiği düşünülen şirketlere ve aracılara yönelik ikincil yaptırım ve daha sıkı uyum mekanizmalarını gündeme almasına zemin hazırlayabilir.
Implications
country: İddia doğrulanırsa ABD, Çin ve İran’a dönük yaptırım uygulamasında denetim ve yaptırım kapsamını genişletmeyi tartışabilir. Bu da ikili ilişkilerde teknoloji başlığını daha merkezi hale getirip diplomatik gerilimi artırabilir.
industry: Yarı iletken ekosisteminde ekipman, yazılım, bakım ve eğitim hizmetleri daha sıkı uyum kontrollerine tabi olabilir. Şirketler, üçüncü ülke üzerinden tedarik ve hizmet modellerinde sözleşme, denetim ve izlenebilirlik yükünü artırabilir.
market: Yaptırım riski algısı, çip üreticileri ve tedarik zinciri şirketlerinde risk primi kanalıyla fiyatlamayı etkileyebilir. İhracat kontrolü genişlerse, ekipman ve ara malı akışlarında gecikme beklentisi tedarik zinciri maliyetleri üzerinden piyasalara yansıyabilir.
Ülke Etkisi: İddia doğrulanırsa ABD, Çin ve İran’a dönük yaptırım uygulamasında denetim ve yaptırım kapsamını genişletmeyi tartışabilir. Bu da ikili ilişkilerde teknoloji başlığını daha merkezi hale getirip diplomatik gerilimi artırabilir.
Sektör Etkisi: Yarı iletken ekosisteminde ekipman, yazılım, bakım ve eğitim hizmetleri daha sıkı uyum kontrollerine tabi olabilir. Şirketler, üçüncü ülke üzerinden tedarik ve hizmet modellerinde sözleşme, denetim ve izlenebilirlik yükünü artırabilir.
Piyasa Etkisi: Yaptırım riski algısı, çip üreticileri ve tedarik zinciri şirketlerinde risk primi kanalıyla fiyatlamayı etkileyebilir. İhracat kontrolü genişlerse, ekipman ve ara malı akışlarında gecikme beklentisi tedarik zinciri maliyetleri üzerinden piyasalara yansıyabilir.


