ABD'de demokrasi son 50 yılın en kötü seviyesinde

Önde gelen bir düşünce kuruluşunun verilerine göre, ABD’de demokrasinin temel göstergeleri son 50 yılın en düşük seviyesine gerilerken, ABD Başkanı Donald…

Atlas Newsdesk ·

ABD'de demokrasi son 50 yılın en kötü seviyesinde

Demokrasi raporu, ABD’de göstergelerin 50 yılın en düşük düzeyine indiğini ve küresel hukuk zemininde aşınma yaşandığını bildirdi.

Stockholm merkezli International IDEA’nın çalışması, yargı bağımsızlığı, güvenilir seçimler, ifade özgürlüğü, basın özgürlüğü ve adalete erişimde dünya genelinde en az 30 yılın en düşük seviyelerine işaret etti. Hükümetler arası kuruluş, değerlendirmesini 174 ülkeye ve 1975’ten bu yana tuttuğu demokrasi performansı verilerine dayandırıyor.

ABD verisi küresel düşüşte

International IDEA, ABD’deki gerilemeyi tekil bir sapma olarak değil, daha geniş bir eğilimin parçası olarak sınıflandırdı. Kuruluş, ABD’yi 2021’de ilk kez “gerileyen” demokrasiler arasına almış ve bozulmanın 2019’da belirginleştiğini kaydetmişti.

Rapor yazarları, 2025’te demokrasiye dönük baskıların ABD’deki siyasi gelişmelerle görünür hale geldiğini ve derinleştiğini savundu. Değerlendirmede, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin “tehditleri ve eylemleri” ile yerel ve uluslararası düzeyde hukukun üstünlüğünün zayıfladığı ileri sürüldü.

International IDEA’ya göre 2025, kuruluşun kayıtlarında kesintisiz düşüşün en uzun sürdüğü dönem oldu. Demokratik açıdan gerileyen ülke sayısı, ilerleme gösterenleri üst üste 11. yılda da aştı.

Hukukun üstünlüğü zayıf halka

Küresel ölçekte en zayıf alan hukukun üstünlüğü olarak belirlendi. Rapora göre değerlendirilen ülkelerin yüzde 41’ine karşılık gelen 71 ülke bu başlıkta “düşük performanslı” sayıldı; 29 ülkede ise gerileme kaydedildi.

Kuruluş, ülkeleri demokrasi, “hibrit” yönetim ve otoriteryan rejim kategorilerinde izliyor. Bu sınıflandırma, seçimlerin güvenilirliğinden yargının bağımsızlığına kadar uzanan göstergelerin birlikte okunmasına dayanıyor.

International IDEA Genel Sekreteri Kevin Casas-Zamora, güvenlik ile demokrasi kalitesi arasında daha açık bir bağ kurulması gerektiğini söyledi. Casas-Zamora, "demokrasiye yatırım yapmanın her ülkenin güvenlik stratejisinin merkezinde yer alması gerektiğidir" ifadesini kullandı.

Uppsala Üniversitesi bünyesindeki Uppsala Çatışma Veri Programı’nın verileri de aynı dönemde çatışma tablosunun ağırlaştığını gösterdi. Programın 1946’ya uzanan veri setine göre 2025, en fazla silahlı çatışmanın ve en fazla devletler arası çatışmanın kaydedildiği yıl oldu.

Genç protestolar reformu sınadı

Rapor, karamsar tablo içinde bazı karşı örneklere de yer verdi. Avustralya’da ırkçılıkla mücadele stratejisi ve çocukların çevrim içi gizliliği konularında sivil toplum kuruluşlarına danışılması olumlu gelişmeler arasında sayıldı.

Suriye’de Beşar Esad’ın devrilmesi de raporda siyasi değişim örneği olarak anıldı. Bangladeş, Nepal ve Sri Lanka’da gençlerin öncülüğündeki protestolar uzun süre iktidarda kalan liderleri görevden uzaklaştırdı, ancak rapor bu ülkelerde hızlı ve kapsamlı reform üretmenin zor kaldığını belirtti.

Casas-Zamora, ABD’de yaşanan siyasi gelişmelerin başka ülkelerdeki aktörler üzerinde etkili olduğunu söyledi. “ABD’de ne olursa küresele yayılıyor” diyen Casas-Zamora, seçim sonuçlarını reddetme eğilimine ilişkin olarak Beyaz Saray’ın şu anki sakinine atıf yaptı.

Üç rota öne çıkıyor

Raporun çizdiği çerçevede, ilk senaryo ABD’de kurumsal denge ve denetim mekanizmalarının güç kazanması. Bu durumda küresel hukuk normları üzerindeki baskı azalabilir, ABD yönetimi üzerindeki uluslararası eleştiri daralabilir ve seçim gözlemi ile demokrasi destek programları daha az savunmacı bir zeminde çalışabilir.

İkinci senaryo, mevcut gerileme eğiliminin 2026 ve sonrasında da sürmesi. Böyle bir hatta küresel ölçekte çatışma riski ile demokratik aşınma arasındaki bağ daha fazla tartışılır, Trump yönetiminin dış politika ilişkileri daha sert sınanır ve sivil toplum kuruluşları ile yargı kurumları üzerindeki baskı artabilir.

Üçüncü senaryo, gençlik hareketleri ve yerel reform girişimlerinin bazı ülkelerde kurumsal sonuç üretmesi. Bu yol açılırsa demokrasi gündemi yalnızca ABD merkezli tartışmalara bağlı kalmaz; Bangladeş, Nepal, Sri Lanka ve Suriye gibi örnekler, seçimler sonrası reform kapasitesinin asıl ölçüt olduğunu gösterebilir.

More stories

Son haberler